Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Bedelli Askerlik
Metin SALMAN...

Bedelli Askerlik

Bu içerik 121 kez okundu.

İnsanlar tarih sahnesine çıktıktan sonra kendilerini çeşitli tehlikelere karşı korumak için bazı tedbirleri almak ihtiyacını duymuşlardır.Toplumlar gelişip büyüdükçe alınan bu savunma tedbirleri de günün şartlarına uyacak şekilde yeniden yapılandırılmıştır.Başlangıçta bir veya birkaç kişiden oluşan koruyucu kuvvet, zamanla ordu haline gelmiştir.

Bu ordu haline gelen savunma kuvvetleri, kimi zaman sadece savaş zamanı bir araya gelip düşmana karşı savaşmış, kimi zaman ise düzenli birliklerden oluşmuştur.Bu orduları oluşturan askerlere bazen ücret ödenmiş, bazen sadece barınma ve beslenme ihtiyaçları karşılanmıştır.

Osmanlı Devleti ilk kuruluş yıllarında düzenli ordu bulundurmamış, obaları ve devleti korumak oba beylerinin emrindeki savaşçılarla sağlanmıştır.Osmanlı Devleti genişledikçe düzenli ordu ihtiyacı doğmuş, bunun için YENİÇERİ denilen bir yapı oluşturulmuştur.YENİÇERİ denilen bu askerler, zaptedilen topraklardaki hıristiyan çocuklarının alınıp, eğitilip, yetiştirilip asker olarak kullanılmasından ibarettir.Bunlara bir ücret ödenmiş olup, bazen ücetlerini alamadıklarında isyan çıkardıkları, padişahları bile tahttan indirdikleri olmuştur.

YENİÇERİ teşkilatının bozulup artık faydadan çok devlet için BAŞ BELASI olmaya başlamasından sonra, 1826 yılında Padişah 2.Mahmut tarafından bu teşkilat ortadan kaldırılmıştır.Onların yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye diye yeni bir ordu teşkilatı kurulmuştur.Bu sistemde askerlik GÖNÜLLÜLÜK esasına dayandırılsa da, askerlik süresinin çok uzun olması (12 yıl) ve diğer sebepler sonucu çok sağlıklı yürütülememiştir.Daha sonra bu sistemden vazgeçilmiş ve 1839 Tanzimat Fermanı ile müslüman veya hıristiyan bütün Osmanlı tebaasına askerlik zorunlu bir yükümlülük haline getirilmiştir.Ayrıca, askerlik süresinin kısaltılacağı belirtilmiştir.

Bu zorunlu askerlik uygulamasında karşılaşılan çeşitli sorunlardan dolayı daha sonraki yıllarda KURA sistemine geçilmiştir. Bu sisteme göre kurada ismi çıkanlar 5 - 6 yıl askerlik yapacak, kurada ismi çıkmayanlar da devletin belirleyeceği daha kısa süre askerlik yapacaklardı. Ancak bu sistemin uygulamasında da birçok zorluklarla karşılaşıldığından, 1846 yılında askerlikte BEDEL-İ ŞAHSİ uygulamasına geçildi.Buna göre kurada ismi çıkıp 5 yıl askerlik yapmak istemeyenler, kendi yerlerine başkalarını askere gönderebileceklerdi.

Bu uygulamanın da zamanla bozulmasından dolayı, 1865’te BEDEL-İ ŞAHSİ kaldırıldı ve onun yerine BEDEL-İ NAKDİ getirildi. Böylece zorunlu askerlik yapmak istemeyen kişilerden BEDEL alınmaya başlandı.1870’te yayımlanan Kanunname ile ASKERE GİTMEMENİN BEDELİ 15.000 kuruş (yazıyla onbeşbin kuruş / 150 lira) olarak nakit ödenecekti. 1872’de bu miktar 100 Osmanlı lirasına, 1886 tarihinde 50 Osmanlı lirasına, 1911’de ise 30 Osmanlı Lirası’na indirildi. Bedel ödeyenler, bulundukları bölgedeki askeri kıtalarda 3-5 ay askerlik yapacaklardı. Onun içindir ki, “Zenginimiz bedel verir. Askerimiz fakirdendir” diye türküler yakıldı.

Mondros ve Sevr anlaşmaları ile toprakları işgal edilen, orduları dağıtılan Osmanlı İmparatorluğu’nda (!) 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve arkadaşları, vatan topraklarını kurtarmak için bu kadar kötü şartlarda çalışmaya başladılar. Yeniden düzenli ordu kurarak çok zor şartlar altında mücadele edip, başta Yunanlılar olmak üzere bütün emperyalistleri yurdumuzdan atarak, vatanımızı kurtardılar.

Yukarıdaki bölümlerde izah edildiği gibi, Kurtuluş savaşı’na kadar bazılarının hiç askere gitmediği, bazılarının ise BEDEL ödeyerek askerlik hizmetinden kurtulduğu bir yerde ATATÜRK, Anadolu çocuklarından kurduğu ordu ile bu savaşı kazandı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildikten sonra, askerlik şartlarını taşıyan bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için askerlik bir VATAN GÖREVİ haline getirildi.

29 Ekim 1923’ten 1987 yılına kadar bu ülkede BEDELLİ ASKERLİK söz konusu edilmedi. 1987 yılında bu kapıyı Turgut Özal yeniden açtı.Zengin-yoksul eşitliği yeniden bozuldu.Son seçimler sırasında hükümetin koalisyon ortağı BEDELLİ ASKERLİK konusunu bir seçim kozu olarak ortaya attı. Her ne kadar o zamanki sözde Başbakan ile AKP Genel Başkanı buna taraf gözükmüyor gibi davransalar da, aslında onlar da Devlet Hazinesi’nin tam takır kuru bakır olduğu bir zamanda buradan gelecek milyarlarca lirayı göz ardı edemezlerdi. Nitekim seçimden sonra etmediler de! Ancak! Kendilerinin BEDELLİ ASKERLİK konusunda önceden sarfettiği sözler vardı.Onları nasıl inkâr edeceklerdi? Mesalâ 2011 yılında Mart ayında, CHP’nin BEDELLİ ASKERLİK konusunda verdiği kanun teklifine karşı A.A.’nın verdiği habere göre R.T.Erdoğan: “….. Bu ülkede parası olan var, olmayan var. Şimdi siz kalkıp parası olana BEDELLİ ASKERLİK yap, buyur kullan diyeceksiniz. Bunu adalet terazisine oturtmak zorundasınız. Bu eğer o kadar rahat bir şey olsaydı, benim vatandaşımın, halkımın belli bir kesimini mağdur etmeyeceğini biz bilseydik, buna inansaydık, biz bunu çoktan hallederdik. Biz bunu bu güne kadar bekletmezdik…. Çünkü ben şahsen böyle bir sorumluluğun altına Tayyip Erdoğan olarak giremem.Çünkü parası olan var, parası olmayan var. Parası olan bastıracak parayı ve askerlikten kurtulacak, parası olmayan ise gidecek askerlik yapacak. …………. Kimlerle görüştüysem ben, kenar köşedeki, izbe yerlerdeki vatandaşı, onlar bu işe hiç sıcak bakmıyor.Biz yola çıkarken kimsesizlerin kimsesi olarak çıktık.Sessiz yığınların sesi olarak çıktık. O zaman sormamız lazım, ona göre adım atmamız lazım” sözlerini sarfediyor.

Şimdi, yukarıda sarfettiği sözler tarihin arşivinde dururken, ne değişti de böyle bir kanun çıkarmak ihtiyacını duydular?Gerekçe olarak askerlikte yığılma olduğu ve bu şekilde askerliğini geciktirenlerin işlerini kurdukları, askere giderlerse işlerinin bozulacağı gibi SUDAN bahaneler ileri sürülerek bu asker arasındaki adaleti yıkan ve vicdanları sızlatan uygulamaya kılıf bulmaya çalışıyorlar.

Bu konuda takdir kamuoyunun olmakla beraber, esas sebep imar barışı dedikleri ile beraber BEDELLİ ASKERLİKten gelecek paralarla BOŞALMIŞ DEVLET HAZİNESİNE kaynak sağlamaktan başka bir şey değildir.Ayrıca bu bedelli askerlik yapacaklara Devlet Bankalarının da kredi vererek gerekli finansmanı sağlayacağı söyleniyor.Hani bunların çoğu işlerini kurup çalıştırıyordular, askere gittiklerinde işleri bozulacaktı?Nerden çıktı bu kredi işi?Osmanlı döneminde bile böyle bir uygulama yoktu. Bunun, derenin taşı ile derenin kuşunu vurmaktan farkı ne?

Biri 15.000 lira (veya daha az) ödeyerek 21 gün tatil yapacak ve askerliğini yapmış olacak; 15.000 lirası olmayan ise askerliği bitinceye kadar NAMLUNUN UCUNDE HEDEFTE OLACAK…

Bu BEDELLİ ASKERLİK değil ASKERLİĞİN BEDELİ olsa gerek.

Askerliğin bedeli olmaz.

 

ASKERLİK VATAN GÖREVİDİR …

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X