Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Sağlık ve huzur için “Tai Çi Çuan”
Gülçin ERŞEN...

Sağlık ve huzur için “Tai Çi Çuan”

Bu içerik 369 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

On üç yıl önce Çin’e giderken, üç şeyi hedefliyordum: Tai Çi’yi vatanında öğrenmek, Çince öğrenmek, Tibet’e gitmek. Pasaportumun meslek hanesinde “Gazeteci” yazdığı için Tibet’e gidemedim. Çin’de yıllarca yaşamayı istemediğimden, günlük yaşamda alışverişe, yön ve yer tarifine yarayacak kadar Çince öğrendim. Ancak, bir buçuk yıl boyunca iki ayrı hocadan iki ayrı tarzda 24’er hareketten oluşan “iki set” tai çi öğrendim.

Benim “Hareketli Meditasyon” olarak tanımladığım Tai Çi Çuan’ın ortaya çıkışı M.Ö. 3 bin yıl öncesine dayanıyor. Uzakdoğu’da çok derin felsefi anlamlar içeren Tai Çi’nin Kung Fu egzersizi sayılabileceği de söylenir. Türkiye’de sinema ve televizyon filmlerinin, dizilerin bazı sahneleri dışında pek de tanınmayan, benim de yıllar önce İzmir’de hakkında haber yaptığım Tai Çi, Uzakdoğu sporları, yoga ve meditasyon ile ilgilenenler açısından az çok bilinir. İnternet başta olmak üzere çeşitli kaynaklarda bu “sanat” hakkında yazılı, görsel bilgiye ulaşabilirsiniz. Ben kendi deneyimlerimden söz etmek isterim.

Çin’e gittikten bir iki hafta sonra (2004 Aralık), Çin Uluslararası Radyosu’nda (CRI) çalışan daha deneyimli bir yabancı uzmanın önerisiyle, kaldığımız devlet misafirhanesine (Beijing Friendship Hotel – Pekin Dostluk Oteli) yakın Pekin Spor Akademisi’nden yaşlı bir kadın hoca ile çalışmaya başladım. Haftada üç gün, sabah işe gitmeden, buz gibi soğuk bir havada otelin ağaçlarla dolu güzel bahçesinde çalışıyorduk. Birbirimizin dilini bilmediğimizden hareketlerle anlaşıyorduk. Öyle hevesli, istekli ve hazırmışım ki; başkalarının iki üç ayda yapabildiği 24 hareketlik bir seti 3 haftada öğrendim. Kendi kendime çalışmayı sürdürürken, aslında bu alanda ustalaşmak istiyordum. Birkaç ay sonra CRI’ye yakın bir apartman dairesine taşındım. Hocam’dan uzaklaşmıştım. Yeni bir hoca araştırmaya başladım. Şehir merkezinden uzak oturmam ya da yüksek ücret istenmesi sorun oluyordu. Bir gün, radyonun düzenlediği bir etkinlikte Peştuca bölümünde çalışan Huy-Zu (Müslüman Çinli) bir gencin yaptığı Tai Çi gösterisi dikkatimi çekti. Kendi bölümündeki takma adı Ahmet, asıl adı Şimon olan yeni hocam ile İngilizce iletişim kuruyorduk. Çalışma yerimiz, Radyo ile benim oturduğum apartman arasındaki parktı. Zaten burada zaman zaman orta yaşlı ve yaşlı Çinliler kadınlı erkekli topluca müzik eşliğinde spor yapıp tai chi çalışıyorlardı. Diğer zamanlarda uçurtma uçuranlar, köpeğini gezdirenler, “karete filmleri”nde gördüklerimize benzer çeşitli aletlerle Uzakdoğu dövüş sanatı ustalıkları sergileyenleri görmek de mümkündü. Hocam ile onun ve benim iş saatlerimizin çatışmadığı zamanlarda, tatil günlerinde çalışmalarımızı sürdürdük.

 

Ustanın iznini almak

Bu arada önemli bir olayı da yazmalıyım. Ahmet (Şimon) beni çalıştırmayı kabul etmişti. Ancak, bu yeterli değildi. Ustasından izin alması gerekiyordu. Bunun için bir sabah metroyla Pekin’in en batı ucundan, en doğu ucuna gittik. Yongangli’ye yakın büyük bir parkta ailesi ve akrabalarıyla çalışmakta olan ustasıyla beni tanıştırdı. Ustası, Ahmet’in çevirmenliği ile bana birtakım sorular sordu, sonra öğrendiklerimi göstermemi istedi. Benim daha önce enerji çalışmaları yaptığımı anladığını belirtti. 2000’lerin başından beri Reiki ile ilgilendiğimi söyledim. Onlar bunun, yani benim yaptığım bazı çalışmaların aslında Çi Kung olduğunu anlatmaya çalıştılar. Yılda birkaç kez İspanya gibi Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da seminerler veren, çalışmalara katılan ustasının izniyle Ahmet (Şimon) ile çalışmalarımız başlayabildi. Bu kez ayrı bir tarzda 24 hareketten oluşan bir seti tamamlayınca, bundan sonra kendi başıma çalışmayı sürdürebilmem için Ahmet bana bir CD hediye etti. Benden para almayı kabul etmeyince, ramazanda birlikte bir iftar yapmamızı teklif ettim ve hiç kullanmadığım uyku tulumumu kendisine armağan ettim.

Burada tarihsel bir bilgi vermem gerekir. Çin’de Tai Chi geleneğini başlatan ve sürdüren temelde iki aile ve tarz var: Chen ve Yang. Benim ilk öğrendiğim Beijing (Pekin) tarzı da denilen Yang tarzı, yabancılara en çok öğretilen tarz. Chen Tarzı ise başlagıçta kadınlara ve aile dışındakilere yasakmış. Ancak, artık kadınlara ve ustanın izniyle aileden olmayanlara da (hakettiğine, uygun olduğuna inanılırsa) öğretilebiliyor. Ahmet’in Hocası da zaten Chen Ailesi’ndenmiş. Dolayısıyla öğrendiğim ikinci tarz da Chen Tarzı tai chi’ymiş...

Türkiye’ye döneli 11 yıl oldu ve ben halâ hemen hemen hergün tai chi yapmayı sürdürüyorum. Gebeyken de cimnastik ve yogaya nazaran rahatlıkla yapabildiğim tek egzersizdi. Tai Çi’nin eklem rahatsızlıklarından, astıma dek birçok sağlık sorununa iyi geldiği biliniyor. Ayrıca, beden ve zihin eşgüdümünü geliştiriyor. Bana başlangıçta en ilginç gelen, tai çi çalışırken çok soğuk havada üşümemem; sıcakta ise bunalmamamdı. Özellikle açık havada yapıldığında kendinizi huzurlu duyumsuyorsunuz ve algılarınız açılıyor.

Tai Çi (ve Çi Kung) çalışmalarımı geliştirerek, kılıç ve yelpaze aşamalarına geçmek niyetimi ve düşümü korurken; bildiklerimi başkalarıyla paylaşma ve toplu halde tai çi çalışma isteğim de var. Bu nedenle, kendi görüntümü çektirip, sosyal medyada paylaşmayı düşündüm. Bakalım hayırlısı... Benle ya da bensiz tai çi öğrenmenizi, çalışmanızı öneririm. Çünkü, her yaştan ve cinsiyetten insanın, kendisini zorlanmadan yapabileceği “hareketli meditasyon” ya da huzur verici egzersizler bunlar.

Yani, günümüzde sağlıklı ve huzurlu olmanın yolları azalmışken, bunu deneyimleyin derim.

(11 Aralık 2017 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X