Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
“Danko’nun Kalbi”
Celal DURGUN...

“Danko’nun Kalbi”

Bu içerik 249 kez okundu.

‘sözün özü’Celal DURGUN /

 

İzergil, artık çökmüş, çok yaşlı bir Çingene kadındır.

Basarabya kıyılarında akşam güneşi ufka inerken, yanında oturan Maksim Gorki’ye hikâyeler anlatır.

Önlerinde kadın erkek geçenler, şarkılar söyleyerek bağbozumundan dönerler.

İzergil onları seyreder.

Evvela kendi ateşli, maceralı gençliğini hatırlar…

Sonra güneş batar.

Aşağıda uzanan Basarabya bozkırlarına gamlı bir akşam karanlığı çöker.

İşte o zaman Stepte yer yer parıldayan, sönen, gene parlayan ışıltılar belirir.

Tıpkı yakamozlar gibi.

Bunlar belki çürüyen fosforlu bitki kalıntıları, belki kandil böcekleridir.

İzergil: “Danko’nun kalbi gene parlıyor” diye mırıldanır.

Sonra da anlatır:

Vaktiyle bir kabile düşmanlarının önünden kaçarak, sık, korkunç bir ormana sığınır.

Ama yolunu kaybeder.

Gittikçe miyasmalı bataklıklara gömülür.

Çocuklar, kadınlar, gençler, büyüklerin bacaklarına yapışarak; “Bizi kurtarın” diye çığrışırlar.

Fakat orman daha da koyulaşır.

Kafile bataklarda erimeye başlar.

Kurtarıcı diye öne atılanlar, birer birer hüsrana uğrarlar.

Hatta kurtarmak istedikleri, fakat korkudan çılgınlaşan insanların hiddet ve şiddetleri altında can verirler.

Nihayet Danko adında bir genç çıkar. İleriye atılır.

“Peşimden gelin, sizi kurtaracağım!” diye haykırır.

İnanmazlar. “Bizi nasıl kurtarırsın?” diye ona da hücum etmek isterler.

O zaman Danko, pençesini kendi göğsüne daldırır.

Kalbini koparır. Havaya kaldırır: “İşte bununla” diye haykırır.

Bakarlar ki Danko’nun kalbi alev alev yanmaktadır.

Orman aydınlanır.

Bir süre sonra yol bulunur.

Kafileden sağ kalanlar, birden güneşli bozkıra kavuşurlar.

Herkes sevinir. Çılgınca oynar, sıçrarlar.

Ama Danko unutulmuştur.Onu kimse aramaz.

Nihayet gün inip step kararınca, Danko’nun kurtardıklarından biri, stepin bir kenarında, yerde yanan, ışıldayan bir şey görür.

Ona yaklaşır ve onu kayıtsızca ayaklarıyla ezer.

Işık parçalanır, dağılır. Ama sönmez. Öylece bozkıra serpilir, kalır.

İşte bu, Danko’nun kalbidir.

Peşine taktıklarını karanlıktan kurtaran Danko, onları güneşli bozkıra ulaştırınca, artık takatinin sonuna gelmiş, toprağa düşmüştür.

Kalbi halâ elindedir.

Güneş batıp da step kararınca, toprakta yanan ve kurtardıklarından birinin gözüne çarpınca da, onun ayağı ile ezilen, Danko’nun kalbidir.

İşte İzergil’in akşam güneşi batarken, Basarabya bozkırlarına bakıp da:

“Danko’nun kalbi halâ parlıyor” dediği parıltılar, o kurtarıcı insanın kalbinden, dünyaya kalan, fakat ebediyen sönmeyecek olan ışıklardır…

(Maksim Gorki, İzergilin Masalları)

                        ***                              ***

Kıssadan hisse; aşılmaz dağlar aşılır.

Çözülmez problemler çözülür.

Kararmasın yeter ki, sol memenin altındaki cevahir!

Bir de umut, bir de mücadele, bir de emek.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X