Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
OHAL’de ne haldeyiz?
Zeki SARIHAN...

OHAL’de ne haldeyiz?

Bu içerik 288 kez okundu.

Zeki SARIHAN

Öğretmen, Kadın ve İnsan Hakları Savunucusu Şenal Sarıhan, önceki ay, “OHAL’DE NE HALDEYİZ?” adlı 400 sayfalık bir kitap yayımladı. 10 Aralık 2016 - 10 Aralık 2017 tarihleri arasında ülkemizde işlenen bütün hukuksuzlukları basından taradı ve kitapta sıraladı.

İktidar çevreleri, önceki çalışmalarında olduğu gibi onun bu çalışmasından da hiç hoşnut olmadıklarını, adını “bir ihanet simgesi” olarak gazetelerinin manşetlerine taşıyarak gösterdiler.

Gerçekten de bunu ancak OHAL rejimi altında yapabilirlerdi.

Bir yazımda belirttiğim gibi, nasıl en büyük rüşvetler şiddet rejimi altında alınıp verilirse, en bayağı ahlak düşüklüğü sergilemeleri de böyle bir rejim altında mümkün olabilirdi. Yalan, iftira, hedef gösterme gibi bütün süfli işler iktidar yanlıları için sonuna kadar serbesttir. Kimse onlara hesap soramazdı. Mahkemede dayıları vardır.

20 Şubat 2018 tarihli Güneş gazetesinin manşetinde Şenal’ın fotoğrafının yanında şunlar yazılı:

“ÇİRKİN SES-Skandal ötesi

Terör örgütüne yakınlığı ile tanınan CHP’li vekil Sarıhan, skandal bir açıklamaya imza attı. Sarıhan Afrin’de Mehmetçik’e kurşun sıkan teröristlere “çocuğumuz”, leşlerine de “şehit” dedi.”

Acaba öyle mi dedi? 

Şimdi bu iftiraya kaynak yapılan Şenal Sarıhan’ın geçen hafta sonu CHP Kadın Kolları Kongresinde yaptığı konuşmaya bakalım:

(Delegeleri selamladıktan, bağımsızlık mücadelesinde Mustafa Kemal Paşa ve kadınları andıktan sonra şunları konuşuyor. Kendi sayfasında yayımlanan videodan):

 “Kurultay Olağanüstü Hal şartlarında toplanıyor. OHAL bir ülke için esaret demektir.

Türkiye’nin OHAL şartları altında ne durumda olduğunu görmek için bir kadını ziyaret edin. Kızılay’da İnsan Hakları Anıtı’nda, elinde bir kitap olan kadın heykeli etrafında bir barikat var. O barikatı aşamayacak, belki de gözaltına alınacaksınız.

Türkiye’nin en büyük eksiği olan demokrasi ve özgürlük kavgasında hep beraber yola çıkmak zorundayız. Bu yolda cezaevleri var, işkence var, gözaltı var ama özgürlük ve demokrasi her şeyden değerlidir.

Çocuklarımızın gerçek olmayan iddialarla bir bir şehit edildiği bir ortamda analar olarak, kız kardeşler olarak, eşler olarak susmaya devam ediyorsak oradan çıkış yoktur. Ben CHP’li kadınların susmadığını biliyorum. Onların yüksek sesle konuştuğunu, mücadelenin en önünde olmaya kararlı olduğunu biliyorum. Çünkü onlar önce ana, çünkü onlar kadın, onların yola çıkarkenki aşklarının memleket aşkı olduğunu biliyorum.

Aday arkadaşlarımız, birinci hedef olarak programlarına OHAL’in nasıl kaldırılacağını koysunlar. Eşlerimiz, kız kardeşlerimiz, sanatçılarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız cezaevindedir. Attığı tivitlerden ötürü çocuklarımız cezaevindedir. Kadınlarımız erkekler tarafından bir bir öldürülmektedir. Çocuklarımızın ırzına geçilmektedir. Üç yaşındaki çocuklarımızın ırzına geçilmektedir.

Bir tek çıkış yolumuz var. Örgütlülüğümüz, OHAL’e karşı birliğimiz.

Kadınlar, yüreklerinizi ortaya koyun…”

Bu sözüm ona haber üzerine Şenal Sarıhan bir açıklama göndererek konuşmasının öyle almadığını anlatıyor. Fakat aynı gazete konuşma metnine bakmak ve özür dilemek yerine aynı iddiasını tekrarlıyor:

“Şehit diye ben kendi çocuklarımızı kast ettim” cümlesini aldığı halde şu anlamsız cümleyi de kurmakta bir mantık hatası görmüyor: “PKK’li/PYD’li teröristleri başkalarının çocukları ilan etti.”

CHP’ye vurmak için ne yazacağını şaşırmış olan gazete, bu kez de Sarıhan’ın söylemedikleri üzerinden vurmayı deniyor. “PYD-YPG’den tek sözcük dahi etmedi”, “Türk askeri ifadelerini yine kullanmadı.”

Bari kimin nasıl hangi sözcüklerle konuşması gerektiğini anlatan kalıp bir konuşma metni yayımlasanız da herkes onu konuşsa!

Ben de şahsen yazılarımı yazarken o “gazeteciler”  gibi hiç zahmet çekmeden döktürürüm! 

Bu gazete ertesi günkü yayınında suçlamalarına “Katil sürülerine arka çıktı”, “Örgütün sözcülüğünü üstlendi”, “Hainlerin avukatlığına soyundu” cümleleriyle devam etti. Onun geçmiş “suç”larından örmekler verdi. Bunlar arasında Semih ve Nuriye’nin yakınlarına destek ziyareti gibi “suç”lar var.

21 Şubat tarihli Sabah, A Haber, Beyaz Gazete, Star, bu yaylım ateşine devam ettiler.

Geçtiğimiz günlerde 70 yaşına basan Şenal Sarıhan, birçok devrimci gibi 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 badirelerinden bilenmiş olarak çıktığı gibi her dönemde ezilenlerin savunucusu oldu.

1950’lerden beri üçüncü en büyük gericilik dalgası olan bu rejimden de yüzünün akıyla çıkacak.

Hitlerin propaganda bakanı Göbels’ten aşağı kalmayan iftiracılar için yargı yoluna başvuruyor.

Kim bilir, belki de adalet yerini bulur…

OHAL’de işte bu haldeyiz…

(22 Şubat 2018) Zekisarihan.com

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X