Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
‘Şeker’deki oyunlar?
Metin SALMAN...

‘Şeker’deki oyunlar?

Bu içerik 376 kez okundu.

Metin SALMAN

Son yıllarda pancardan şeker üreten fabrikalar üzerinde bilinçli bir oyun oynanmaktadır.

Oysa ki, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra bin bir emek ve mücadele ile kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin o yokluk yılları içinde ilk olarak kurduğu fabrikalardan biri, 1926 yılında kurulan Alpullu Şeker Fabrikası’dır. Bu fabrikayı sonradan özel teşebbüsün kurduğu Uşak Şeker Fabrikası takip eder.

Ancak, 2002 Kasım’ında yapılan seçimlerde iktidar erkinin AKP’ye geçmesinden sonra şeker fabrikaları üzerinde bilinçli ve sistemli bir oyun oynanmaya başlanmıştır.

Unutulmamalıdır ki bir şeker fabrikası sadece bir fabrika değildir. Bu fabrikalar genellikle kırsal kesimde kuruldukları için, kuruldukları bölgelerde sadece birer üretim tesisi değildirler. Kuruldukları bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına çok büyük etkileri olur. Bu fabrikalar eliyle o bölgelere ilk defa sinema - tiyatro - konser gibi kültürel faaliyetler gitmiş, insanların toplum davranışları değişmiş, o yıllarda büyük yerleşim yerlerinin çoğunda bile az bulunan sağlık tesisleri ve doktorlar köylünün ayağına gitmiştir. Fabrikalar, bölge ekonomilerinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

O zamana kadar karasaban ve pullukla yapılan tarım anlayışının değişimini sağlamışlardır. Şeker fabrikasının kurulduğu bölgelerdeki köylüler modern tarım tekniklerini; toprak hazırlama, ekim teknikleri, toprağın sulanma teknikleri, bitki zararlıları ile mücadele, hangi üründen sonra hangi ürünün ekilmesi gerektiği (sıralı ekim), mahsulün hasat edilme şekli gibi şeyleri şeker fabrikalarında görevli ziraat mühendislerinden öğrenmişlerdir. Ayrıca tarımda modern ziraat alet ve makinalarının kullanımı da yine şeker fabrikaları tarafından Türk çiftçisine öğretilmiştir. Ayrıca şeker pancarının yan ürünü olan pancar yaprağı ve küspesi dolayısıyla, fabrikaların olduğu bölgelerde hayvancılığın gelişmesinde büyük katkıları olmuştur.

1954 yılında Susurluk Şeker Fabrikası’nın ilk üretime geçeceği zaman, Manyas’ın bir köyünde şeker pancarını ilk eken çiftçilerden birinin çocuğu olarak, ziraat mühendislerinin bizden önce pancar tarlasına geldiklerine çok şahit oldum. O bakımdan, Türk tarımının bugünkü seviyesine gelmesinde Türkiye Şeker Fabrikaları’nın katkıları inkar edilemez.

Şeker Fabrikasının bulunduğu her bölgede, şeker pancarı ekim alanları fabrikalar tarafından belirleniyordu. Ne zaman ki Türkiye pancar üretiminde 22 milyon tona çıkarak dünya pancar üretiminde 4. sıraya yerleştikten sonra, şeker pancarı üretimine kota getirildi. Fabrikalar denetim altına alındı.

Şeker fabrikaları özelleştirilme kapsamına alınıncaya kadar fabrikalarla ilgili bakanlık Sanayi Bakanlığı idi. Özelleştirilme kapsamına alındıktan sonra Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bu fabrikalarla ilgilenmeye başladı. Bazı fabrikalar kuruluş statülerindeki özel durumlarından dolayı Türkiye Şeker Fabrikaları bünyesinden ayrıldılar. (Konya, Kayseri, Amasya, Kütahya Şeker Fabrikaları) Şeker fabrikalarının en büyük sıkıntısı, bu hükümetin uyguladığı yanlış politikalar. Başlangıçta Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) genel şeker üretiminin % 10 seviyesinde iken sonradan bunun % 15 seviyesine çıkarılmasıdır. Yani kota % 50 arttırılmıştır. Bu kotaları ve Türkiye’nin şeker politikalarını belirlemek üzere oluşturulan Şeker Kurulu 696 sayılı KHK ile ortadan kaldırılmıştır.

İnsan sağlığı için de zararlı olduğu belirlenmiş NBŞ şeker üretimi pancardan üretilen şekerin en büyük rakibidir. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2016 yılında 54 ilde 2 bin 324 köyde 67 bin 650 çiftçi tarafından 322 bin hektar alanda şeker pancarı ekimi yapılmıştır. (Pancar ekim alanı 1998 yılında 502 bin hektardı) NBŞ kotası Almanya’da 56 bin, İspanya’da 53 bin, İtalya’da 32 bin ton iken 2015 yılında yüksek yoğunlukla tatlandırıcı (NBŞ) ithalatı Türkiye’de 350 bin tona ulaşmıştır. Bundan dolayıdır ki Türkiye’de şeker pancarı üretimi her yıl daha da geriliyor.

Şeker pancarı üretimi, gerek pancara verilen fiyatın düşüklüğünde, gerekse alternatif ürünler dolayısıyla, gerekse NBŞ kotalarının artmasından, özellikle fabrikaları özelleştirmek için bilhassa uygulanan politikalar yüzünden düştüğünden bazı fabrikalar çalıştırılamamaktadır. Bunlardan Alpullu Şeker Fabrikası zar zor kısa bir kampanya yapabilmiş ve fakat Susurluk Şeker Fabrikası hiç kampanya yapamamıştır.

Düşünebiliyor musunuz? Milyonlarca liralık yatırım yapmışsınız, fabrika kurmuşsunuz ve bilinçli olarak uyguladığınız politikalar yüzünden o fabrikalar çalışmıyor!

Şeker pancarı ekim alanı 1998’lerde 502 bin hektardan 2016’da 322 bin hektara, pancar tarımı yapan çiftçi sayısı 450 binden 68 binlere düşmüşse, bunun sebebi araştırılmalıdır! Şeker fabrikaları kurulduğundan beri pancar ekimi için kota uygulanır ve hangi bölgelere ne kadar alana pancar ekileceğini fabrikalar belirler. Ancak son dönemlerde bir başka kota uygulanmaktadır. Fabrikalar çiftçilerle üretim miktarı bazında kota belirleyen anlaşmalar yapmaktadır. Yani bu sene sen bana şu kadar ton pancar üreteceksin, fabrika olarak ben de senden bunu alacağım diyorsunuz. Sonunda üretilen pancar taahhüt edilenden eksik olursa üretici olarak ceza ödüyorsun, üretimin taahhüdünden fazla olursa, o fazladan üretilmiş pancarı fabrikaya vermekte zorlanıyorsun ya da belirlenen fiyatın yarısına vermek zorunda kalıyorsun. Onun içindir ki üretilen pancarın bir kısmı fabrikaya değil, hayvan yemine gidiyor.

Oysa ki, pancar bir tarım ürünüdür ve üretimi meteorolojik şartlarla doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’de dönümden ortalama 5 ton pancar üretilir. Bu miktar hava şartları iyi olursa artar, olmazsa üretim daha az olur. Onun için üretimde meydana gelen kota sapmalarına mutlaka çözüm bulunmalıdır.

696 sayılı KHK ile kaldırılan Şeker Kurumu, Türkiye’de şeker rejimini düzenlemek, şeker üretimi, fiyatlandırılması ve pazarlanmasına ilişkin esasları belirlemek, belirlenen bu kuralları uygulamak ve uygulama sonuçlarını denetlemeyi sağlamakta idi. Bu kurumun kaldırılması sektör için yeni sorunlara yol açabilecektir.

Bu kurumun kaldırılması Türk Şeker Sektörüne uluslararası firmalar tarafından yapılan bir operasyondan başka bir şey değildir. Şeker sektöründeki sıkıntılar dar bir çerçeveden değil, geniş bakış açısı ile değerlendirilmelidir. Bu sıkıntılar yüz binlerce çiftçi ailesini ve Türk ekonomisini çok yakından ilgilendirir.

Ne yazıktır ki bu uygulamalara karşı sivil toplum kuruluşlarından ortaya herhangi bir tepki konulamamaktadır (hangi yanlış uygulamalara tepki konuluyor ki?).

Kendim de, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifi’nin ilk kurucularından olan bir babanın oğlu olarak en azından PANKOBİRLİK’ten daha gür itiraz sesi duymak isterdim!

Bu hükümetin neyi nerede daha ucuza bulursa, onu oradan ithal edip, Türkiye’deki üreticileri bitirmek gibi bir politikası var. Oysa ki dışarıda niye ucuz? Biz niye daha pahalı üretiyoruz? Araştırılıp, ucuz üretim yollarını bulup ona göre üretimi şekillendirmek varken, bunu yapmayıp hemen ithalat yoluna gitmek, Türkiye’deki üreticiyi yok etmek ve Türkiye’nin kaynaklarını yabancı ülke üreticilerine aktarmaktan başka anlam taşımaz.

Kendimiz üretebilecekken üretmeyip, kaynaklarımızı başka ülkelerin üreticilerine aktarılmasına HAYIR! HAYIR! HAYIR!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X