Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
“Güç bende artıııık!”
Gülçin ERŞEN...

“Güç bende artıııık!”

Bu içerik 397 kez okundu.

Gülçin ERŞEN

Yıllar önce yayımlanan He-Man adlı çizgi filmde sihirli kılıcı elinde tutan baş karakter, “Güç bende artıııık!” diye bağırıp, işe koyuluyordu.Tabii güç veren nesnenin ya da gücün, işinin ehli, iyi niyetli birinde olması, iyilere güven verirken, kötülere de korku salar.Hep anlatılagelen iyilik ile kötülüğün savaşı, aynı zamanda güçlü ile güçsüzün de maceralarıdır.

Yaklaşan 24 Haziran seçimlerinde kim Cumhurbaşkanı seçilirse, daha önceki tartışmalı halkoylaması ve yürürlüğe girecek anayasa gereği, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş, güce ve yetkiye kavuşacak. Demokrasinin, “Güçler Ayrılığı İlkesi”nin, çağdaş hukuk kurallarının artık geçerliliğini yitirdiği bir düzende, “Astığım astık, kestiğim kestik” bile diyebilecek! Hayır, abartmıyorum. Eğer, daha birkaç yıl öncesinden bile Anayasayı, hukuğu, adaleti, demokrasiyi, parlamentoyu, halkın yarısının (ki bence çoğunluğunun) görüşlerini, isteklerini hiçe sayarak, ülkeyi çağdaş sayılamayacak, saltanat benzeri bir rejimle yönetmeye heveslenen varsa, şimdi KHK ile her şeyi yapmaya, değiştirmeye yetkili, üstelik halkın oylarıyla seçilecek bir “Cumbaşkan”ın başarı hırsı ve sarhoşluğu ile neler yapabileceğini düşünün hele! Bu nedenle, adayların (Özellikle de Millet İttifakı’ndakilerin), Cumhuriyet’in temel kurucu ilkelerine, laik demokratik hukuk devleti kurallarına, öncelikle halkın, ülkenin çıkarlarını gözeteceklerine, hakkaniyetli, özverili, çalışkan olacaklarına söz vermeleri gerekir.Ben bir yurttaş olarak bunu bekliyorum.Bunu beklemek tüm seçmenlerin hakkı. Bunlara söz veremeyecek, söz verse de yapamayacak bir kişinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, ülkemizi yönetmesini istemem.

 

Seçim sonrası...

 

Mesele yalnızca, “Tayyip’i devirmek” değildir. Ülkemiz, iç ve dış siyaset, ekonomi, toplumsal barış, eğitim, sağlık konusunda çok ciddi ve yaklaşık yarım asırlık ömrümde daha önce tanık olmadığım kadar kötü, sıkıntılı ve tehlikeli bir aşamadadır. Bu nedenle, başa gelecek yöneticinin, kendisi çok yeterli ve yetenekli olmasa da, ülkenin sorunlarına çözüm üretip, çözüm yollarını uygulayabilecek kadrolarla bir an önce işe koyulması şarttır. Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin yeniden iktidarda olmasına kesinlikle karşıyım. Türkiye’yi en uzun süre yöneten bu kişi ve ekibinin, ülkeyi ne hale getirdiği ortadadır! Öte yandan; muhalefetteyken, yoksulken, makam mevki sahibi değilken, haksızlıklardan dem vuranların; iktidar, zengin, makam mevki sahibi olduklarında, başta karşı durdukları sistemsel çarpıklıkları kendi çıkarlarına kullanıp, düzenden hoşnut kaldıklarını da biliyoruz. Yoksa, ben üniversitedeyken (yaklaşık 25 – 30 yıldır) tartışılan seçim sistemi, siyasi partiler yasası çoktan düzeltilmiş olur, milletvekili maaşları yarıya ya da üçte ikisine düşürülür, milletvekillerine zam ve ikramiye yapılmaz, “milletvekili emekliliği” saçmalığı kaldırılır ya da hiç değilse aylıkları yarıya indirilirdi.Bu istekler abartılı değildir. Türkiye’den daha zengin ülkelerin milletvekili sayısı çok daha az, bakanları ekonomi sınıfında uçuyorlar... Bizde ise bütçe kısıntısı yapılmak istenince, işçi, memur, emekliye yüklenmek akla geliyor.Enflasyon karşısında eriyen emekli aylıklarında - AKP zamanında reel olarak - gittikçe büyük oranda kesinti yapıldığını daha önce de yazmıştım.

Madem seçimlerden sonra başa geçecek kişi çok büyük yetkilerle donatılırken, parlemento ve hukuk karşısında da neredeyse sorumsuz olacaktır. Göstersin yurtseverliğini, liyakatini, yiğitliğini, cesaretini, demokratlığını da, gerekeni yapsın! Yani, 24 Haziran sonrası Türkiye’yi yönetmeye talip kişinin işi hem çok zor, hem de çok kolay! Abdüllatif Şener’in Halk TV’de dün akşam söylediği gibi; bir KHK ile AKP döneminde yapılan tüm haksız, hukuk ve demokrasi dışı düzenlemeleri, uygulamaları da kaldırabilir!

Umutsuz ve karamsar değilim. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreter Yardımcısı Lütfü Kırayoğlu’nun da söylediği gibi; “Ülkemiz 19 Mayıs 1919 tarihindekinden daha kötü bir durumda değildir. Ve biz kazanacağız! Çünkü biz haklıyız...” Allah’a inanan biri olarak ben de, “Allah ‘doğru’nun yardımcısıdır. Aslında kazanan hep iyilerdir.” diyorum. Her ne kadar, dışarıda Türkiye düşmanları, içerde işbirlikçi vatanhainleri “Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti yıkılıyor!” diye erken sevinç çığlıkları atsa da Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!” sözü hep aklımızda; biz Mustafa Kemal Atatürk’ün Askerleri nöbetteyiz!

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X