Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Cumhuriyet Kültürü ve Haksızlık …
Yılmaz Kaya AYLANÇ...

Cumhuriyet Kültürü ve Haksızlık …

Bu içerik 139 kez okundu.

Yılmaz Kaya AYLANÇ -

 

Referandum sonrasında yapılan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim ile sistem halktan onayını almış oldu.Şimdi süratle yeni sistemin getirdiği değişikliği hayata geçirecek olan iktidar (TEK ADAM) devleti yönetmeye başlayacak.

Genel seçimle TBMM’ne giren vekillerde tüm yapılanları izleyip, birkaç ay sonra yapılanları kanunlaştırmak için mesai yapıyor olacaklar. Muhalif milletvekilleri için oldukça can sıkıcı bir durum olacak diye düşünüyorum.   

Gelen değişiklik ile ilgili muhalefet, önceleri kurucu sistemin ayaklarını oluşturan kurucu değerler ve kurulmuş sistemin kuvvetler ayrılığı konularına dikkat çekmek ve bu alanda endişeleri ortaya koymaktı.Sonrasında ise muhalefet, iktidarın yapageldiği Cumhuriyete ait görsel ve yazılı anıların temizliğine oldu.Bunlar stadyumlar, yollar, köprüler, kültür sarayları, ormanlar, fabrikalar gibi yapılar ve onlara verilen ATATÜRK adlarının azaltılması veya yok edilmesiydi.

Acı içinde bu değişiklikler ve yıkım izlendi.Durdurulmak için yapılan tüm müdahaleler yeterli olmadığı gibi, siyasal açıdan iktidarı durdurmak ve iktidar olarak bu gidişe dur demek de maalesef tüm seçimler kaybedilerek yapılamamış oldu.

Bir yıkım daha var, ne yazık ki.

Bu “Cumhuriyet Kültürü”. Savaştan yorgun, bitkin, parasız ancak onurlu bir millet, özgür bir vatan, bağımsız bir devlet yaratılmış olması. Bu devletin bir yandan yaralarını sarması, diğer yandan üreterek kendine yeter hale gelmesi çalışmaları. Bunu yaparken ortaya koyduğu devrimler ile çağdaş toplumlar içinde yer almak için kültürel ve yasal altyapıyı hazırlaması.Bütün bunlar “az zamanda çok işler” yapılmasını gerektirdi ve öyle de yapıldı. On yılda on beş milyon genç yaratıldı, demir ağlarla örüldü vatan.

Ancak bir şey daha yapıldı, yapılmaya çalışılıyor.

Genç Cumhuriyet; kıyafeti, alfabesi, müziği, sanata verilen çağdaş önem ve yaklaşımı, bilime olan inancı, dine olan laik bakışı, insana verilen eşitlikçi değeri, doğayı fark edişi, çocukları ve gençleri önemsemesi ve bunları hayata geçirme bilinci ile bir yandan ümmeti millet yaparken, ahaliyi vatandaş yapan Cumhuriyet kendi geleceğini ve bunu taşıyacak kültürünü oluşturuyordu.  Bunun yıkımı diğerlerine benzemez.Bu yıkıldı mı hepimiz altında kalırız.

Ha! Yıkanlara yarar mı? Sanmam!

Bu insan; eğitimi, adaleti, kıyafeti, dünyaya bakışı, inancı ve ibadet şekli, kadın erkek eşitliği anlayışı, çocuklara yaklaşımı, aile yaşamı, eşin çalışması, teknolojiyi kullanması, doğaya ve hayvana ait düşünceleri, para ve servet  kavramı gibi insan ve hayata dair pek çok konuda Cumhuriyetin yarattığı insan. Bu insanı, yaşı 35-40 ve daha yaşlı olanlar tanıyorlar.Evlerini ziyaret ettiğinizde duvardaki Atatürk resminden tanıyorlar.Hemen çoğunun evlerinde oluşturdukları küçük de olsa kütüphanelerinden tanıyorlar.Giyimlerindeki eski yeni önemli değil, temizlik, ütülü olması ve yakıştırmalarından.Sinemaya gitmelerinden ve sonrasında kritik etmelerinden. Tiyatroları doldurmalarından, 45 gün önceden toplu bilet almalarından. Bayramlara milli, dini diye ayırmamasından.Her ikisine de heyecan ile hazırlanılmasından.Kapıdan sağ ayak ile çıkmasından.Sabah günaydın, akşam iyi geceler demesinden, yolda merhabasından.Çalışan insanı gördüğünde kolay gelsin demesinden.Yaşlıyı yardım etmek için kollayan gözlerle izlemesinden. İhtiyar teyzenin filesini eve kadar taşımasına yardım etmesinden. Öğretmenini görünce saygıda kusur etmemek için gereken özeni göstermesinden.Borcunu ödemek için evine ekmek götürmeyi sonraya bırakmasından.Kapısını kilitleme gereği duymamasından.Çocuklarını sokakta oynatmasından.Komşu amca veya teyzenin çocuğunun kulağını çektiğinde öbür kulağını da kendisinin çekmesinden.Komşuda elem varsa buna evde radyo bile açmayıp, yüksek sesle konuşmayıp ortak olmasından.Bir lokma ekmeğini ihtiyaç sahibi ile paylaşmaktan çekinmemesinden.İnsanları sevmesinden, onları memleketleri, dinleri ve mezheplerine göre ayırmamasından.Devletinin kıt kaynaklarına isyan etmemesinden. Düzen deyip diğer vatandaşın hakkını yeme kurnazlığı yapmamasından. Çocuklarını insan gibi yetiştirmesinden, onları okutmak için ceketimi satarım demesinden.Yemin etsem başım ağrımaz iki yüzlülüğünü göstermemesinden.Bir kere yapmakla bir şey olmaz dememesinden. Haram yemeği kabul etmemesinden.  Ülke kalkınmasını kendi kalkınmasından daha önemli görmesinden.İstiklal marşı okunurken gözleri ile gökyüzünde O’nu aramasından ve sesinin titremesinden, gözlerinin dolmasından. Her sabah bıkmadan ve severek mazot kokulu okullarının bahçelerinde neşe içinde ‘andımız’ı okumaktan. Ey Türk Gençliği derken gururlanmaktan.Atatürk Türkiye’sinde yaşamaktan, O’nun kurduğu Cumhuriyetin çocukları olmaktan.

İşte gurur duyduğumuz ve bizi biz yapan bunca şeyin özü Cumhuriyet ve onun yarattığı kültürüdür.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet.Sıradan, sadece siyasal bir ifade için kullanılmış bir kelime değil.Tam bağımsız, özgür bir devlettir bizim Cumhuriyetimiz. Dünyada mazlum ve esir milletlerin gıpta ile baktıkları ve olmak için can attıkları bir örnekti. Saygındı, özellikleri vardı, üretkendi, yenilikçiydi.İnsanların tek yürek olduğu, vatan sevgisinin var olduğu bir Cumhuriyet.

Cumhuriyetin gerçek evlatlarıydılar onlar.Hainler, karşı devrimciler, kurnazlar, mandacılar, yobazlar, halkın sırtından geçinmeye çalışanlar ve daha niceleri varken onlar bu ülke için çalışmaya ve bu ülkeyi yaşatmaya çalıştılar.

Ve geldik bugünlere.

Cumhuriyetin eserleri denilen pek çok yapı yok oldu mu?Yok olmaya bırakıldı mı?

Cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ismi pek çok yapıdan, ya da konulduğu yerden bir nedenle kaldırıldı mı?

Cumhuriyetin üreten kaleleri bir bir satıldı mı?

Kurucu iradenin ortaya koyduğu ve çok partili parlamenter sistem ve Cumhurbaşkanlığı kaldırıldı mı?

İşte bizim de söylemeye çalıştığımız bu!

Şimdi kalmış olan bir tek kültürü ve bu kültürün hikayesi.

Eğitim ile de, bunu sanırım 15-20 yıl içinde oldukça erezyona uğramış bulabiliriz.Yani o yıllara gelindiğinde ülke nüfusunun yarısını oluşturan çocuklar ve gençler bu yeni anlayışın eserleri olacaktır.

Bunun kimseye yararı olmadığı gibi ülkeye ciddi zararlar vereceğini ve uzun yıllar sürecek sıkıntıların kaynağı olacağını düşünüyorum.

Oysa, bu Cumhuriyet kendisine karşı olanlara dahi eşit haklar tanınmasını, kendilerini savunmasına imkan verilmesine ve hatta kendisini yönetmesine bile olanak sağlamıştır.

Ama şu çok haksızlık değil mi?

Sana tüm bu hakları vereni yok etmek için bu hakları kullanmak haksızlık değil de nedir?

 

(04.07.2018)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X