Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Atatürkçü Düşünce Derneği, DKÖ değil mi?
Gülçin ERŞEN...

Atatürkçü Düşünce Derneği, DKÖ değil mi?

Bu içerik 542 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Dün, Milas’ta önce Atatürçü Düşünce Derneği (ADD) Milas Şubesi Başkan Yardımcımız Galip Alper’in gösterdiği gazetede, sonra da bizimkinde (Milas Önder) haberi gördüm: CHP İlçe Başkanı Suat Özcan, Milas’taki Demokratik Kitle Örgütlerine (DTÖ) “Tanışma Kahvaltısı” düzenlemiş, ama bizi, yani Atatürkçü Düşünce Derneği’ni davet etmediler!?

Bu yazıyı tabii ki; Suat Özcan ile konuştuktan sonra yayımlayacağım. Ama, son yılların moda deyimiyle bize davetiye göndermeyi “Sehven” unutmamışlarsa, ADD gibi önemli ve büyük bir sivil toplum örgütünü (hele Suat Özcan’ın da, şube kurucularından CHP’li Belediye Başkanı Muhammed Tokat gibi, bu derneğe üye olduğu düşünülürse) niye ihmal ettiler? Kasıt var mıdır?... 14 Ocak’taki genel kurul sonrası yeni ADD Milas Şube Başkanı olmuşken Milas’ta karşılaştığımız Tokat, beni tebrik ederken, kendisinin genel kurula çağrılmamasından ötürü sitemlerini ilettti. Şaşırdım. Çünkü, genel kurulda konuşma yapan bazı üyeler de “Genel kurulumuzda şubenin kurucularını da aramızda görmek isterdik” diye sitem etmişti. Önceki Başkan Ali Ayaz, bana tüm üyelere haber verdiklerini, Muhammed Tokat’ı da çağırdıklarını söylemişti. Bu durumu kendisine ilettim. Yeni yönetimin bu tür aksaklıklara ve yanlış anlaşılmalara izin vermeyeceğini belirttim. “Keşke gelseydiniz” dedim.

Her ne kadar sezgilerim güçlü olsa da, gerçekleştiğini gazetelerden öğrendiğim bir kahvaltılı toplantıya, ADD Milas Şube Başkanı olarak gidemezdim. Genel kuruldaki aksamaya mı misilleme yapıldı, yoksa önceki şube başkanının Vatan Partili olmasından kaynaklandı bu durum bilemem. Öğreneceğiz...

Efendim, Suat Özcan’ı aradım. Kendimi tanıtınca, “başarı ve hayırlı olsun” dileklerinde bulundu. Şöyle bir açıklamada bulundu: “Ben bu konuda bir arkadaşımızı görevlendirmiştim, sanırım onun dikkatsizliğinden kaynaklanıyor. Kesinlikle kasıt yok. Bizim eksikliğimiz, özür dileriz. Tabii geçmiş yönetimle aramızda biraz kopukluk oldu. Ama, bununla ilgili bir durum değil. Bundan sonra daha dikkatli davranırız.”

Ben hiçbir siyasi partiye üye değilim; olmayı da düşünmüyorum. Partiler üstü gördüğüm ADD’deki çok önemsediğim görevimi ve sorumluluğumu layıkıyla yerine getirmek dileği ve çabası içindeyim. Dolayısıyla, beni o toplantıda göremediği için şaşıran, niye gitmediğimi merak eden ve üyesi de olduğum diğer sivil toplum örgütünden arkadaşların da merakını gidermek istedim. Böylece, yanlış anlama ve anlaşılmaların da önüne geçilmiş olur.

 

Çözüm arayışı

Şimdi Güllük’le ilgili yazacağım iki husus, yukarıdaki konunun misillemesi değildir. Zaten benim, eğriye eğri, doğruya doğru dediğimi herkes bilir...

Güllük’teki facia gibi iş kazasında yitirdiğimiz 7 Akfen A.Ş. çalışanını simgeleyen Yedi Yunus heykelinin Cumhuriyet Parkı’ndan, Belediye Hizmet Binası önündeki alanın kenarına taşındığını gördüm. Fotoğrafını çektim. Yunusları yaldızlı bir boyayla boyamışlar, altına da betondan kaba görünümlü bir kaide yapmışlar. Beyaz renkli kaidenin hiç değilse üst kısmını maviye boyasalardı da yunuslar denizden dışarıya uzanmış görünselerdi diye düşündüm.... Ayrıca, eski yerindeyken sökülen metal plaka gibi, heykel hakkında bilgi içeren, kazada yitip giden canların adlarının da yer aldığı bir plakanın yerleştirilmesi gerekir kanımca. Yıllar sonra olay unutulunca, bu heykelin anlamını sorgulayanlar çıkabilir...

Yarıyıl tatilinden sonra, Belediye Kütüphanesi’ndeki İngilizce kursumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hatta birinci kur (A1) bu hafta bitti. Kursiyerler sınava girdi. Haftaya ikinci kura (A2) başlıyoruz. İyi ki, havaların çok soğuk olduğu günler tatile rastlamış. Çünkü, kırık camlarından halâ birkaçı onarılmayan büyük salonu elektrikli bir ısıtıcı ile ısıtmak mümkün olmuyor. Hepimiz üşüyoruz.

Kursiyerlere, “Ben yazmaktan, haber yapmaktan bıktım. Lütfen siz yetkililerle konuşun” dedim. Ama, görüyorsunuz, yine yazıverdim. Ayrıca, kapıya kitap bağışının, ödünç vermenin, bilgisayar çıktısı ve fotokopi almanın, bilgisayar ve internet kullanım hizmetinin verildiğini belirten bir afiş asılmasına karşın, gelenleri bu konuda yönlendirecek, bu hizmeti sağlıklı ve düzenli verecek bir çalışan yok kütüphanede. Biz dersteyken üç beş kişi kapıyı çalıp bilgi ve kitap istedi; ne yazık ki yardımcı olamadık.

Siz, uygun bir yeri, dört dörtlük aygıtlarla da donatsanız, nitelikli bir hizmet ve çalışan yoksa, hiçbir işe yaramaz. Bu duruma üzülsek de, kurslar sayesinde kütüphane biraz değerlendirilmiş oluyor diye seviniyoruz.

(14 Şubat 2018 / Güllük)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X