Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Nasıl Atatürkçü olunur?
Gülçin ERŞEN...

Nasıl Atatürkçü olunur?

Bu içerik 380 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Üniversiteyi bitirdiğimden beri çeşitli sivil toplum örgütlerinde üye ve yönetici olarak görev aldım. Ama, gazetecilik mesleğimin gerektirdiklerinin dışında uzun zamandır bir genel kurulu başından sonuna dek izlememiştim. Geçen Pazar Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Milas Şubesi’nin olağan genel kurulu vardı. Oğlum Deniz ile birlikte sabahtan akşamüstüne dek oradaydım. (Böyle bir toplantıda saatlerce benimle kalan oğluma da sabır ve anlayışından ötürü minnettarım. Kuşkusuz bu onun için de farklı bir deneyim oldu.) Sonucu pek çok kişi biliyor. Geçerli 46 oyun 42’sini alarak Yönetim Kurulu’na (22 oyla da Genel Merkez delegeliğine) seçildim.

Önceki Şube Başkanı Ali Ayaz’ın açılışı yapmasından sonra divan, eski başkanlardan Mehmet Uzman (Divan Başkanı), Feride Kozak, Şahin Bilgi (Divan Başkan Yardımcısı) ve Erhan Sayın’dan oluştu. Mehmet Uzman’ın sözüyle; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tüm şehitlerimiz ve ülkeye emeği geçen tüm demokrat kişiler adına saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’mız söylendi.

İlk söz alan Ali Ayaz, iki yılı özetleyen ve kendi deyimiyle - pek de iç açıcı olmayan - bir konuşma yaptı. Bütün sivil toplum örgütlerinin gözetim ve denetim altında tutulduğunu, bu tür demokrasi anlayışının Türkiye’nin ayıbı olduğunu söyleyen Ayaz, konuşmasının şöyle sürdürdü:

“Biz hiçbir siyasi görüşün arka bahçesi olmayacağız iddiasıyla yönetime geldik. İleride de kimse buna cesaret etmesin. Ankara’da Allah ile aldatan bir iktidar sahibi, Atatürk ile aldatan yerel yönetimler söz sahibi oldular...” Ayaz, Atatürkçü olmanın kıstaslarını da şöyle sıraladı:

1. Tam bağımsızlığa inanmayan kimse Atatürkçü olamaz.

2. Millyet hakimiyetine inanmayan da Atatürkçü olamaz.

3. Çağdaşlığa inanmayan kimse de Atatürkçü olamaz.

4. Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesine inanmayan da Atatürkçü olamaz.

 

“Milas’ta dernekler dayanışma içinde”

CKD Şube Başkanı Gülden Sökelioğlu da konuşmasında AKP iktidarı döneminde kadına yönelik şiddetin her türlüsunun ve olumsuz uygulamaların arttığına dikkati çekerek şunları söyledi:

“15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL ilan edilince işimiz zorlaştı. İstediğimiz gibi, basın açıklaması, toplantı, gösteri yapamaz olduk. Biz Milas’ta dernekler arasında dayanışma sağladık. OHAL nedeniyle bu haldeyiz. Bu karanlık günlerin geçmesi için herkesin birlik içinde olması gerektiğine inanıyorum. İktidar, çeşitli uygulama ve açıklamalarla algıyı değiştirmeye çalışıyor. ‘Yani akla getiriyorlar’. Örneğin; kız çocuklarıyla evliği gündeme getiriyorlar. Bu tür zehirli düşüncelerle, birlik olursak mücadele edebiliriz diye umuyorum.”

Milas Eğitim – İş Temsilcisi de olan Şahin Bilgi, olağan kongrenin sorunlara çözüm getirmesi dilekleriyle konuşmasına başlayarak, konuşmasında eğitim ve öğretimle ilgili konulara değindi. Bu yıl Atatürksüz bir müfredatla eğitim öğretime başlandığını dile getiren Bilgi, şunları söyledi: “Atatürk, 1920 – 24 yılları arasında 37 kez eğitim öğretim sorunlarını gündeme getiren konuşmalar yapmıştır. Onun nasıl bir eğitim – öğretim istediğini bu konuşmalarından anlıyoruz. Eğitim bilime dayalı olmadır. ‘Cahilliğe karşı savaş açmak’ böyle mümkündür. ‘Eğitimde Birlik’ olmalı (Tevhid-i Tedrisat Kanunu). Eğitim meslek edindirmelidir. Üretim ekonomisine dayalı bir sistem içerisinde cinsiyet farkı gözetmeksizin, fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Bütün bunlar bugünkü eğitim sistemimiz için bir program sunuyor. En önemlisi de eğitim-öğretim milli olmalı... ‘Fikri Hür, Vicdanı Hür’ bir gençlik, hiçbir zaman 15 Temmuz’da halkın üzerine kurşun yağdıranların yaptığını yapmaz. Mustafa Kemal’in öğretmeni olma ruhunu tarihsel birikimimizden alırsak, dimdik ayakta durur, yıkılmayız.”

 

“Ülkemiz iç ve dış savaşın eşiğindedir”

Söz isteyenlerden Tuncer Bükücü de şöyle bir konuşma yaptı:

“Cumhuriyet değerlerini yıkmaya heveslenen bir siyasi iktidar, ülkeyi iç ve dış savaşın eşiğine getirmiştir. Bu noktada Atatürk’ün Bursa Nutku üzerimizde doping etkisi yapıyor. Asıl mücadele şimdi başlıyor. Egemenliğin saraydan alınıp gerçek sahiplerine verilmesini başarmalıyız. Bu işin sağı solu kalmamıştır. Bıçak kemiğe dayandı. Ortak paydamız vatanseverliktir.”

Bu konuşmacılardan sonra, arkadaşların da isteği üzerine söz alarak, bir konuşma yaptım ve şunları söyledim:

“Üniversiteyi bitirdiğimden bu yana, birçok sivil toplum örgütünde üye ve yönetici olarak görev aldım. Demokrasimizin bu kadar yıprandığı, siyasi partilerin halkın güvenini yitirdiği bir dönemde sivil toplum örgütlerin önemi daha da öne çıkıyor. Gazeteci olarak, bir siyasi partiye üye olmayı uygun bulmadım, ama partiler üstü gördüğüm ADD’ye Milas’ta üye oldum. Diyarbakır’daki Sosyal Bilgiler Öğretmenim Şeyhmus Değirmenci, hep ‘Olayları ve kişileri zamanın, ülkenin koşullarına göre değerlendirmek gerekir’ derdi. Ülkemizde İslamiyet önemli. Bu bağlamda Hz. Muhammed’in gerçek bir ‘Devrimci’ olduğunu söyleyebiliriz. Mustafa Kemal Atatürk’ün ise, ilkeleri, yaptıkları ve yapmak istedikleri, yalnızca günümüz Türkiye’si için değil, dünyanın birçok ülkesi için geçerlidir. Ben, bu ülkenin yurttaşı olup da, onun değerini hâlâ takdir edemeyen, kendisine ve ailesine hakarete varan tavır ve söylemler içinde olanlara hayret ediyorum. İşte bunun nedeni de cehalettir. O yüzden eğitim, ‘Fikri Hür, Vicdanı Hür’ nesiller yetiştirilmesi önemlidir. Yeni bir Atatürk’e gerek yoktur. Onun gibi olmak zor. Ama, onun yapmak istedikleri ortadadır. Hepimiz, işçisi, köylüsü, öğretmeni, öğrencisi, genci, yaşlısı, kadını erkeği, siyasetçisiyle üzerimize düşeni, cesaretle, yılmadan yaparsak, onun gösterdiği yolda yürürüz ve ülkemizi çağdaş uygarlık düzeyinin ötesine taşırız.”

(Atatürk’ün sahnenin önünde yazan “Eğer ülkeni kurtaracak bir lider beklemekteysen, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir.” sözünün konuşmamla örtüşmesi, doğru yolda olduğumun işareti gibiydi.)

 

“ADD’ye başkanlık her babayiğidin harcı değildir”

Faaliyet Raporu, Mali Rapor ve Denetim Kurulu Raporlarının okunmasından sonra, sataşma olduğu gerekçesiyle, geçen dönemki yönetimden istifa etmiş olan Mehmet Ateş söz isteyerek, “Bizimkisi rozet Atatürkçülüğü değildir. Bir yaşam tarzıdır. Duruşumuzda, yürüyüşümüzde, yaşamımızda Atatürk’ün izi olmalı. Yetiştirdiğimiz çocukların Atatürk’ün eseri olması lazım... ADD’ye başkanlık her babayiğidin harcı değildir. Ulvi bir görevdir.” diye konuştu. Ateş, “Bugüne kadar halkı kin ve nefret söylemleriyle tahrik eden bir Cumhurbaşkanı görmediğim gibi; ADD başkanı da görmemiştim” diyerek Ayaz’ı başka üyelere yönelik suçlamalarından ötürü eleştirdi. İstifa nedenini açıkladı.

Gazetemiz (Milas Önder) yazarlarından Celal Durgun da konuşmasında şunları söyledi: “Bugün buradaki tartışma beni üzdü. Bir kişiyi bile kaybetme lüksümüz yoktur. Önce hepimiz yurtsever olmalıyız. Bu kurum birilerinin tekelinde değil. Bu dernek hepimizindir. Birbirimizi kırmamalıyız... Kurucularımız da burada olmalıydı... Biz bugün herkesle birleşip, birarada olmak ve bunun bir örneğini Milas’ta yaşatmak zorundayız. Ayrışma dilinden uzaklaşalım. Uzlaşalım. İyi niyetli insanlarla bir araya gelelim.”

Önceki başkanlardan Dr. Süleyman Koç da gençlerin ADD’ye ilgi gösterdiklerini belirterek şöyle konuştu: “Burs verdiğimiz halde, onlarla ilişki ve iletişimimiz çok uzun süreli olmadı... Atatürkçülük kimsenin tekelinde değil; kimse kimsenin Atatürkçülüğünü, Atatürk sevgisini ölçemez. Herkesin kendi ayrı siyasi görüşü olabilir. Bu dernek çatısı altında asla siyasi çatışmalar, ayrışmalar olmamalıdır.”

 

“Hakkaniyetli ve şaibesiz bir seçim”

Konuşmaların ardından Divan Başkanı Mehmet Uzun, 380 toplam üye sayısının yüzde 10’undan fazlasının kurulda hazır bulunduğunu belirterek, fotokopiyle çoğaltılmış olan dilekçe örneklerinin üyelere dağıtılmasını sağladı. Böylece, Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Disiplin Kurulu ve Genel Merkez Genel Kurulu’nda yer almak isteyenlerin dilekçeyle başvurusu alındı. İsimler listelendikten sonra oylamaya geçildi. Kapalı oylama ve açık sayım ile gerçekleşen seçimler, bence son yıllarda Türkiye’deki genel ve yerel seçimler, halkoylamaları düşünüldüğünde, oldukça hakkaniyetli ve kesinlikle şaibesiz gerçekleşti. İmza ve zarf sayısı karşılaştırıldığında 46 imzaya karşılık 48 zarf olduğundan, zarflar karıştırılıp rastgele ikisi seçilerek, imha edildi ve oy sayım işlemine geçildi. Alınan oy oranlarına göre sonuçlar şöyle:

 

Yönetim Kurulu adayları:

Hilmi Karaoğlan -32

Ali Rıza Özden -13

Hülya Özbek - 36

Ali Ayaz -18

Faik Baklan - 30

Erkan Sayın - 17

Gülçin Erşen – 42

Ahmet Kaya – 36

Aslı Küçük – 21

Ahmet Çevikkol – 14

Ramazan Yılmaz – 19

Galip Alper - 20

Buna göre; Gülçin Erşen, Ahmet Kaya, Hülya Özbek, Hilmi Karaoğlan, Faik Baklan, Aslı Küçük, Galip Alper yönetim kurulu asil üyesi seçilmiş oldular.

 

Disiplin Kurulu adayları:

Mehmet Ziya Şenli – 5

Süleyman Koç – 31

H. Rahmi Özer – 26

Ali Mat – 21

Feride Kozak – 18

Şahin Bilgi – 11

Süleyman Koç, Hüseyin Rahmi Özer, Ali Mat disiplin kurulu üyeleri oldular.

 

Denetim Kurulu adayları:

Celal Çotra – 32

Celal Durgun – 35

Mehmet Uzman – 24

Ayfer Uzman – 23

Birsen Durgun – 2

Tuncer Bükücü – 32

Denetleme kurulu da böylece Celal Çotra, Celal Durgun ve Tuncer Bükücü’den oluştu.

 

Üst Kurul Delegeliği adayları:

Hilmi Karaoğlan – 17

Ali Ayaz – 19

Tuncay Bükücü – 12

Ahmet Demiray – 16

Şahin Bilgi – 30

Erhan Sayın - 3

Gülçin Erşen – 22

Celal Çotra – 19

Galip Alper – 7

İlkay Çotra – 14

Faik Baklan – 13

Buna göre de Şahin Bilgi, Gülçin Erşen, Ali Ayaz, Celal Çotra, Hilmi Karaoğlan delegeliğe seçildiler.

Oylama sırasında, oyunu kullanan birçok kişi, yanıma gelip tebrik edince, yönetime seçileceğimi tahmin etmiştim. (Üstelik de oylar sayılırken genelde ilk benim adım okunuyordu.) Onur duydum. Atatürk’ün kızı ve Cumhuriyet kadını olarak üzerime düşeni, elimden geleni yapacağım. Allah utandırmasın. Milas’ımız, Derneğimiz, ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olsun.

 

Gülçin ERŞEN – 15 Ocak 2017 / Güllük

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X