Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Osmanlının son dönemini yaşar gibiyiz!..
Mehmet SARI...

Osmanlının son dönemini yaşar gibiyiz!..

Bu içerik 145 kez okundu.

Mehmet SARI –

 

 

Osmanlı İmparatorluğu’ndan ders alıp aklımızı başımıza toplayacağımıza, ona özenip onu öven davranış ve tutumlarda bulunuyoruz, akılsızca …

Osmanlı, yabancı bankaların istilasına nasıl uğrayıp, o bankalardan faizle borç alıp memurlarına maaş verebilir olmaya çalışmışsa, şimdi Türkiye’de de yabancı banka çoğaldı. Vatandaşa bolca banka kredisi veriyorlar. Vatandaşlar da cebinde birden çok kredi kartı taşıyarak, birinden alıp ötekinin borcunu ödüyorlar.Artanını da aylık ihtiyaçlarına harcıyorlar.

Hatta bazı resmi kuruluşlar, çalıştırdıkları kişilerin maaşlarını 2-3 ay sonra ödemeye gidiyor. Bu kişiler de banka kredi kartlarıyla ihtiyaçlarını gideriyorlardır. Ama bu ekonomik sıkıntıda bir de bankalara borç aldıkları para için faiz ödüyorlardır.

Ama bazı kişiler tapularını bankaya ipotek ederek borç para alıyorlar.Sonra bu parayı ödeyemeyenlerin ipotekli arazi ve evleri icra vasıtasıyla satılıyor, borç ödeniyor.Ama vatandaşın elinden mülkü gidiyor.Böylece, Osmanlı nasıl madenlerini, tren ve deniz yollarını yabancılara vermişse, şimdi de Türk vatandaşları mülklerini vererek borçtan kurtulmaya çalışıyorlar.

Demek ki, Osmanlı devlet mallarını yabancılara ve bankalara satarken, şimdi de vatandaş mülkünü borç karşılığı sattığı gibi devletimiz de, devlet fabrikalarını, kuruluşlarını, önüne geleni satıyorlar.Böylece ülkede üretim duruyor.Çok şeyi dışarıdan, hem de çok paralarla almaya gidiyoruz ve büyük borcumuz oluyor.

Böylece ülkemiz insanı üretimden uzaklaştıkça devlet ithalatçı oluyor.Vatandaş da üretmeden tüketici oluyor. Ayrıca tüketici olan vatandaş toprağını bırakıp şehirlere göç ederek, bedenen işçi olarak bulabildiği kadar işlerde çalışıp karnını doyurmaya çalışıyor. Ne yazık ki her zaman iş bulamadığından bazı günler aç kalıyorlardır belki!

Çünkü ülkede işsizlik ve yoksulluk var ama fabrikalar ve kuruluşlar satılırsa işsizliğin ve yoksulluğun olacağı belli değil mi?Ayrıca Türkiye’nin borcunun artacağı, dışarıdan aldığı malların çoğalmasından belli değil midir?

Türkiye’nin brüt dış borcu son bir yılda 49 milyar artarak, 466.7 milyar dolara ulaşmış.Böyle bir ülkeye siz olsanız gelip yatırım yapar mısınız?İşte yatırım olmayan ülkede borçtan kurtulma ve kalkınma olabilir mi?

Şimdi yeni seçimden çıktık.Görülecek ki piyasayı zamlar ve vergi artışları saracaktır.Böylece halk ekonomik olarak daha da sıkıntı çekecektir. “Allah yardımcımız olsun” demek mecburiyetindeyiz herhalde…

İktidar partisi ise ülkenin ekonomik durumunu iyi gösteriyor.Halkım da bu sözlere inanıyor. Fabrikaların satıldığı yerlerde bile insanlar iktidar partisine oyunu vermiş! Köylüler de öyle zorluklar içinde oldukları halde yani deniz teknelerine ve vapurlara mazot, devlet tarafından bir liradan verilirken, çiftçiye 6 liradan verilmekte fakat hal böyle iken köylüler iktidar partisine daha çok oyunu verdiler. Neden verdi denilirse, orası karanlık!.. Köylülere sorun… Onlar bu konuda bir cevap vereceklerdir herhalde.

İktidar böyle… Muhalefet partisi CHP nasıl?

Şöyle çalışıyoruz, böyle çalışıyoruz diye nutukları çok ama AKP’nin kayıtlı üye sayısı 10 milyon iken, CHP’nin tüm kayıtlı üye sayısı 1.2 milyon imiş!

CHP’nin kayıtlı üye sayısı neden az AKP’ye göre, desek acaba ne derlerdi? Ona da bir kılıf bulunur muydu bilmem…

Ayrıca Gürsel Erol, yarım asır sonra CHP Elazığ Milletvekili seçilmiş. Parti yönetimine tepki gösterdi diye kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna verilmiş. 41 sene sonra Elazığ’dan bir milletvekili çıkarabilmiş iken onu da atıyorlarmış! Bu yenilginin suçlusu kim? Gazeteler ise tek suçsuz var o da Kemal Kılıçdaroğlu diyor.CHP üyeleri siz ne diyorsunuz buna?Siz sustuğunuz için mi oluyor bunlar?

AKP’nin kayıtlı üye sayısı CHP’den çok yüksek... Bu durum partilerde örgütlenmenin iyiliğini mi, kötülüğünü mü gösteriyor acaba?Ben, AKP’nin seçimlerde ve öncelerindeki parti çalışmalarının çok sıkı ve etkili olduğunun farkındayım.AKP’li kadınların ‘Yasin’ toplantılarını sürdürdüğüne tanık oluyordum. Sonra AKP gazetelerinin, şehirlerin evlerine ve kahvelerine, yine köy kahvelerine sabahtan dağıldığını ve bu gazetelerin halk tarafından okunduğunu görüyordum çokçasına…

Bunlar bana AKP’nin iyi örgütlendiğini ve böylece seçimleri kazandıklarını gösteriyor.Çünkü durumu anlama, öğrenmeyle olur. Öğrenme de yeterli tekrarlarla… Eşik aşılırsa öğrenilen bilgi belleğe yerleşir ve unutulmaz.İstenen zamanda da kullanılır.

Demek ki AKP hayat bilgilerini halka verebiliyor ki seçimleri kazanıyor. Bu da iyi örgütlenmeyle olabiliyor gibi geliyor bana… CHP Şanlı Urfa’da seçimlerde kendi taraftarı olan kişileri bulamamış, seçim görevlisi yapamamış deniyor gazetelerde… İşte örgütlenme de noksan kalıyor böylece demek ki…

Çünkü seçim kazanmak, kuvvetli örgüt istiyor.Kuvvetli örgütün varsa seçimi kazanıyorsun ama muhalefet partisi CHP, çokçasına seçimlerde iktidar olamadığı gibi oy kaybediyor.Buna rağmen CHP’deki yönetimlerde de değişme ve yenileme olamıyor.Parti yönetimine yeni kişiler gelemiyor.Böylece partide canlanma yeterli olamıyor. O zaman parti muhalefette kalıyor, hiç iktidar olamıyor CHP’liler. Çünkü partide yeterli değişim yok.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X