Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Sakın ola, ‘yazdın da ne oldu’ demeyin!
Dursun GİRGİN...

Sakın ola, ‘yazdın da ne oldu’ demeyin!

Bu içerik 389 kez okundu.

Dursun GİRGİN

Dostlarım merhaba.

Bugüne kadar yüzlerce konuda yazıp çizdik ancak aramızda öyle tipler var ki, adamın dünyadan haberi yok. Dibekdere’nin bugün yakalamış olduğu birçok başarıyı sanki kendi başarısıymış gibi gösterenleri mi ararsın, hadi canım sende Muhtar Dursun ne yapıverdi ki diyenleri mi arasın…

İşte insanoğlu böyle bir şey sevgili dostlarım.

Elbette ki bizler yaptığımız hizmetlerin karşılığını Allah’tan gayri hiç kimseden beklemiyoruz, ancak ortada bir gerçek var ki bugünkü Dibekdere’deki farklı davul-zurna kültürünün oluşumunda elbette gözle görülür, elle tutulur emeğimiz olmuştur. Bunu inkâr etmek hem çok zor, hem de nankörlüktür.

İşte bugün siz kültür dostlarımla bu meseleyi paylaşmak istiyorum.

Hani derler ya, ‘tavuk bile su içer sonra da Allah’a şükreder’ diye, yani tüm mahlûkatta bu gibi hadiseler görülürken, insanoğlunun kendi adına yapılan onca güzellikleri görmemesi bence nankörlük denen o kötü alışkanlığın ta kendisidir.

Şimdi malum düğün-dernek sezonunda artık sona doğru yaklaşılıyor. Bizler de her aile gibi kışlık odunumuzun-kömürümüzün-tarhanamızın-çekişkemizin hazırlığı içindeyiz ve öncelikle bir sezonu daha kazasız-belasız atlatarak tüm sevdiklerimizle birlikte yeni bir yılın hazırlığı içindeyiz.

Çok değerli dostlarım, bakınız bugüne kadar yazılıp çizilen onlarca, yüzlerce yazımızın içinde neler var neler? Kılık kıyafetten tutun da Dibekdere’nin dünü-bugünü ve geleceğinin nasıl olması gerektiği konularına varıncaya kadar birçok konuda fikir-düşünce ve görüş ortaya koyduk. Bugün bu yazılar gazetede olduğu gibi internet üzerinden de yayınlanıyor. Sadece Milas ile ilgili kalmıyor, hemen birçok konuda yazmış olduğum yazılar ortada…

Peki ne oluyor dersiniz? Bu yazıları dünya okuyor. Bugün Dibekdere’nin bir kültür köyü olduğunu, aynı zamanda davul ve zurna eğitiminin verildiği bir köy olduğunu artık dünya âlem biliyor.

Geçenlerde düzenlenen Zurna Festivali dolaysıyla bütün zurnacıları ısrarla Dibekdere’ye getirme çalışmamın amacı da işte buydu. Yani Dibekdere’de 7’den 70’e davul ve zurna kültürüyle uğraşıldığını, davul-zurna kültürünün nasıl tüm bir köyün geçim kaynağı olduğunu; Çin, Fransa, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Azerbaycan ve dahi ülkemizin çeşitli bölgelerinden gelen zurna ustalarının, bu kültürünün yaşatıldığı köyü görsünler diye çok çabaladım. Zurnacıları Dibekdere’ye getirmeyi başardım ama Dibekdere’deki bazı kendini bilmez aymazların yüzünden ne yazık ki bu köydeki güzellikleri gösteremedim. Ancak bu konuda ben, her konuda olduğu gibi ısrarla Dibekdere’yi anlatmaya devam edeceğim. Tıpkı karınca misalinde olduğu gibi! Her ne kadar yapılan onlarca güzelliği kendini bilmezler bilmese de, elbette her dikilen ağaç bir gün gelecek meyvesini de verecektir. Yeter ki sen o ağacın suyunu ver, bakımını yap, o meyvelerin birçoğunu gördük ve yedik de, işte bugün zurnacıların vergiden kurtulmuş olmaları…

Eskiden iki zurnacı bile bir yerde beraberlik, birliktelik sağlayamazken, bugün onlarca zurnacı ve davulcunun beraberce aynı şarkıları, aynı türküleri bir koro halinde meşk etmeleri başarı değil de nedir?

Neyse, hani meşhur bir deyim vardır: “Ağzı olan konuşuyor!” diye…

Benim bu gibilere tek bir sözüm var: Gölge etmeyin başka ihsan istemem …

Hoşça kalın, dostça kalın…

(Bir Kültür Dostu, Kültür Bakanlığı Mahalli Sanatçısı Zurnacı Muhtar Dursun Girgin GSM: 0532 642 0539 – Ev: 0252 545 4230)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X