Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Karar verme özgürlüğü
Konuk Yazar...

Karar verme özgürlüğü

Bu içerik 726 kez okundu.

İlkay KUMTEPE

Konu yine çocuklarımız. Ve çocuklarımızın karar verme özgürlükleri.

Çocuklarımız, hepimizin canından çok sevdiği en değerli varlıklarımız. Yemeyip yedirdiğimiz, giymeyip giydirdiğimiz, üşümesin diye üstüne titrediğimiz, yorulmasın diye bir iş yaptırmadığımız, üzülmesin diye bazı şeyleri sakladığımız, başarılı olsun diye hep çalıştırdığımız varlıklarımız …

Büyük fedakârlıklarla büyüttüğümüz evlatlarımızın yaşlanınca bize bakmalarından, kadir kıymet bilmelerinden daha öte bir beklentimiz de yoktur. Ancak her zaman böyle olmaz. Sorumluluk sahibi yapmak için üzerine titreyip de her şeyi öğretmeye çalıştığımız çocuklar nasıl oluyor da kimseye faydası olmayan insanlar haline dönüşüyor?

Bunun nasıl olduğunu açıklayabilecek birçok etmenden bahsedebiliriz. Ancak ben burada çok küçük yaştan itibaren gözden kaçırdığımız bir hususa değinmek ve genç annelere bir öneride bulunmak istiyorum:

Karar Verme Özgürlüğü …

Şimdi bakalım: Çocuğumuz doğduktan sonra doğal olarak onun bakımını biz yapıyoruz. Ancak bu bakım işini kendimize öyle büyük bir görev olarak görüyoruz ki artık yapabilecek duruma gelseler bile onların işini biz yapmaya devam ediyoruz. Bunun için mazeretimiz çok; döker, düşürür, kirletir, kırar, başına bir şey gelir, ona kıyamam vs.

Yapmadığımız işi öğrenemeyiz değil mi? Kediler ciğerci dükkânı açabilmiş midir ciğerci dükkânına baka baka? Bir çocuk 8 - 10 aylık olduktan sonra kendi başına yemeğini yiyebilir. Acıktığını anlayabilir. Ama okula başladığı halde yemek yesin diye çocuğunun etrafında gezen anneleri görebiliyoruz. İnadına da o çocuklar yemek yemez, yemek seçer, mızmızdır. Şimdi bu, çocuğun suçu değildir. Bu annelere bakın, bebeklikten itibaren çocukları için “bir şey yemedi”, “açlıktan ölecek bu çocuk” diye söyle(n)diklerini duyarız. Yesin diye ellerinde kaşık - tabak gezer dururlar.

İşte, çocuğa en temel ihtiyacı olan yemek konusunda karar verme özgürlüğü tanımamakla başlıyoruz işe. Çocuk acıktığına karar verebilir, doyduğuna da karar verebilir. Ama siz ona izin vermez ve aldığı kararı beğenmezseniz bir süre sonra bu konuda bile karar veremez hale gelir. Ne yiyecek, ne zaman yiyecek, ne kadar yiyecek? Bunlara da aile karar vermek zorunda kalır. Yetişkin oldukları halde çocuklarının yemeğine tuz, biber atan anneler vardır. Yemek sofraya konmuştur ama çocuğuna (özellikle oğluna) şunu da ye, bundan da al diyen anneler vardır. Daha sonra da eşler karar verir bu konuda.

3 - 4 yaşlarından itibaren çocuk üstünü giyinip soyunabilir, üşüdüğünü anlayabilir. Ama bunda bile karar verme özgürlüğü yoktur çocuğun. Şimdi durumu biraz daha genişleterek söyleyeyim. Bir oyuncak alırken oynamak için, hangisi ile oynayacağına karar vermesi gerekir, hoplayıp zıplamaya başladığında bunu devam ettirip ettirmeyeceğine karar verecektir, yüksek bir yere çıkacağında çıkıp çıkmayacağına karar verecektir. Bunlar çok basit şeyler ama bunlara kendi başına karar verip sonuçlarına da katlanması gereken çocuk yetişkinlikte de doğru kararlar vermeyi öğrenir. Çünkü yanlış kararlarının sonuçlarına katlanarak doğru karar vermeyi öğrenir. Çocuğun düşmesinden korkarak yükseğe çıkarmazsak, koşmasına izin vermezsek, hareketlerini sınırlarsak öğrenemez. Öğrenemediği en önemli şey de karar vermektir. Bu çocukların bakışı ürkektir. Özellikle de ailelerinin bulunduğu ortamda. Bir hareketi yapmadan önce hemen onay bekler aileden. Kendi başına karar veremez, risk alamaz.

Bu çocuklar biraz daha büyüdüklerinde anne babalarının seçtiği arkadaşlık ilişkilerini götürür. Onların karar verdiği okullara gider. Onların karar verdiği mesleklerin sahibi olmak için uğraşır. Kendi aldığı bir karar yoktur ve sorsanız, hedefi ve amacı da yoktur. Okulda nasıl ders dinlemesi gerektiğinden tutun da eve gelince nasıl ders çalışması gerektiğine kadar. Ödevler aile tarafından yapılır ki en mükemmeli olsun. Çocuk iyi not alır ama bir şey öğrenmez. Araştırmalar aile tarafından yapılır ki en iyisi olsun. Çocuk iyi not alsın. Yemeği hazırlanır, bulaşığı yıkanır, çamaşırı ütülenir, odası toplanır vs. çocuk evdeki bütün refah durumlarından yararlanır ama evle ilgili hiçbir sorumlulukta yer almaz. Çünkü o küçüktür, yapamaz.

Bu çocuklar ömür boyu her kararı annelerinin vermesini bekler. Anneleri dedim, çünkü evlenince de onun yerini eşleri alıyor. Bu durumda olan genellikle erkek çocukları. Çünkü kız çocukları onlara göre ev işlerinde yardımcı roldedir ve bu onların öğrenmelerini sağlar. Ama erkek çocukları kiminle evleneceğine bile ailesinin karar vermesini bekler. Kız arkadaşları olmuştur, sevgilisi olmuştur ama onlarla evlenemez. Ailesinin seçtiği ve uygun gördüğü kızla evlenmelidir. Aslında işine de gelir, çünkü karar vermeye alışkın değildir ve böylesine önemli bir konuda tek başına karar verecek yeterliliği yoktur. Olumsuz bir durum olursa suçu ailesine yıkmak ve çözümü onlardan beklemek en kolay yoldur. Zaten ailesi şimdiye kadar verdiği kararlarda yanılmamıştır. Hep onların dediği doğru olmuştur.

Yetişkin oldukları halde aile sorumluluğu alamayan, doğru düzgün bir işte çalışamayan, kendisini çekirdek ailesi ve anne babasına karşı sorumlu hissetmeyen yetişkinler, muhtemelen “karar verme özgürlüğü” olmadan yetişen bireylerdir.

Özellikle anneler, çocukları kendi özel eşyanız olarak görmekten vazgeçmeniz gerekir. Onların da sizin gibi birey olduklarını bilerek hareket edin. Bırakın düşsün, kırsın, üşüsün, acıksın, üzülsün, zorluk yaşasın. Bunları yapsın ki çözüm bulmak zorunda kalsın. Ancak o zaman karar verme sürecini öğrenir. Karar vermeyi öğrenmek önemli bir süreçtir. Bunu sağlıklı bir şekilde öğrenirlerse doğru kararlar vermeyi de öğrenirler.

Karar verme yetisi kazanmış birey, aldığı kararların sonucuna katlanmayı da bilir. Bu nedenle karar verme yetkisi demek başı dik olabilmektir, kendi başına ayakta durabilmektir, sorumluluk sahibi olmak demektir, risk alabilmek ve risklerin sonucunu tahmin edebilmek demektir, başkasına yük olmayan insan demektir, hayatını kendi aldığı kararlarla yürüten insan demektir.

Siz siz olun, yol yakınken gelin çocuklarınıza karar verme özgürlüğü verin.

(18.03.2018)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X