Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Seçim sonuçlarına dair notlar…
Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ...

Seçim sonuçlarına dair notlar…

Bu içerik 286 kez okundu.

Haftada Bir / Prof. Dr. Kemal KOCABAŞ / kekocabasgmail.com

 

Türkiye, yaklaşık yüzde 88 katılımla gerçekleşen 24 Haziran seçimleriyle kuvvetler ayrılığını öne çıkaran demokratik parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçti. Bu geçiş ile ilgili artan endişeler, umutsuzluklar hayatın her alanında dillendirilirken, seçim sonuçları ve ülkenin geleceğine dair yeni tartışmalar ülke gündeminde yerini almaya başladı.

Önce, seçim süreçlerine yönelik bir gözlemimizi ve değerlendirmemizi paylaşmak gerekiyor. Bu seçim, anti-demokratik OHAL koşullarında, adaletsiz ve eşitsiz koşullarda yapılmıştır. Siyasal iktidar, tüm kamu kaynaklarını kullanmış, medyayı ve TRT’yi kontrol etmiş, muhalefetin sesini adeta kapamıştır. Parti devleti anlayışıyla valiler, kaymakamlar, rektörler, yüksek yargı mensupları twitleriyle, davranışlarıyla adeta parti devletinin propaganda aracı olmuşlardır. Muhalefet çok zor ve eşitsiz koşullarda kendisini ifade etmeye çalışmıştır. Adaletsiz seçim süreci bu anlamda vicdanları yaralamıştır.

Seçim sonuçlarına bakıldığında AKP’nin yüzde yedilik oy kaybına rağmen TBMM’nde Cumhur İttifakıyla ancak çoğunluğu sağladığını, CHP’nin bir önceki seçimlere göre yüzde üçlük oy kaybı yaşadığı, İYİ Parti’nin beklenen oyu almamasına rağmen mecliste grup kurabilecek bir sayıya ulaştığı, HDP’nin batıdan aldığı oylarla TBMM’nde temsil edildiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de CHP adayı Muharrem İnce’nin partisinden 5 milyon fazla oy alarak yüzde 30’luk kritik eşiği geçtiği, AKP adayı Tayyip Erdoğan’ın da MHP desteği ile ilk turda Cumhurbaşkanı olduğu görüldü.

CHP’nin, Muharrem İnce’nin tüm yurtta, büyük katılımlarla gerçekleştirdiği mitingler ve özellikle son İzmir, Ankara ve İstanbul mitingleri sonrası başkanlık sistemine hayır diyen blokta,  başkanlık seçiminin ikinci tura kalacağı, TBMM’nde siyasal iktidarın veya Cumhur İttifakının çoğunluğu sağlayamayacağı fikri egemendi. Seçim gecesi, Anadolu Ajansının sonuçları verme yöntemi, CHP Genel Merkezinin çelişkili açıklamaları, seçim sonuçlarının topluma sunulmasına yönelik beceriksizliği büyük hayal kırıklığı yarattı. Gece saat 24.00 sularında sonuçlar netleşti. Suruç ve Erzurum’daki küçük seçim kavgaları dışında seçim büyük bir olgunlukla gerçekleşmişti. AKP, yüzde yedilik oy kaybına rağmen MHP ile meclis çoğunluğunu sağlamıştı.

Bu seçimlerde CHP adayı Sayın İnce’nin toplum ile iletişim kurmakta, onlara dokunmakta başarılı bir performans gösterdiği çok açık. Özellikle “81 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım” söylemi yoğun kutuplaşma ortamında çok değerliydi. İnce, zaman zaman tekrara düşmesine rağmen ironi dilini çok iyi kullanarak, konuşmalarına mizah da katarak akıl ve bilimin penceresini meydanlara taşıyarak pek çok kesimden oy almıştır. CHP Genel Merkezi ülke yönetiminde liyakatı savunurken, milletvekili listelerinde liyakatı ve kadınları dışlamasının tabanda büyük rahatsızlık yattığı bir gerçektir. CHP’ye oy veren kesimlerin; duyarlı, naif, iyi eğitimli, anında tepki veren bir doğası vardır ve asla sürü de değildirler. CHP Genel Merkezinin, seçmenlerine rağmen bu süreçteki davranışı tepki üretmiştir. Bu nedenledir ki bazı oyların CHP’den HDP’ye ve İYİ Parti’ye kaymasını önleyememiştir. CHP Genel Merkezi ve örgütlerin, başkanlık seçim sürecinde İnce’ye katkı vermekle ilgili bazı sıkıntıların olduğu da seçim sürecinde görülmüştür. Bu seçim süreci göstermiştir ki, CHP’de ciddi bir ARGE çalışmasına benzer ve teknolojiyi iyi kullanan ciddi bir veri analiz birimi yoktur. Bu seçim süreci sonunda CHP üst yönetimi, tüm süreçleri yeniden değerlendirerek olağanüstü kurultay takvimini işletmeli, seçim sonuçlarını dar bir grupla değil, önce örgütlerde sonra partinin en üst organıyla tartışmalı ve halkın umudunun, beklentisinin önünü açmalıdır. CHP, örgüt yapısını yeniden gözden geçirmeli, partide demokratik kanallar daha da geliştirilmeli ve parti tabanını kontrol etmeyi alışkanlık hale getiren güç odakları engellenmelidir.

Seçmenler, bu seçimlerde de HDP’nin demokratik zeminde kalması, bir sol parti duyarlılığında olması için yeni bir kredi açmıştır. HDP’nin önümüzdeki süreçlerde terör ile arasına mutlaka mesafe koyması gerekiyor. Batı illerinden aldığı emanet oyların değerini bilmelidir. Demokratik siyaset içinde kalarak, demokratik haklar adına yapılacak pek çok şey olduğu unutulmamalıdır. Ülkenin 24 Haziran seçimlerinden sonra tek gündemi vardır, o da “Yeniden Demokrasi ve Cumhuriyet”. Bu unutulmamalıdır. Meclisteki çok seslilik ve ülkenin tüm renklerinin temsili anlamında HDP’nin mecliste olması bu anlamda önemlidir.

Seçmenlerin bir bölümünde yaklaşık 16 yıldır yaşadıkları ötekileşme nedeniyle bu seçimlere büyük önem verdikleri ve sonuçlar nedeniyle de büyük hayal kırıklığı yaşandığı çok açık. Kısa sürede her tür yılgınlık ve umutsuzluğu aşarak dayanışmacı, üretken projelerle hayatı yeniden örmemiz yaşamsal değerdedir. Seçim sonuçlarını, tüm kurumları, davranışları açık yüreklilikle yeniden sorgulanmalıdır. Oy verdiğimiz partilerin yanlışlıklarını söyleyerek, yazarak yurttaşlık görevimizi yapacağız. Her süreç, yeni durumda yeni umutları mutlaka yaratacaktır. Ülkenin yarısını dışlayarak hiçbir yönetim, ülkenin geleceğini dilediği gibi kurgulayamaz. Ülkenin en iyi yetişmiş insanlarının, akıl ve bilimle, sanatla ülkenin geleceğini yaratacaklarına olan inancım tamdır. Bizler de, eğitimdeki dinselleştirme ve piyasalaştırmaya hayır diyerek, “eğitim hakkını, laik, demokratik bilimsel eğitimin” önemini, Köy Enstitülerinin kazanımlarını, topluma anlatmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Son söz Nazım’dan... Hapishanelerde hep umudu yeşerterek, şiirlerini yazan büyük şair diyor ki:

“Yani içerde on yıl, on beş yıl,/ Daha da fazla hatta/ Geçirilmez değil,/ Geçirilir,/ Kararmasın yeter ki/ Sol memenin altındaki cevahir!”

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X