Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği, ‘2018 Aydınlanma Onur Ödülü’nü, Sayın Prof. Dr. Korkut Boratav’a veriyor
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği, ‘2018 Aydınlanma Onur Ödülü’nü, Sayın Prof. Dr. Korkut Boratav’a veriyor

Bu içerik 672 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ - kekocabasgmail.com

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED), 2003 yılından beri her 17 Nisan’da ülkemizin aydınlanma dünyasına, enstitü imecesine emek vermiş, adaletten, demokrasiden, hukuk devletinden, laik, demokratik, bilimsel eğitimden yana duruşunu yapıtlarıyla kanıtlamış aydın, yazar, sanatçı ve öğretim üyelerine “Aydınlanma Onur Ödülü” veriyor.

Dernek, şimdiye kadar bu ödülü ülkemizin yüz akı aydınları; Vedat Günyol, Dr. Engin Tonguç, İlhan Selçuk, Server Tanilli, Halit Çelenk, Türkan Saylan, Yaşar Kemal, Genco Erkal, Doğan Hızlan, Cengiz Bektaş, Gürel Aykal, Doğan Hızlan, Yılmaz Büyükerşen ve Ataol Beramoğlu’na verdi. 17 Nisan 2018 tarihinde de, paydaşımız Balçova Belediyesi ile birlikte; duruşuyla, söylemiyle, kitaplarıyla, yazılarıyla her daim onur duyduğumuz Sayın Prof. Dr. Korkut Boratav’a veriyor.

Prof. Dr. Korkut Boratav, 1935’te babası Halk Bilimci Pertev Nail Boratav’ın lise öğretmenliği yaptığı Konya’da doğar. 1959 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni tamamlar ve yüksek lisans sonrası 1960’ta Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (SBF) asistan olur. 1964’te iktisat doktoru olur ve 1965’te, İngiltere-Cambrig’te iki yıl kalır. 1972 yılında “Sosyalist Planlamada Gelişmeler” konulu teziyle doçent olur. 1975’te BM’de uzman olarak çalışır ve 1977’de SBF’ye tekrar döner. 1980 yılında da profesörlüğe yükseltilir. 1983’te 12 Eylül yönetiminin üniversitelerdeki ilerici öğretim üyesi kıyımında 1402 ile üniversiten uzaklaştırılır ve 1984 - 1986 yılları arasında, Zimbabwe Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışır. 1987’de Danıştay kararı ile yeniden SBF’ye döner ve 2002 yılında emekli olur. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Sayın Boratav’ın kısa özgeçmişi böyle. Korkut Boratav Hoca, 1997 yılında TÜBA Hizmet Ödülü alır. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Tarih Vakfı, emekli olması sonrası 14 Aralık 2005 tarihinde “70. Yaşında Korkut Boratav’a Saygı” toplantısı düzenleyerek Sayın Boratav’ı onurlandırır.

Boratav Hoca öğretmen bir aile geleneğinden gelir. Birgün gazetesindeki 15 Mart 2015 tarihli yazısında Boratav, “Ben öğretmen bir aileden geliyorum. Rumeli muhaciri, erkeksiz bir kadın olan anneannem Söğüt’te öğretmenlik yaparken Yunan işgaliyle karşılaştı; yanında iki kızıyla Türk ordusuna katıldı; askerlere çorap dikerek; hastabakıcılık yaparak Polatlı’ya kadar geldi. Yunanlılar çekilince Söğüt’e döndü. İki kızını öğretmen okullarına verdi; “Çalıkuşları” olarak yetiştirdi. Kemeraltı esnafının “Hocanım”ı olarak İzmir’de emekli oldu. Konya’da öğretmenlik yapan annem, lisede edebiyat öğretmeni olan babamla tanışıp evlendi. Ben de Konyalı olarak dünyaya geldim; aile geleneği olan öğretmenliği sürdürdüm” sözleriyle, ailesindeki öğretmen özgeçmişini aktarır.

Boratav Hoca yazılarında Cumhuriyetin ilerici düşün dünyasına vurgu yapar. 20 Mart 2014 tarihli yazısında, ‘İkinci Dünya Savaşı’nın ortalarında Türkiye’de iktidar ve siyaset çevreleri iki karşıt akıma ayrışmıştır’ saptaması yapan Boratav, “Birincisi Kemalizm’in yenilikçi, dönüştürücü kanadıdır. Öncellikle aydınlanmacıdır ve özellikle bu nedenle demokrattır. Bilimi “en hakiki mürşit” kabul eder; buradan hareketle Avrupa aydınlanmasının (o yıllarda “hümanizm” diye adlandırılan) bilim, düşünce ve sanat akımları ile bütünleşmeye çalışır. ‘Nazi Almanyası’ndan kaçan bilim insanlarını on yıl önce Türkiye üniversitelerine bu beklentiyle davet etmiştir. Köy Enstitüleri, Tercüme Bürosu, 1946’da öğretim üyelerine akademik güvence, üniversitelere özerklik getiren Üniversiteler Kanunu, en azından ilk tasarımıyla toprak reformu bu akımın katkıları arasındadır. CHP’nin aydınlanmacı kadroları, basında, edebiyatta, eğitimde ve üniversitelerde ilerici insanlarla genellikle barışık kalır; onları gözetir” yorumunu yapar.

Diğer akımın tutucu-milliyetçi akım olduğunu, düşün dünyalarının “Osmanlıcılık veya İslamcılık” şeklinde olmayan bu tutuculuğu “...Kemalizm’in dönüştürücü atılımlarını frenlemeyi hedefleyen bir savunma refleksidir. Bu yüzden pozitif bir programdan yoksundur. ‘Tehditleri belirleme, gayrı milli ideolojilerle, öncelikle komünizmle mücadele’ misyonları öncelik taşır. Sınıf kavgasını kışkırtabilecek tüm politikalara, örneğin Köy Enstitüleri’ne, toprak reformuna ve toplumsal eleştiri ima ettiği düşünülen sanat, bilim ürünlerine karşı çıkar. İkinci Dünya Savaşı içinde Alman taraftarlığı, Türkçü-Turancı özlemlerle kaynaşır” ifadeleriyle çözümler.

 

Boratav Hoca emekli olduktan sonra Birgün gazetesinde haftalık yazılarında toplumun vicdanı olmayı hep sürdürür ve yol gösterici öngörülerini paylaşır. 15.11.2015 tarihli yazısında, “Hepimiz, yani Türkiye’nin ilerici, demokrat, aydınlık, solcu insanları, güçleri, örgütleri, bu partinin yönetimine, milletvekillerine, örgütlerine bir çağrı yapmalıyız: AKP ile Anayasa müzakeresine oturmayınız; zira hedef 2010 Anayasa değişikliklerini bir adım öteye taşımak; Başkanlık rejimi aracılığıyla faşizmin yasal altyapısını oluşturmaktır. İki parti anlaşarak Anayasa değiştirilemez. Kapıyı aralamayın; durduramazsınız.” ifadeleriyle ciddi bir uyarıda bulunmuş ve içinde yaşadığımız yılları öngörmüştür. Boratav Hoca aynı yazısında, Haziran hareketi ile Cumhuriyet mitingleri arasındaki akrabalığa vurgu yaparak, “Haziran’da da en yaygın simgenin Mustafa Kemal’li bayraklar olduğunu hatırlatalım; ancak, öncekilerde içkin olan, bu kez harekete açıkça damgasını vuran özgürlükçü, dayanışmacı, kamucu değerlerle zenginleşerek … 2007 sonrasında AKP’nin insanların hayat tarzlarına saldırıları, kapkaççı burjuvaziyle kirli paylaşımlarının açığa çıkması, eleştirel platformu genişletti. Taksim Dayanışması’nın sosyalist çekirdeği, devrimci hareketlerin kalkışmaya hızla katılması ideolojik yelpazeyi açtı; ama Cumhuriyetçi tabanla kaynaşarak … Haziran 2013, aynı zamanda Cumhuriyetçilik ile sosyalizmin uzlaşması oldu” değerlendirmesi o günleri anlamamız için ufuk açıcı, önemli değerlendirmelerdir.

Yazılarında Köy Enstitülerinin kapatılma sürecinin önemli isimlerinden Reşat Şemsettin de yer alır. Baba Pertev Naili Boratav, Konya’da üç yıl öğretmenlikten sonra, Maarif Vekâleti bursuyla lisans-üstü çalışmalar yapmak üzere Almanya’ya gönderilir ve Hitler de iktidardadır. Boratav, “Burslu öğrencilerin çoğu ve Berlin’deki öğrenci müfettişi Reşat Şemsettin Sirer, Nazi hayranıdır. Babam sol eğilimlidir; tartışmalarda Hitler rejimini eleştirir. Dört burslu, komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla Boratav’ı ihbar eder. Reşat Şemsettin, bursunun kesilmesi için Bakanlığa başvurur. İki ay sonra Bakanlık bursu keser. Babam doktora çalışmalarına son verir. Türkiye’ye döner; Mülkiye’ye kütüphane memuru olarak atanır. Daha sonra da Cevat Dursunoğlu’nun katkısıyla DTCF’ne girer” ifadeleriyle babasının yaşadığı süreci aktarır.

1938 sonunda Hasan Âlî Yücel, Milli Eğitim Bakanı olur. ABD’de doktora çalışmalarını tamamlayan Behice Boran, Niyazi Berkes ve Muzaffer Şerif’i DTCF’nin Sosyoloji Kürsüsü’ne yönlendirir. Pertev Naili Boratav’ın lisede öğretmeni olan Hasan Ali Yücel için Korkut Boratav, “Hasan Ali Yücel ile babamın saygıya dayanan bir dostluğu vardı” yorumunu yapar. Bu üç bilim insanı Pertev Naili Boratav’la birlikte 1941’den başlayarak “Yurt ve Dünya” dergisini çıkarırlar. Korkut Boratav, bu dergiyi savaş yıllarında Nazi Eğilimli akımlara karşı duran bir aydınlanma odağı gibi görür. Yurt ve Dünya’yı çıkaran DTCF’nin dört değerli, ilerici öğretim üyesi 1948’de tasfiye edilmiştir. Korkut Hoca da 12 Eylülde 1402’lik olmuştur.

Son yıllarda OHAL ile birlikte üniversitedeki tasfiyelere itirazını, “SBF’den uzaklaştırılanların tümünü, kendi çocuklarım gibi benimsiyorum. Öğrencilerim, asistanlarım, ortak çalışmalar yaptığım meslektaşlarım var ... 1948’de babamı, 1980’de beni, bugün de asistanımı üniversiteden attılar. Her dönem biraz daha gaddarlaşıyorlar. Şu anda yapılan 12 Eylül’den de diğerlerinden de daha kötüdür” şeklinde dillendirir.

Pertev Naili Boratav ve oğlu Korkut Boratav, 1980’li yılların sonunda Almanya’da “Üniversite Tasfiyeleri” başlıklı bir toplantıda yan yanadırlar. Paris’ten gelen Pertev Naili Boratav, 1933 ve 1948 tasfiyelerini, Korkut Boratav da 12 Eylül tasfiyelerini anlatır.

Korkut Boratav Hocanın yakın arkadaşı Bilsay Kuruç, Boratav hocanın “Sosyalist Planlamada Gelişmeler” adlı kitabının çok önemli bir yapıt olduğunun altını çizer ve 12 Eylül’de SBF’deki ilerici öğretim üyelerinin tasfiyesini; “İlk etapta Tuncer Bulutay var bildiğim kadarıyla. Her gün iki tane zarf geliyor fakülteye ve herkes Rus Ruleti gibi, kime çıkacak diye konuşuyor. Derken Korkut’a da çıktı bir gün … O gün üçüncü sınıflara Korkut, ‘İktisadi Planlama’ dersi veriyordu. Geldi dedi ki bana zarf geldi, fakat bir saat sonra dersim var, o dersi sen verir misin? Adam gidiyor, fakat görevini yapması lazım. Kendimi Korkut’un yerine koymaya çalışarak o gün o dersi verdim” diyerek anlatır.

Korkut Boratav, aydın sorumluluğunu her dönemde onurla koruyan bir insan, aydınlık bir adamdır. “Elim kalem tuttukça bu menfur saldırılara karşı çıkacağım” diyen ödünsüz bir sosyalist aydındır.

Balçova Belediyesi ile birlikte YKKED-2018 Aydınlanma Onur Ödülünü 17 Nisan 2018 tarihinde Sayın Boratav’a vermekten onur duyacağız.

(Kaynak: Aydınlık Bir Adam Korkut Boratav, İmge Yayınları, 2010)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X