Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Öğretmeni ‘puan peşinde’ koşturmayalım
M. Cafer METE...

Öğretmeni ‘puan peşinde’ koşturmayalım

Bu içerik 356 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

İlim, bilim, fen, görgü kuralları, kaideler, usuller her şey değişiyor amma bu değişimler inceleme, tetkik, takip ve deneylerle oluyor, yani ben yaptım oldu-bitti ile yaşam, düzen ve dünya teknolojisi ilim ve bilimi ve yaşayışı değiştirilemez. Mutlaka bilimsel ve akademik verilere bağlı olması gerekir.

Uzun bir zamandan bu yana medya’da takip ettiğim bir konu hep merakımı çekti. Nedir bu konu? Öğretmenler her yıl öğrencinin, velinin, öğretmen arkadaşlarının ve okul müdürünün vereceği notla performansı ölçülüp değerlendirilerek üç yılda bir sınava tabi tutulacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu gibi çalışmaları hem öğretmenleri üzdüğüne hem de eğitim-öğretimin aksamasına yol açtığına inanıyorum. Acaba bu yönetmelik taslağını hazırlayıp Sayın Bakan’a kabul ettiren idareciyi kim imtihan edecek? İlk mezun olduğu günkü gibi kendisi sorulara cevap verebilecek mi?

Yukarıda işaret ettiğim öğretmenlerin performansı değerlendirilmesi konusunda bütün Eğitim sendikaları karşı olduğu gibi emekli öğretmenler, çalışan öğretmenler ve halkımız, hayata geçirilmeye çalışılan ve geçen hafta çıkan taslağa göre veliler, öğrenciler ve öğretmen arkadaşları tarafından öğretmen değerlendirilecek ve performans puanı ortaya çıkacak, öğretmen göreve ya devam edecek veya dışarıda kalacak öyle mi?

Sayın Bakan: Onurlu, gururlu, kendine özgüveni olan, öğrencisine karşı öğretmenlik görevi yapan bir öğretmen bu performans değerlendirilmesini asla kabul etmez ve öğretmene yakışmaz da. Bir öğretmenin, öğrencisine, veliye, arkadaşlarına bana puan verin diyeceğine inanmıyorum.

Uzun yıllar hizmet verdiğim, hizmet vermekten dolayı da zevk aldığım Milli Eğitim teşkilatında bu fikri ortaya atan aklı evvele önce şu soruları sormak ve kendisinden de samimi olarak cevap vermesini beklerim.

1-Öğretmen huzur içinde midir?

2-Öğretmenin can güvenliği var mıdır?

3-Öğretmenin konut sorunu, çocuğunu okutma, kredi, yurt ve burs sorunları halledilebildi mi? Bugüne kadar ne yapıldı, hep vaat edilmedi mi?

4-Öğretmeni inceleme, tetkik, araştırma, soruşturma, okuma ve genel kültürünü geliştirme yönü ile ne yaptınız, ne verdiniz?

5-Öğretmen öğretici ve velinin gözünde bir idoldür! Öğretmeni her yönü ile takviye ettiniz mi? Bir idol yapabildiniz mi?

6-Öğretmenlerin özgürlük haklarını tam olarak verebildiniz mi?

7-Moral yönünden öğretmene ne yaptınız?

8-Öğretmenlik bir meslektir. Aramıza (arkadaşlarımız yanlış anlamasınlar) çeşitli meslek gruplarından öğretmen aldınız, -en çok da Diyanet İşleri Başkanlığından geldi- acaba bu arkadaşlar Pedagoji, Psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi ila genel ve özel öğretim metodu derslerini gördüler mi?

9-Okullarımız daha halâ çift öğretim. Sayın Bakanımız 2019’da çift öğretim kalkacak diyorlar, ben çift öğretimin kalkacağına inanmıyorum. Amma kalkarsa bir öğretmen olarak mutluluk duyarım. Çünkü bu konu yıllardan bu yana söylenir ama bir türlü hedefe ulaşılamadı.

10-Okulların fiziki durumunu düzelttiniz mi?

11-Okullara laboratuvar, atölye (Resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler için) yapıldı mı?

12-Her öğrenci Fizik, Kimya, Tabiat derslerinde deney ve inceleme yapabiliyor mu?

13-Bakanlığımız öğrencileri; dersin gereği inceleme, tetkik, araştırma, görme ve öğrenme yönü ile yöremizi, ülkemizi tanımak için gezilere götürebiliyor mu? Sayın Bakanım, bunları sağlayın, öğretmeni ilmen, fikren, madden, manen destekleyin. Müfettiş, okul müdürü, Milli Eğitim Müdürü not vermek, teftiş etmek değil rehberlik görevi yapsınlar.

14-Sayın Bakanım: Öğretmenlik bir meslektir. Bu meslekte meslekten gelme kişilerin olması gerekir. Bunun için öğretmen okullarını yeniden açalım.

15-Öğretmenler politikadan uzak dursun, sadece eğitim öğretimle ilgilensin, bakıyorum sanki bir partinin militanı gibi çalışan öğretmen görüyorum. Sendikalara bölünmüşler, bölünmüşlüğün mesleğe hiçbir faydası olmaz, hepimize ve ülkeye zararı vardır.

Öğretmen tarafsız olmalıdır. Siyasi kanaatini sandıkta oyu ile belirtmelidir. Öğretmen ötekileştirilmemelidir. Öğretmen huzur içinde ve politikacının baskısı olmadan, çocuğunun ve kendisinin huzuru sağladığı derste bakkal, kasap, tuhafiye, manavı düşünmeden derslere girerse o zaman başarılı olur. Eğitim öğretim ne kadar verimli olursa, üniversite sınavlarında sıfır çekme ortadan kalkacaktır.

Sayın Bakan, öğretmenleri performans için not peşinde dilenci gibi koşturmayın. Bakın, geçtiğimiz yıllarda gelen Bakanlık Müfettişleri öyle bir uygulama yaptılar. Disiplinli, huzur içinde, tertipli, düzenli ve herkesin gıpta içinde baktığı bir okulda Okul Müdürü için Okul-Aile Birliği Başkanına Müdürün performansını soruyor, aldığı yanıt hiç de iç açıcı değil, müdürün yüzü gülmez, disiplinli, okul pis, her taraf pislik içinde, memnun değiliz cevabını veriyor. Sayın Bakan sen kendini de yeriyorsun böylelikle. O duruma öğretmeni düşürmeyelim.

Sayın Bakanım, işte size bir örnek ben ve öğrenci, öğretmene iyi not vermedi, bana asık suratla baktı diye kızacağız ve öğretmene düşük puan vereceğiz. Öğretmeni dilenci yapacağız. Lütfen öğretmeni, öğrenci ve veliden puan istemeye mecbur etmeyelim. Öğretmeni incitmeyin, itibarsızlaştırmayın, eğer bizden özgüvenini sağlamış; vatan, millet, cumhuriyet, Atatürk sevgisi ile yanan, coşan, çalışan, ilim, bilim, irfan sahibi gençlik istiyorsanız, yukarda sıralanan eksikliği gideriniz ve bu puan usulü taslağı kaldırın, öğretmen okullarını yeniden açın.

Sayın Bakan, 32 yıl çalıştım emekli oldum. Öğrencilerimin kimisi doktor, öğretmen, mühendis, kaymakam, hâkim ve çeşitli meslek gruplarında çalışıyorlar. Halen çalışıyor olsaydım ben bu öğrencilerimden performans için not mu isteyecektim.

Eğer öğretmen not isteyecek duruma düşerse bakın neler olur:

1-Öğrenci derslere ilgi göstermez, okulu asar, geç gelir, çeşitli zararlı yollara sapar. Çünkü öğretmen beni geçirmeye mecbur, eğer geçer not vermezse ben de ona puan vermem der.

2-Öğretmene kızan ve arası iyi olmayan bir veli düşünün.

3-Öğretmenler arasında sendikalaşmadan ve siyasi durumdan ayrışmalardan dolayı birbirlerine karşı durumlarını düşünün.

4-Bir öğretmenin, öğrenci, veliden not istemesi kadar zor bir iş olabilir mi? İnsan aç kalsa bile tanıdığından ekmek isteyemiyor.

Bana göre eğitim öğretim barışı bozulur. Arkadaşlık ve meslek bağı bozulur. Herkes birbirinin peşine ve açığını bulmaya takılır. Öğretmenler kurulunda her şey açıkça konuşulamaz, idareye arkadaşlarına öğrenci ve veliye yaranma, tabi olma, hoş görünme başlar. Bu da eğitimi öğretimi ne hale getirir tahmini sizler yapın.

Daha beteri var. Öğretmen puan hesabı ile herkese yaranma durumuna gelecek, öğrenci bilse de bilmese de not verecek bir sürü yarı cahil bir sınıf yaratılacak.

Biz öğretmenler eli bıçaklı, tabancalı, tüfekli, sopalı cahil bir gençlik istemiyoruz. Biz eli kitaplı, ilim, bilim, irfan sahibi, hoşgörülü, vatan, millet, Cumhuriyet, din, iman ve Atatürk sevgisi ile yetişen gençlik istiyoruz.

İşte, böyle bir gençliği yetiştirmek için kapanmış olan öğretmen okullarını açmanızı ve meslekten yetişmiş öğretmenin görev yapmasını ve bu gençlerin yetişmesini istiyoruz. Öğretmen performansını okulda almalıdır çocuk psikolojisini öğretim metotlarını ve çocuk gelişimini iyi bilmesi gerekir.

Bunu yapmadığımız için bugün okullarda olan olayları medyadan öğreniyoruz. Küçük yaşlarda çocuklara yapılan çirkin muameleler meydana geliyor ...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X