Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Ağzımızdan çıkanı kulağımız duymalı
Konuk Yazar...

Ağzımızdan çıkanı kulağımız duymalı

Bu içerik 293 kez okundu.

Can PULAK

Şu siyasi konuşmalara, tartışmalara, akıllara ziyan görüşlere ilişmek, katılmak istemiyorum ama, televizyon ekranlarından düşmeyenlerin hakaretamiz ve kendileri gibi düşünmeyenleri feci şekilde suçlayıp aşağılamalarına da kayıtsız kalamıyorum işte.

Bunu bütün siyasi parti liderleri için söylüyorum. Siz ne hakla sizden farklı düşünenlere hakaret ediyorsunuz? Seçimin yerli ve milli olanlarla ipi başkalarının elinde olanlar arasında geçeceğini nasıl söyleyebiliyorsunuz? Kendinizi yerli ve milli sayarak, karşınızdakileri nasıl düşman mevkiine oturtabiliyorsunuz? Siz siyaseti ne için yapıyorsunuz Allahaşkınıza? Koca koca partilerin başına geçmişiniz ama, sorumluluklarınızın halâ farkında değilsiniz. Siyaset milleti kucaklayarak yapılır. Ona buna çatarak, bağırıp çağırarak, devamlı tahrik ederek, farklı düşünce sahiplerini vatan hainliğiyle suçlayacak kadar kendini kaybederek ne yapmak istiyorsunuz?

İktidarıyla muhalefetiyle bu milleti niçin sürekli geriyorsunuz? Milyonlarca vatandaş size ülkeyi karıştırın, sizin gibi düşünmeyenlere saldırın diye mi oy verdi? Milletin yarısı iktidardan, yönetim biçiminden ve anlayışından, demokrasiye çarpık bakışından memnun değil. İç ve dış politikayı yanlış buluyor, devletin parasının olmayacak yerlere ve makamlara savrulmasına içerliyor, sorularına cevap alamamaktan yakınıyor, en önemlisi kendi geleceğini emniyette ve güvende hissetmiyor. Bunu iktidarın yanlışları yaratıyor. Eğer iktidar milletin tümünü kucaklayacak bir politika uygulasa, şikayetlerin büyük bir bölümü ortadan kalkar, gerginlik ve huzursuzluk azalır. Öyle değil mi?

İktidarın yanlışına, Bahçeli’nin havlu atıp kulvar değişiminden sonra muhalefette yalnız kalan CHP de, aynı dil ve üslupla cevap veriyor. İktidarın millete yaklaşımı nasıl yanlışsa, muhalefetinki de öyle.. Bağırıp çağırdığı, devamlı suçladığı iktidarın da, milletin yarısına sahip bir gücü var. CHP gibi düşünmeyen bu milyonları da tahrik etmemek, ötekileştirmemek, aşağılamamak lazım. Neresinden bakarsanız bakınız, iktidarıyla muhalefetiyle hepsi bizim insanımız. Bizler nasıl geriliyor, öfkeleniyor ve sinirleniyorsak, onlar da aynı hale geliyor.

Şimdi sormak istiyorum, liderlerin sağlıksız politikaları yüzünden düşman kamplar haline getirdiğimiz bu insanları daha mı gerelim, düşmanlıklarını daha mı keskinleştirelim, yoksa aralarını bulup onları daha birbirlerine yaklaştıracak, kucaklayacak bir politika mı izleyelim? Liderler belki farkında değiller ama, milletin tümü ruh sağlığını kaybetmek üzere. Sağ kesim de, sol kesim de, ortadakiler de müthiş huzursuz ve onlara moral verecek tek bir ses, tek bir nefes yok ortalıkta.

Kılıçdaroğlu dolduruşa gelmesin. Karşısında kimseye aldırmayan, kimseyi takmayan, yasaları dilediği gibi uygulayan, milli bütçeyi ayağını yorganına göre uzatmadan sarfeden bir yönetim var. Bu yönetimle yaptığı mücadele, bir adım ileri gitmediği gibi dev adımlarla geriye sürükleniyor. Bunu görmesi ve milletin ağız dalaşı ve siyasi kavga istememesini artık fark etmesi lazım. Mesafeler ve sonuçlar kavgasız da alınabilir. Millete gerçekler, yapılan yanlışlar, hazineye verilen zararlar akıllı uslu şekilde de anlatılabilir. Bunları önleyecek projeler, yeni kanun teklifleri getirilebilir, hayatından bezmiş olan insanımızı huzura kavuşturacak ve umut pompalayacak girişimlerin peşinde de koşulabilir. Rakibinin ağzıyla siyaset yapmaya kalkışan CHP’nin, ona güvenenlerin umutlarını ileriye taşıyacak yeni bir modeli olamaz. Acaba diyorum CHP, efendiliği ve saygı duyulacak bir üslubu sahneye koysa, iktidarın sürekli saldırı politikasını değiştirtemez ama, kendisine oy veren kitlelerin saygı ve sempatisini, hatta umutlarını arttırmaz mı?

Bizi yönetenlerin mutluluk nutuk ve reçetelerine bakmayın. Onlar da morali öyle yüksek tutmak istiyorlar. Ortada çarpıcı bir gerçek var ki, Türkiye çok zor günlerden geçiyor. Bir yandan terörle savaşa devam ediyoruz, bir yandan dış dünyanın karşımızdaki kenetlenmesini çözmeye çalışıyoruz, halâ FETÖ belasıyla uğraşıyoruz, halâ gerçek vatan hainleriyle boğuşuyoruz. Bu durumda kavgayı gürültüyü kesmek ve birbirimize kenetlenmek lazım. Sadece içerde değil, dışarıda da aynı şekilde davranmak ve Atamızın “Yurtta sulh, Cihanda sulh” politikasına dönmek lazım. Dünyada kavga etmediğimiz kimse kaldı mı acaba? Aborjinlerle bile kapışacağız gibime geliyor. Yapmayın lütfen, ülkemize verdiğiniz zararı arttırmayın.

Sözlerim milli partilerimizi ve onların başındaki liderlerimizi kapsıyor. Etnik hayaller peşinde koşanlara, Kürtçülük ticareti yapanlara, hilafeti getirmeye çalışan hayalperestlere bir diyeceğim yok. Büyük partilere seslenmek istiyorum. Müthiş yanlış işler yapıyorsunuz. Anayasaya ve yasalara sadık davranmıyorsunuz. Dini siyasete alet ederek, ülkemize yapılacak en büyük kötülüğe zemin hazırlıyorsunuz. Demokrasiyi tanınamayacak hale getiriyorsunuz. Parti içi demokrasilerinize bile saygı göstermiyorsunuz. Koltuklarınıza bırakmamak üzere yapışıyorsunuz. Siyaseti bol kazançlı ve imkanlı bir meslek olarak görüyorsunuz. Lütfen iyi yetişmiş, genç, donanımlı insanlara yer açınız. Böylelerinin siyasete girmelerini frenlemeyiniz.

Veee en önemlisi artık devlet parasıyla dünya seyahati yapmaktan vazgeçerek, bari şu kritik günlerde ülkenizde oturunuz. Bir coğrafya profesöründen iyi dünyayı tanıdınız. Gittiğiniz çağdaş yerlerde gördüklerinizin bir kısmını uygulayabilseydiniz eğer, Türkiye bugün çektiği sıkıntıların çoğunu çekmezdi. Bu laflarım iktidara gidiyor tabii.

Özetle, milletin büyük bir kısmı, huzur ve sükun istiyor. Türkiye’nin çözülecek çok büyük meseleleri var. Bunları elbirliği ve gönül birliğiyle çözelim istiyor. Lütfen bunu görün, anlayın ve sesinizi daha fazla yükseltmeyin artık.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X