Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
En doğru ben değilim!
Fikret ÇOBAN...

En doğru ben değilim!

Bu içerik 365 kez okundu.

Hayata Dair / Fikret ÇOBAN

Haberleri tek bir kaynaktan takip ediyorsan, en doğru sensindir, senin partin (sağ-sol fark etmez) her şeyin mükemmelini yapar. Bazı yanlışlar yapsa da görmezsin. Senin liderinin, senin iyiliğin için gece gündüz televizyonlarda bağırıp durduğunu, senin için diyar diyar gezdiğini düşünürsün. Senin gibi düşünmeyenlerin arkasında mutlaka bir dış güç ya da bozguncu vardır. Büyüksündür, büyük ülkesindir, büyüklüğünü çekemeyenler sürekli komplolar peşindedir ...

Mümkündür çünkü Ortadoğu’da yaşıyorsun, bunu bilmek neyi değiştirir, çok şeyi değiştirir, kaderi değiştirir, bizim dahlimizin olmadığı kaderi değiştirir.

Ama sen böyle düşünürken en son hangi kitabı okudun, şiirle aran nasıl, belki sen yanlışsındır desen, sana tekme tokat girişebilirler .

 

Biraz ileri gidip bir iki muhalif laf etsen bağırıp çağırırlar, ne düşmanlığın kalır ne hainliğin. Şöyle oturup bağırıp çağırmadan konuşamazsın! Konuşamazsın, çünkü fikirleri kendilerinin değildir, hazırdır, bir kaset gibi onlara yüklenmiştir, onlar da bozuk plak gibi döner dururlar.

 

Yani kendin olsan, sen olsan, tabii ki konuşmaya, söz söylemeye hakkın var ama biraz da aklını kullansan, ya bu bağırıp çağırdığım adamlar her gün sokakta, işyerinde karşılaştığım aynı işleri, zorlukları yaşadığım kader ortaklarım diye baksan hiç bir sorun yok.

Sen yine öyle düşünmeye devam et, partini, ideolojini savun, ama aynı zamanda hayatı savun, barışı savun, emeği savun, zaten bunları savunursan ülkeni savunmuş olursun, büyük güçlere karşı halkınla yan yana olursun, ha ben bunları yazarken en doğru benim görüşüm demiyorum, itiraza, tartışmaya fikirle sohbete her durumda hazırım. Ben demiyorum ki benim görüşlerim en doğru seninkiler hep yanlış, böyle bir iddiam olmadı hiçbir zaman. Ben bu çağda insanların olduğu her ortamda, okulda, işyerinde, kahvede hatta evde bile birden çok görüşün olması gerektiğini, olabileceğini ve bunların zenginlik olduğunu, insan hayatına ve iş hayatına morâl katacağını, ülke demokrasisine zenginlik katacağını ve kattığını her zaman söylerim.

 

İnsan okur, öğrenir velhasıl bilgili olur ama bunları kafasında döndürüp analiz edip kullanıyor mu, aklını kullanıyor mu aklını!

 

Benim endişem bu!

 

Her gün olup bitenlerin, güncel devam edip duran olayların dışına çıkıp, başkalarının ve başka düşüncelerin olduğunu görüp empati kuruyor musun, yani mesele bu kardeşim. Bizim meselemiz bu.

 

Her gün siyaset konuşuluyor, ama hayatımızda bir normalleşme yok!

Ne zaman normalleşeceğiz, ne zaman otoriterleşmenin değil de demokratikleşmenin ayarlarına döneceğiz?

Ben de bu kadar düşüneyim ve yazayım olmaz mı?

 

Ve Bertolt Brecht’in okumuş işçisi gibi sorayım?

 

Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim

Kitaplar yalnız kralların adını yazar.

Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?

Bir de Babil varmış, boyuna yıkılan,

Kim yapmış Babil’i her seferinde?

Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlar

Altınlar içinde yüzen Lima’nın?

Ne oldular dersin duvarcılar

Çin Seddi bitince?

 

Demlenmiş Sözler ...

Sözcüklerin azı dişini sökeceksin ki

kimsenin kalbini kırmasın!

Didem Madak

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X