Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Eğitim Sistemi ve Seçim
Konuk Yazar...

Eğitim Sistemi ve Seçim

Bu içerik 544 kez okundu.

İlkay KUMTEPE

Ülkemizin önemli bir seçim arifesinde olduğu şu günlerde adayların vaatleri öncelikle seçmene nakdi yardımlarla başladı.Yani yine balık tutmayı öğretmek yerine balık vermeye yönelik vaatler var. Bakalım ilerleyen günlerde ekonomik ve sosyal hangi politikalar karşımıza çıkarılacak?

Kime sorsanız, kimle konuşsanız bütün sorunların temeli gelir eğitime dayanır.Ben en çok adayların eğitim konusundaki projelerini, bakış açılarını merak edenlerdenim.Öncelikle bir eğitimci olmamdandır sanırım.Bir başka sebebi ise, ‘toplumsal birçok sorunun çözüm merkezi eğitimdir’ diye düşünmemdir.

Eğitim konusunda önerilecek politikalar çok bıçak sırtı bir durumdur.Seçmeni kaybetmek de var kazanmak da.Çünkü çok yaralı bir bölge, ucu toplumun her kesimine dokunuyor.Ama bunun da ötesinde her yıl değişen ve yenilik, reform adları ile yutturulan manevralarla toplumun her kesimine gına getirilmiş durumda.

Aileler, öğretmenler ve öğrenciler, eğitimin bütün paydaşları sürekli değişen, ne olduğu anlaşılamayan sistemlerden bıkmış usanmış durumda.Yapılan değişikliklerin sonuçları da ortada.Her yıl daha kötüye giden bir durum var.

Eğitimin içine zorunlu olarak aldığımız çocukları 8 yılın sonunda hem kendine hem çevresine duyarlılığı kalmamış, kendine güveni olmayan, gelecek kaygısı taşıyan, önüne seçenek konulmadan kendi düşüncesini açıklayamayan, karar verme ve risk alma becerisi gelişmemiş bireyler olarak topluma salıveriyoruz.

Oysa bakın Milli Eğitimin hedeflerine, bunların tam tersi hedefleri var. Ne oluyor öyleyse?

Olan şu; hedeflenen amaçlara uygun uygulamalar yok.Hedef başka gidilen yol başka.Sonuç, labirentin sonuna geldiğinizde bulmacanın çıkış noktası yerine çıkmaz bir köşesinde buluyorsunuz kendinizi.

Eğitimde önerilecek politikalar bu seçimi değil gelecek seçimleri de kapsayacak kadar geniş bir bakış açısı ile yapılmalıdır. Yıllardır söylendiği gibi eğitim politikası artık devlet politikası olmalıdır.Her bakana göre değişmemelidir. Öyle geniş kapsamlı olmalıdır ki birey anne karnında oluşmaya başladığı andan onun için eğitim süreci başlamalıdır.

Bu görüşümü daha önce başka ortamlarda da dile getirdim.Bir kere de buradan yazayım.Bu aynı zamanda dikkate alacak olan adaylar için de öneri niteliğindedir.Üzerinde düşünülmesi gerekir.

Konuyu biraz açayım:

‘Aile Hekimliği’ gibi ‘Aile Eğitimcisi’ denilebilecek bir proje bu. Nerden geldi?

Eğitim ile ilgili katıldığınız bütün toplantılarda şöyle bir durum ortaya çıkar.Üniversiteler ile ilgili bir konu konuşuluyorsa öğrencilerin liseden yetersiz geldiği söylenir, liselerle ilgili bir konu ise ilköğretimden yetersiz geldiği, ilköğretimle ilgili ise okul öncesinden yetersiz geldiği, okul öncesinde ise aileden yetersiz geldiği söylenir.Gördüğünüz gibi herkes topu kendinden öncekine atarak aileye getirir dayandırır.

Bu düşünce yapısı insanlara öyle işlemiş ki aileler de eğitimciler de çocuklara yüklenmeye başlamış ve yaşından önce gelecekte öğrenmesi gereken konuları daha erkenden öğretmeye başlamışlardır.Sonuç tabii ki olumsuz, emeklemeyi öğrenmeden koşmasını istediğimiz çocuklar bocalamalar içinde.Çocuklarımız hep bilgi ezberleme peşinde koşturulurken, aslında öğrenmeleri gereken insani değerlerden uzak kalmışlardır. Konunun özüne geldiğimizde her tür olumsuzluktan sorumlu tutulan aile eğitimde ne kadar yeterlidir? Eğitimci bir aile için bile şunu rahatlıkla söyleyebilirim “Anne-babadan öğretmen olmaz.” Hele ki sıradan bir aile eğitimci olmaz.Bunca yıldır eğitimin üzerinde duruyoruz. 21.yy’dayız ve okuryazar olmayan birçok genç aile (özellikle anne ki bu daha vahim. Çünkü çocuklar anneleri tarafından eğitiliyor) var elimizde.Biz bu ailelerin çocuklarını eğitmediklerini söylüyor ve eğitimdeki olumsuz sonuçların suçunu onlara yüklüyoruz. Ben şahit olduğum kadarı ile söyleyeyim, bu aileler okula gidene kadar çocuklarına kalem, kâğıt, kitap vermiyorlar. Buradan bakınca suç ailenin, doğru ama bunun bir gereklilik olduğunun farkında değiller.Yoksa hiç kimse bile bile çocuğu için kötü olacak bir şeyi yapmaz.İşte, ‘Aile Eğitimcisi’ dediğim yapı bu nedenle devreye girmeli. Bir anne baba adayına rehberlik yapmalı. Onlara anne karnındaki bebeğe kitap okumak gerektiği, onunla konuşmak gerektiğini anlatmalı. İnsan beyninin 6 yaşa kadar öğrenmeyi öğrendiğini ortaya koyan araştırmalara dayanarak okul çağı öncesinde çocuklarına eğitim konusunda nasıl bir alt yapı oluşturabilecekleri ile ilgili yol gösterici bir eğitim danışmanı olmalı.

Daha sonrası için geliştirilecek eğitim politikası, öğretmen yetiştirmeden öğretmen atamaya kadar, ilkokulda ölçme değerlendirme sisteminin değiştirilmesinden üniversitelere giriş sistemlerine kadar, öğretmen performans değerlendirmesinden öğretmenin kendini değerlendirmesi ve geliştirmesine kadar, okul binalarının yenilenmesinden doğal öğrenme ortamlarına kadar çok geniş alanda yeniliklerin önerileceği şekilde olmalıdır. Bunun için toplumun geniş kesimlerinden katılımcı bir ekiple çalışmak gerek, hem de çok ciddi bir şekilde çalışmak gerek.

Üretici olmayan, günü kurtarmaya yönelik politikalarla eğitim sorunumuzu çözemeyiz.Hatta sosyal ve ekonomik başka sorunlarımızı da çözemeyiz. (21.05.2018)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X