Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Yolcu yolunda gerek
Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ...

Yolcu yolunda gerek

Bu içerik 386 kez okundu.

düşünen ayna ... / Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ

Fikri bile heyecanlı, içinde bulunmak büyük keyif. Her ne kadar tatil için yapılanları oluştursa da konumuzu, iş için olanları bile belli bir heyecan kıvılcımı barındırır içinde.

Sinema filmlerinde yol hikayeleri gişe yapar, edebiyatta, yazarsanız yolcuyu anlatmak hem kolay hem de zevklidir, okuyucular içinse merak uyandırır. Çünkü herkes yolculuk yapmıştır ve konu sıcaktır. Kitabı elinizden bırakamazsınız. Gerçek hayatta yolculuk-mutluluk, aldığı ek sebebiyle olsa gerek pek bir kardeştir.

Avukatlık, avukat olma hali, mimarlık, mimar olma hali ya da veterinerlik, veteriner olma hali ise, yolculuğa da yolcu olma hali diyebiliriz. Otobüsle de olsa aynı, uçak da aynı, tren de aynı, özel otomobille de aynı… Yolculuk yolculuktur, o kadar. Ama verdiği his bambaşka.

Zaten yolculuk, yapan kişiye pozitif bir his vermiyorsa ki ona azap yolu diyoruz, hemen geri dönülmelidir.

Yolculuğun gerektirdikleri konusuna hakim olmak lazım.

Öncelikle yolcu yolunda gerek. Evden bir müddet uzaklaşıyorsunuz ya, işte o “bir müddet”in hesabı önceden yapılmalı. 3 gün mü, 5 gün mü, 1 hafta mı, 1 ay mı? Çünkü belirsizlik beyin hücrelerini öldürür. O yüzden yoldaki ilginçlikleri kaçırmamak, sadece yola odaklanmak için planlı programlı olmakta yarar var. Mola verilecek yerlerin özenle seçilmesi, güzergahın önceden çizilmesi şart.

Geldik valiz hazırlanmasına...

Ben 3 gün önceden başlarım mesela, çünkü ilk gün evde ne var ne yoksa valize doldurmakla birlikte 3. günün sonunda elene elene valiz doğru bir hal alıyor. Yani kar kış kıyamet bir şehre giderken ilk gün valize koyduğum o caanım topuklu ayakkabılarıma ihtiyacım olmayacağını farketmem azıcık uzun sürüyor. (Bu durum sadece bana özgü değildir inşallah.)

3 günlük tatile giderken de neden aldığımı bilmediğim pantolonlarım yine bu bekleme süresi içinde nihayet valizden çıkıyor. Aile ziyaretiyse valize kitap koymak boşuna, iş gezisiyse evraklar, dosyalar önce konmalı. Mantık şu; diş fırçanı unutabilirsin ama numaralı gözlüğünü unutma ve kolların yeterince kuvvetli değilse bırak valiz boş kalsın.

Ve en eğlenceli tarafı: Yolculuk nihayetinde yemek gerektirir.

Bu memleketten geçerken bunu yiyelim, şu memleketten geçerken şunu yiyelim diye diye leziz bir yolculuk yapılmış oluyor.

Soruyorum; özel bir sebebiniz yoksa Pınarbaşı’ndan geçerken çıntar, Aydın’dan geçerken İncir almayanınız, Çine’de köfte yemeyeniniz, Afyon’dan kaymaksız, lokumsuz geleniniz var mı?

İşte yolculuğun tadı budur.

Herkese göre değişmekle birlikte, tek başına yolculuk yapmayı sevenler olduğu gibi bunu sıkıcı bulup yola kalabalık çıkanlar da var.

Yolcular da çeşit çeşit. Yoldan gözünü ayırmayanlar, uyuyanlar, her değişik gördüğü yerde duraklayanlar… Böyle bir çeşitliliğin varlığından bahsedebiliyorsak yolculuğun başlı başına ayrı bir dünya olduğunu söyleyebiliriz.

Farklı yaş grupları için yolculuklar da farklıdır, kurulan cümleler de.

0-6 yaş; Gezmeye gidelim anneee!

7-12 yaş; Babaaa ben de geleceğim!

13-16 yaş; Okul gezisine gidebilir miyim?

16-18 yaş; Çok sıkıldım, bir yerlere gidelim. / Arkadaşlarla gidiyoruz biz.

19-25 yaş; (Okul ve iş mücadelesi derken hayatı otobüslerde ve uçaklarda geçeceği için cümle kurmasına fırsat yok.)

26-35 yaş; Gidelim, gezelim, gidelim, gezelim, oraya da uğrayalım, buraya da uğrayalım…

Bundan sonrasının cümleleri henüz kurulamıyor bende, ama az çok tahmin edebiliyorum.

Hep bir gitme hali, hep bir yolculuk isteği içimizde var olacağından hadi eyvallah.

İyi yolculuklar.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X