Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Bu ülkede turizm olur mu?
Konuk Yazar...

Bu ülkede turizm olur mu?

Bu içerik 241 kez okundu.

Mustafa KÜPÇÜ –

Turizm, “bacasız sanayi” olarak tanımlanan, eğer başarılı olursa, bir ülkeye büyük maddi ve manevi kazanımlar sağlayacak bir sektördür.

Turizm için, öncelikle “temiz bir doğal ortam” gereklidir.

Büyük kentlerin gürültüsü ve hava kirliliği ile bunalan insan, temiz bir hava, temiz ve sakin bir doğal ortam, temiz bir deniz ve temiz bir İNSANİ ORTAM arıyor.

1978 yılıydı. Marmaris-Turunç köyünde Hollandalı bir aile ile tanıştık. O zamanlar Turunç’ta, yerel halkın sahibi oldukları son derece basit ama temiz pansiyonlar var. Pansiyonların hemen arkası mandalina bahçeleri. Sebze ve meyveyi köylünün tarlasından kendi elinle topluyorsun.Balık bol ve fiyatlar uygun.Deniz de yöre insanları da tertemiz.Dostça bir iletişim var.

Hollandalı çift, biri fizik diğeri hukuk profesörü ve maddi açıdan varsıl insanlar.1973 yılından itibaren her yaz 1 ay Turunç’ta kalıyorlarmış.Ayrılırken, gelecek yıl için “yazılı sözleşme” yapıyorlar.Hollanda’dan uçakla Rodos’a, oradan Feribotla Marmaris’e, Marmaris’ten de İsmet Kaptan’ın teknesiyle Turunç’a geliyorlar. Bu insanları buraya getiren “doğal ve insani temizlik” …

Sonra, Turunç köyüne vahşi saldırı başladı! Kıyı şeridinde araziler satın alındı, mandalina bahçeleri söküldü.Turunç, lüks oteller ve villalarla doldu. İnsanlar “para kazanmanın” hırsına yenik düştüler! Ben de 1985’ten bu yana o güzelim yere gitmiyorum.…

1960’lı yılların ortalarına kadar pek çok çeşit balığın yaşadığı güzelim İzmit Körfezi ve Marmara, çarpık bir sanayileşme ve kentleşme sonucu kirletildi. Çevresindeki kiraz, fındık bahçeleri, üzüm bağları yok edildi.Oysa İzmit ve çevre yerleşimleri dünyanın en güzel turizm alanları olabilirdi.

İnsanlar, temiz bir deniz, temiz bir doğal ortam ve sakin bir köşede kısa süreli de olsa yaşayabilmek için Ege ve Akdeniz sahillerine gitmeye başladılar. Ne yazık ki, ilkel kafalarla insanca bir yaşam olmuyor!

Bodrum, bir beton kent oluverdi! Doğaya orada da ihanet edildi.İşletmeler, yerli ve yabancı turisti “yolunacak kaz” gözüyle görür oldu. İnsanlar temiz bir suda yüzebilmek için tekne turlarına katılır oldular!

Milas-Kıyıkışlacık-Zeytinlikuyu mevkiinde, İzmitliler ağırlıklı, bahçeli konutlardan oluşan “Rüyam Kartepe” sitesinde bizim de bir konutumuz var.Ege denizinin tertemiz havasını soluyor, sessiz bir ortamda ruhlarımızı dinlendiriyor, bahçelerimizde doğal sebze üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz …

Ama son 10 yıldır balık çiftliklerinin kirliliği ile uğraşıyoruz! Kıyıya 1 - 15 km. uzaklıktaki tesislerde balıklara verilen yemlerin tortuları deniz dibine çöküyor, dalgalarla kalkıyor ve sahillere kadar köpürerek yayılıyor, deniz içinde görüş mesafesi her yıl azalıyor!

Ve Kıyıkışlacık Köyünde görkemli villalar yapılıyor …

8 Haziran Cuma günü, sabahın 6’sında, büyük bir iş makinesinin kaya parçalama gürültüsüyle uyandım! Köyün bir tepe noktasında son birkaç yıldır süren villa inşaatından geliyor gürültü. Oysa, Belediye Zabıtasının tebligatına göre “15 Mayıs - 15 Ekim” tarihleri arasında inşaat yasağı var! Ama birileri bunu umursamıyor! Yaptığımız ihbar ve şikayetler de işe yaramıyor!…

Bizler, “huzur ve insanca bir yaşam” için başka yerler mi arayacağız yine!?

Ama belli ki insanın hoyratlığı oralara da gelecek!

Ahlaksızca yakılan orman alanlarına verilen onaylarla lüks oteller konduranlar, doğanın canına okuyarak turizm yapacaklarını ve para kazanacaklarını sanıyorlar.

Ama “insani bilinci gelişmiş ve parası olan” turistin nasıl bir yaşam ortamı aradığını bilmiyorlar!

İnsana ve doğaya saygısız bir Turizm olamaz!..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X