Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Eşyasallık
Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ...

Eşyasallık

Bu içerik 400 kez okundu.

düşünen ayna ... / Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ

Çok istenip zor kazanılan her şeyin değeri bir başka oluyor.

Elle tutulup gözle görülen ve hatta sesini duyup belki de kokusunu alabildiğimiz her şeyi diyorum. Değer verdiğimiz manevi unsurlar konu dışı.

 

Kertenkele misali yapışıp kaldığım, bütün bir iş günü içine gömülmenin hayalini kurduğum bir tanecik koltuğum… Nasıl da boyuma göre yapılmış… Satın alana kadar başında beklediğim ve kimselere yar etmediğim, “Ayol deli bu!” sözlerine aldırış etmeden kocaman kocaman sarıldığım canım koltuğum …

 

Rengarek, boy boy, bazıları bana özel, bastırmalı, döndürmeli, kurşunlu, dolmalı kalemlerime ne demeli … Kahkaha atanı bile var. Ucu bitse de atamadığım, göz koyma huyu olan şahıslardan kaçım kaçım kaçırdığım canım kalemlerim …

 

Eşyalarım değerlidir benim ve onlarla bağ kurduğum da bir gerçek. Ne kaybettiğim görülmüştür ne de kırdığım. O kadar iyi bakarım ki hepsi yeni alınmış gibi gıcır gıcırdır. Oyuncaklarımı bile kutularında muhafaza ediyorum halen daha. Hepsi de oynanabilir vaziyette.

Çocukken paylaşımcı olmam gerektiği söylenmişti ve aynen söylendiği gibi yaptım bir gün; bir oyuncağımı evimize gelen bir arkadaşıma verdim. O ne yaptı? Tabii ki kırdı ve ben “kin” nedir o zaman öğrendim.

 

‘Eşya Hukuku’ dersinden bütünlemeye bile kalmadan geçmemin nedeni de herhalde bana ait olanlara verdiğim değerdi. Fakat bazen ne yaparsak yapalım elimizde olmayan nedenlerden dolayı kaybettiğimiz veya miadını dolduran eşyalarımız olabiliyor.

 

Mesela “telefon”… Nınınınııın!

 

İçinde dünyanızın olduğu akıllı telefonunuz bir gün “benden bu kadar” derse ne olur?

Her şey olur ama böyle bir şey olamaz. Eliniz kolunuz bağlanır kalır. Ne eşinizi arayabilirsiniz ne dostunuzu.

Çünkü artık kimse birbirinin telefon numarasını ezbere bilmiyor.

3 gün önce çektiğiniz mutluluk fışkıran tatil fotoğrafınızı sonsuza dek kaybedersiniz. Hele güzel çıktığınız bir fotoğrafsa içiniz yanar.

‘Kim aradı kim mesaj çekti acaba’ köpürmesi yaşanırken faturanızı dahi yatıramazsınız.

Yenisi elbette alınır da alışkın olunanın yerini hiçbir zaman tutamaz.

 

Bunları düşündükçe maddeye verilen değer fikrinden uzaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.

Uzaklaşılamasa da B planı olarak yedekleme ve ikame fikri göz önünde bulundurmalı diyorum.

Yenisinin eskisini aratacağı malum da, bağlanma sorunu yaşayanlar ve eşyasal bencillik huyu olan benim gibiler için bu huyu törpüleme çalışmaları başlasın.

En azından hiçbir şeyin vazgeçilmez olmadığına kendimizi inandırarak başlayabiliriz.

 

Tasarım yeteneği ve teknoloji her gün değişiyor ve gelişiyor.

İhtiyaçlarımız, günlük trendlere göre belirleniyor. Bu tarz bir hız içerisinde halâ daha, ‘ilk omletimi yaptığım tava’ diye tutturursak işimiz var.

Dünya malı dünyada kalıyor kalmasına da, ben yine de gidip ilk adımlarımı attığım ayakkabılarımın tozunu alayım ...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X