Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Filistin
Yılmaz Kaya AYLANÇ...

Filistin

Bu içerik 202 kez okundu.

Yılmaz kAYA AYLANÇ

Dünyanın en uzun süren sorunlarını sıralayın deseler her halde büyük çoğunluk en başta ‘Filistin sorunu’ der. Dünya tarihindeki yeri milattan önceki yıllara dayanan Filistin birçok medeniyetlerce istila edilmiş, en uzun ve barış içindeki yıllarını da Osmanlı döneminde yaşamış desek yanlış olmaz sanırım.

Mısır da firavundan kaçan ve Filistin’e yerleşme çabaları içinde olan İsrailliler öncelikle para karşılığı aldıkları toprakları, zaman içinde savaşlarda büyüterek bu duruma gelmişlerdir.

Tarihi itibari ile çok şeyler görmüş Filistin toprakları ne yazık ki olumsuzlukları görmeye devam etmekte.Kan ve gözyaşının hiç dinmediği, genç ölümlerinin en çok olduğu, evlatsız analar, kocasız eşlerin diyarı Filistin.Kendi kadim topraklarında özgürce yaşayamayan, devlet olamamış ender kavimlerden.

Neden?

Sanırım herkes bunu soracak hemen. Yanıtı o kadar zor yerlerde değil diye düşünüyorum. Şu an bile buna ait yanıt gözlerimizin önünde durmakta.

Filistin kendi geleceği için tam bir birlik olabildi mi? Hamas ve El-Fetih biri bir yerde diğeri bir yerde değil miydi düne kadar. Kendi içlerinde de kanlı hesaplaşmaları yapmadılar mı?

Yine, ait oldukları Arap dünyası; ne zaman tek vücut olup Filistin halkının arkasında durdu?Hiçbir zaman, bu gün olduğu gibi.Arap dünyasının önemli güçlerinden Suudi Arabistan ve Mısır bugün bile tam anlamı ile Filistinlilerin arkasında durmamakta.

Tarihte hep kullanılmış olan Filistin meselesi bugün yine aynı durumu yaşamakta.Tabii, olan da her zaman olduğu gibi yine masum Filistin halkına olmakta.Hayalleri olan pek çok masum Filistinli genç hatta çocuk yaşamlarını çok erken yitirmekte.

1947 yılında Birleşmiş Milletler Filistin topraklarında iki devletli çözümü öngörür.14 Mayıs 1948 yılında ise İsrail bağımsızlığını ilan ederek resmen devlet olarak kurulur.İsrail Devleti 2 bin yıldır Yahudilerin kurduğu ilk devlettir.Tel Aviv’de saat 16:00’da bağımsızlık ilan edilmiş, son İngiliz birliği bölgeyi terk ettiği günün ertesinde de yürürlüğe girmiştir.Filistinliler 15 Mayıs’ı “El Nakba” diye anarlar, yani “Felaket” günü.Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler, İsrail Devletini ilk tanıyan devletlerdir.

Peki Filistin!

Kadim topraklarını hep kaybede kaybede bugüne gelir.Topraklarının bir kısmını İsrail işgal ederken bir kısmını da diğer Arap ülkeleri işgal etmişlerdir.Türkiye ise 28 Mart 1949’da İsrail devletini tanıyan ilk Müslüman ülke olmuştur.İlk Arap devlet ise Mısır’dır ve yıl 1979’dur.Enver Sedat 19 Kasım 1977 tarihinde İsrail’e gider Knesset’de yani parlamentoda konuşma yapar.

İsrail tarafından sürekli hırpalanan Araplar ve Filistinliler çoğu kez yaşadıkları toprakları kaybetmek zorunda kalmışlardır.

Filistinliler buna karşın ilk ‘intifada’yı 1987 yılında başlatırlar ve 1993’e kadar sürdürürler. Sivil itaatsizlik olarak sürdürülen hareket sırasında binden fazla kayıp verdiler. Tüm bu karşı hareketi uzunca bir süre 1964 yılında kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) organize eder. Tabii burada örgütün en önemli liderlerinden olan Yaser Aratafat’ı anmalıyız.Araplar bu örgütün kendilerine bağlı olmasını isterken, Arafat ve Filistin’liler bağımsız bir örgüt olmasını istiyorlardı.Bu örgütün silahlı kanadı olan El-Fetih yıllarca İsrail’e büyük kayıplar verdirmişti.

İsrail, terör örgütü olarak gördüğü FKÖ ile önce Washington, sonra gizli olmak kaydıyla 20 Ocak 1993 yılında Oslo kulvarında görüşmeler yapar ve ciddi ilerlemeler kaydedilir. Sonucunda “ilkeler deklarasyonu” ile Arafat ve Rabin tokalaşmasını 400 milyon kişi canlı izler. Deklerasyon gereği, İsrail’in işgal ettiği topraklardan aşamalı olarak çekilmesi karşılığında  Filistinliler İsrail Devleti’ni tanıyacaklardır.

Artık Filistin Özerk Yönetimi ve başında 1996 seçimleri ile işbaşına gelen Yaser Arafat vardır.Her iki taraftan da barışa karşı olanları yani muhalifleri bulunmaktadır.Bu tarih (1996) aynı zaman da Hamas örgütünün de ortaya çıktığı yıldır.2000 yılında ikinci intifada, tekrar zor ve kanlı yıllar.2004 yılında ise hareket liderini kaybeder.Yaser Arafat ölür.2006 yılında yapılan seçimlerde Hamas ezici bir çoğunluk ile seçimleri kazanır.Filistin lideri Abbas ile Hamas arasında çıkan anlaşmazlıklar bu kez Filistin’in içinde iç savaş tehlikesini gündeme getirir.Suudi Arabistan öncülüğünde yapılan görüşmelerde Hamas ve El Fetih Ulusal Birlik Hükümeti kurma konusunda anlaşır.

Ancak sorunlar hiç bitmez.Özellikle Hamas, İsrail’e karşı yaptığı roket saldırıları sonunda İsrail Gazze ablukası ile binlerce Filistinliyi yıllarca çok zor koşullarda yaşamaya mecbur bırakır. Öyle ki Filistinliler yaşamak için  bir somun ekmeğe muhtaç olurlar. Bu zamanda Mavi Marmara olayı gerçekleşir.  Gazze’ye giden yardım gemisi İsrail askerleri tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrar 9 kişi hayatını kaybeder, 56 kadar gönüllü ise yaralanır. Daha sonraki yıllarda bir yandan İsrail’in yıldırma saldırıları devam ederken, görüşmeler de kesintilere rağmen devam eder.

Mesele Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilmesi, Filistin’nin ise Doğu Kudüs’ün başkentleri olması ve devlet olarak tanınmalarını istemesi. BM kararlarına rağmen uzlaşma maalesef sağlanamaz. İsrail parlamentosu 3 Ocak 2018 tarihinde 51’e karşılık 64 oy ile ‘Birleşik Kudüs’ yasasını kabul eder. İsrail’in almış olduğu tek yanlı başkent kararını maalesef  ABD Başkanı Trump, büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı vererek bir kez daha İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermiş olur. 14 Mayıs 2018 tarihinde ABD elçiliğini Kudüs’te havai fişekli büyük bir törenle açar. Diğer yanda ise bunu protesto eden Filistinlilerin üzerine İsrail askerleri gerçek mermilerle ateş ederler. Bir yanda sapan, diğer yanda mermi.Bir yanda toprakları ellerinden alınmış yoksul bir halk, diğer yanda gelip yerleştikleri toprakların sahiplerini sürekli öldüren İsrail.

Bunun sonucunda çıkan olaylarda 60’ın üzerinde Filistinli hayatını kaybeder.Bir kez daha İsrail yaptığı ile kalır, Filistinli çocuklar ve gençler hayatlarını kaybeder.

Gelelim Türk-İsrail ilişkilerine …

İnişli çıkışlı seyreden Türkiye-İsrail ilişkileri 90’lı yıllarda yapılan askeri anlaşma ile en üst seviyede karşılık buldu. Körfez savaşı sonrasında Türkiye güvenlik merkezli politikası gereği 1996 yılında imzalanan anlaşma ile özellikle PKK ile yürütülen mücadele kapsamında istihbarat ve lojistik desteği gördü.

2000’li yılların başında AKP hükümetlerinin “komşular ile sıfır sorun” politikaları gereği M-60 tanklarının modernizasyonu anlaşması imzalandı.

2004 yılında Manavgat suyunun satışı anlaşması yapıldı.

2005 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail’i ziyaret etti.

2007 yılında ise İsrail başbakanı Şimon Peres ve Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas birer gün arayla TBMM’de birer konuşma yaptılar.

2008’de İsrail Başbakanı Ehud Olmert Ankara’ya gelerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü.Bu dönem Türkiye’nin İsrail ve Suriye konularında mesafe aldığı yıllar oldu.

Bu dönem içinde İsrail’in dökme kurşun hareketi ile yaklaşık iki bin Filistinlinin ölümüne neden olması karşısında Başbakan Erdoğan “Olmert’in ihanetine uğradım” dedi.

Hemen bir yıl sonra 2009’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda İsrail Cumhurbaşkanı ile “Gazze ve Ortadoğu’da Barış Modeli konulu panelde “One munite” krizi yaşandı. Bu kriz Anadolu Kartalları isimli NATO tatbikatının uluslararası bölümünde İsrail’in olması nedeniyle iptal edildi.

Bu olaydan bir yıl sonra 11 Ocak 2010 tarihinde İsrail bir Türk dizisinde ülkesinin küçük düşürüldüğü iddiası ile büyükelçimizi makamına çağırmış ve alçak bir koltuğa oturtarak güya misilleme yapmış, ancak sonrasında özür diledi. Bu olaydan sonra bazı anlaşmalar donduruldu.

Aynı yıl yaşanan Mavi Marmara olayı, ilşikilerde çok ciddi kopuşa neden oldu.Türkiye BM’de İsrail’i kınayan bir bildiriyi hayata geçirdi.Üç şart ileri sürüldü ki bunlar; Özür, Tazminat, Gazze amborgosunun kaldırılması.

Bu şartlar yerine getirilmediği halde, biri İsrail diğeri Türkiye’de yaşanan iki doğal afet ilişkileri yine hareketlendirdi. İsviçre’de başlayan görüşmeler Obama’nın Tel Aviv ziyareti sırasında  Başbakan Erdoğan’ı arayarak ahizeyi Netanyahu’ya vermesi ve İsrail Başbakanı’nın Mavi Marmara’da ölen Türk vatandaşları için özür dilemesi, havanın tekrar normalleşmesine neden oldu.

Normalleşmeye dair görüşmeler önce Roma, daha sonra Londra’da devam etti.

Roma’da yapılan son görüşme sonrası 27 Haziran 2016 tarihinde Başbakanlar Yıldırım ve Netanyahu’nun eşzamanlı olarak kamuoyuna yaptıkları açıklamalar ile Türkiye İsrail ilişkileri normale döndü.

Bu açıklamaların ardından Türkiye Gazze’de birçok yatırıma girdiği gibi direk yardıma da kapı açıldı, 20 milyon dolarlık tazminat ödenmesi onaylandı. Dondurulmuş anlaşmaların zaman içinde yeniden işlerlik kazanacağı ifade edildi.

Büyükelçiler görevlerine döndüler. Dış ticaret hacmi artırılarak zamanla 5 milyar dolara kadar yükseldi. Doğal Gaz boru hattı projesi planlandı.İsrailli turistlerin Türkiye’ye akını başladı.

Ta ki Kudüs’e ABD büyükelçiliği taşınana kadar. Filistinlilerin yaptığı protestolara İsrail askerinin verdiği çok sert karşılık sonrası 60 civarında Filisitinli hayatını kaybetti.Birkaç ülke dışında tüm dünyanın tepki vererek kınadığı olaylara Türkiye de en üst perdeden tepkilerini ortaya koymuş ve ilişkiler bir kez daha ve çok ciddi yara almıştır.

Ancak burada Türk hükümetinin bu konuda verdiği tepki sadece sözde olmuş, devlet eliyle Cumhurbaşkanının yapacağı miting ise muhalefet tarafından haklı olarak eleştirilmiştir.

İktidar partisinin aksine muhalefet icraat yapılmasını istemiş ve ilk olarak CHP’nin TBMM’de verdiği önerge ile İsrail ile yapılan anlaşmaların iptali istenmiştir.Ancak AKP-MHP milletvekillerinin oyları ile önerge red edilmiştir.İsrail’e en çok bağıran çağıran iktidar partisi olmasına rağmen, anlaşmaların iptalini ne yazık ki uygun bulmamıştır.Bu oylamada kişisel olarak iradesini ortaya koyabilen ne bir AKP ne de bir MHP milletvekili olmayışı çok manidardır.

Her yerde kucak dolusu laf söyleyeceksiniz, ülkenin neredeyse tüm meyve-sebze tohumlarını İsrail’den alacaksınız.Mitingler yapacak ama Saadet Partisi Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi bir tane icraat yapamayacaksınız.Toros dağlarının suyunu, Anadolu’nun bereketli topraklarını rahatlıkla İsrail’e satacaksınız.İsrail vatandaşları ülkemize vizesiz gelirken Filistinlilere vize uygulayacaksınız.Askeri anlaşmaları ve ticaret hacmini artırmaya devam edeceksiniz.Ve tabii Amerikan Yahudi Kongresinin verdiği “Cesaret Ödülü”nü iade etmeyeceksiniz, ama miting yapıp bol bol laf edeceksiniz.

Ciddiyet ve samimiyet gerekiyor.Aynı dönem başkanlığını yaptığımız İslam İşbirliği Teşkilatı gibi.Ciddiyet gösterip en üst seviyede katılım bile sağlamadılar. Çok yazık…

Avrupa’ya kızıyor ama Avrupa Birliği’nden çıkmıyor.Amerika’ya kızıyor ama İncirlik üssünü kapatmıyor.İsrail’e kızıyor ama hiçbir yaptırım yok, miting var.

Tam arkasında olacağını söylediği halde Muhalefet kadar olamıyor.

Sizce bu samimiyet mi?

Olan Filistin halkına oluyor.

Yaşasın Bağımsız Filistin Devleti!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X