Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Ne Yap(ma)malı …
Konuk Yazar...

Ne Yap(ma)malı …

Bu içerik 539 kez okundu.

İlkay KUMTEPE

Çocuklara vahşice yapılanlardan bahsediyorum. Ne yapmalı ya da yapmamalı ki çocuklarımızı koruyabilmeliyiz?

Çocuklar ve kadınlar, her ikisi de gün geçmiyor ki bir erkek tarafından kötü bir muameleye maruz kalmasın. Peki bu kötü muameleyi yapanlara ne oluyor? Hiçbir şey … Bu ne demektir? Başkalarının da bu tür davranışlara yönelmesi demektir. Cezası yoksa, herhangi bir şekilde caydırıcı etkisi olan bir uygulama yoksa bu suçun işlenmesine devam edilir.

Yasalar bunu sağlamıyor diye biz sessiz kalırsak aynı duruma destek oluruz. Bir şeyi istemiyorsak sesimizi yükseltmeliyiz. Sessiz kalmak suça ortak olmaktır.

Anne baba, hala, teyze, dayı, amca, arkadaş vs. olarak çocuklarımıza ses çıkarmayı öğretmeliyiz. İstemediği şeye “Hayır” demeyi öğretmeliyiz. Bunun adı “reddetmek”tir. Gerçi yetişkin olarak bile reddetmeyi bilmiyoruz. İstemediğimiz pek çok durumu reddedemiyoruz ve ortaya çıkan sorunu başkalarının çözmesini bekliyoruz. Ya da hiç alakası olmayan kişilerle dedikodunun ötesine geçmeyen konuşmalarla içimizi rahatlatıp duruma alışarak devam ediyoruz. Bu konuda söyleyeceklerim çok fazla ama burada asıl söylemek istediğime gelmek istiyorum. Çocuklarımıza reddetmeyi nasıl öğretmeliyiz?

Öncelikle iyi niyetli olarak çocuklarımıza yaptığımız yanlışlardan bahsedeyim. Çünkü bunlar çok masumane görünseler de çocuklarımıza “istemediğin şey sana yapılıyorsa sesini çıkarma, sabret” düşüncesi yerleştirmektedir. Yoksa, bilinçli olarak aklı başında hiç kimse bunu çocuğa öğretmez.

Daha minik bir bebekken ve çocukluk döneminin başında çocuklarımızı nasıl sevdiğimize dikkat etmeyerek başlıyoruz aslında. Onları hırpalamanın, mıncıklamanın, hatta ısırmanın sevgi olduğunu zannediyoruz.

Böyle söyleyince bir garip oluyor ama üzerinde biraz düşünün. Çocukları çok sevdiğini söyleyen kişiler küçük bir çocuk görünce “Ay, ne tatlııııı” çığlıkları ile çocuğa yaklaşır ve yanağından başlayarak sıkmaya başlar. Çocuğa ve çocuğun ailesine yakın biri ise bu sevme (!)  işi biraz daha abartılıp çocuğu sıkarak her tarafını öpmeye ve hatta ısırmaya kadar gider. Bu sırada çocuğun çırpınması ve bağırması boşunadır. Yanındaki ebeveyn de “ağlama, seviyor seni” diyerek olaya destek olur. Bu olay bir kere olmaz. Çocuk çok sevimli ise artık bunun cezasını çekecektir. Etrafındakiler onu böyle sevmeye (!) devam ederken çocuk durumu kabullenir ve istemese de ses çıkarmaz “beni seviyorlar” diye ...

 

Bu kadar basit bir davranışla bile çocuğumuza şunları öğretmiş oluruz:

-Sen birini seviyorsan ona istediğini yapabilirsin.

-Sevdiğin insanın istememesi önemli değildir.

-Birinin sana karşı koyması seni istemediği anlamına gelmez.

-Seni seven biri seni çok sevdiği için canını acıtabilir.

-Senin canını acıtanlara ses çıkarma, kötü niyetli değiller.

-Birine dokunmak, öpmek istiyorsan izin almana gerek yok, o istemese de yapabilirsin.

 

Böyle sıraladığımızda ne kadar kötü geliyor değil mi?

Bu şekilde bir algı ile çocuklar kendilerine yapılan kötü davranışları fark edemiyor, fark etse bile sesini çıkaramıyor.

Buradaki yanlış bilinçle büyüyen çocuk yetişkin olduğunda, kadınsa, erkeğin ona baskı ve şiddet uygulamasına ses çıkarmaz. Birçoğunun açıklaması şu: Beni seviyor ama belli edemiyor. Aslında iyi biri ama kıskanç, seven adam kıskanır vs….

Eğer bu kişi erkekse, sevdiği kadına her kötü muameleyi kendine hak görür. Yaptıkları sevdiğini korumak içindir ... “Çok sevdiğim için öldürdüm” cümlelerini duymadık mı?

Son sözüm şu ki, çocuklarımıza sevginin ne olduğunu ve birine sevdiğini göstermenin yollarını öğretmemiz gerekir.

Kendi bedeninin ve başkalarının bedeninin önemli olduğunu öğretmemiz gerekir.

Birine dokunmak için onun iznini almak gerektiğini öğretmemiz gerekir.

Çocuklarımıza “hayır” demeyi öğretmemiz gerekir.

Bütün bunları onlara örnek olarak, davranışlarımızla öğretmemiz gerekir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X