Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Sihir
Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ...

Sihir

Bu içerik 496 kez okundu.

düşünen ayna ... / Av. Aytül ÖZTURAN YILMAZ

Adalet, hasta yatağında hareketsiz yatarken başucundaki ekranda zikzakları takip eden bip sesleri halâ umudun var olduğunu gösteriyor. O sırada odanın kapısında bekleşen hasta yakınlarına “elinizde bir sihirli değnek olsaydı ne yapardınız” diye sorsalar hepsi birden “Adalet’in iyileşmesini sağlardım” derlerdi herhalde.

 

Sihir, mış gibi yapılıp aslında mış gibi yapılan şeyi bile yapmamak gibi, ilgi çekici, merak uyandıran bir şey olup sihirbazlar ise hokus pokus maceraları anlatan, hep sahip olunmak istenen meslek grubundalar.

 

Elindeki bir çubuğu hop diye mendile çevirmeyle başlayan, masada yatan güzeller güzeli kızı dörde bölmeye kadar uzanan şaşırtgaçlar silsilesinin sonu yok. Yeteneğin pek tabii şart olduğu bu gösterilerde, aslında başrolde alet edevat var.

 

Herkesin orada olduğunu bilmesine rağmen, uçma gösterilerinde kimse o incecik ipi görmek istemiyor.

Kulak arkanızdan bozuk para çıkartan sihirbazlığa meraklı arkadaşınızın, elini kulak arkanıza götürürken aslında o bozuk paranın baştan beri elinde olduğunu da görmek istemiyorsunuz. Gördüğünüzde de bu, sihir numarasının kötü olduğunu değil yapanın beceriksizliğini gösteriyor.

Bir tek yanlış hareket tüm gösteriyi mahfedebiliyor. Her bir gösteri için sahne arkasında özenli bir çalışma ve hazırlık da şart.

 

Defalarca tekrar etmek, o numaranın hakimi olmak sahnede sihirbaz için özgüven, izleyenler içinse bir keyiftir.

Yani neymiş? Numara hiçbir şey, numaratör her şeymiş.

 

Adalet’in kim olduğunu söylemeyi unuttum.

Adalet; gösteri masasında yatan güzeller güzeli kız. Parlak kostümüyle az sonra neler olacağından habersiz dans ederek kendi rızasıyla, tamamen sihirbaza güvenerek uzanıyor masaya. Ne oluyorsa oluyor bir şeyler ters gidiyor. Siz zamanlama hatası deyin, ben malzeme hatası diyeyim, Adalet bir anda parça parça oluyor. Ortalık karışıyor. Sonrası ambulans, sonrası hastane… Adalet ise torba torba ameliyat masasında.

 

Kırkyama ustası terziler misali tüm doktorlar dikkatlice çalışıyor, parçalar birleştiriliyor. Adalet hayatta da, buna yaşamak mı denir? Bir uygulayıcı hatası nelere kadir? Toparlanması için geçecek süre belirsiz ...

Kimse inanmıyor Adalet’in ayağa kalkabileceğine.

Ben inanıyorum.

 

Şimdi o gösteriye karşı herkeste bir ön yargı var. Yüz yıllardır yapılan numara aynı, malzeme aynı, bir sihirbaz yanlış düğmeye bastı diye sihir düzenini mi kaldıralım yani.

 

Yazı burada biter.

Bir okuyucu der ki; “Yazar burada adalet sistemini eleştirmiş, uygulayıcı hatalarının toplum üzerindeki etkilerini metafor kullanarak anlatmış ...”

Yok efendim ne münasebet.

Metafor kullandığım doğrudur. Ama eleştirdiğim düzen adalet değil, aşçılık düzenidir. Yemeğin tuzunu fazla koyan aşçılara, eti doğru yumuşaklıkta pişiremeyen şeflere, böreği güvey benzi renginde dengeleyemeyen pişiricileredir lafım. Çünkü sonra olan bulaşıkçılara oluyor.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X