Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
AYNI GEMİDE MİYİZ?
Gökhan GURBETOĞLU...

AYNI GEMİDE MİYİZ?

Bu içerik 104 kez okundu.

Gökhan Gurbetoğlu

 

 

İnsan yolculuğa çıktığı kişileri çok iyi seçmeli... yolda kalmamak için... hele hele bir gemiyle çıkmışsan yola... iş daha da farklı bir boyuta gidebilir dikkat edin. Ama bir de yolculuğa çıkmadığın halde, çıktın deniyorsa... durmadan seni dışlayıp, suçladığı, ilerleyememesinin sebebini sizin tutumunuza, yönteminize bağlıyorsa... adamın yola çıkarken ki hesapları sürekli tutmuyor ve kararlar değiştirip rotasını şaşırıyorsa ve bunu da başkalarına bağlıyorsa... yol gösteren herkese inanıp yolunu değiştirip kayalıklara oturup kalıyor ve de “ALDATILDIM” diyebiliyorsa... köşeye sıkışınca, “eyyyy” diye naralar atıp duruyorsa... yaptığı hataların birikimi sonucunda artık delik deşik olan ( yola çıkılan araç eğer gemi ise) gemiye bir anda sizi de alıp, “BATIYORUZ” diye feryat figan etmeye başlamışsa... bizim de o gemiye binip BOĞULMAMIZ mı gerekiyor sizce?

Bu iktidar başımıza geldiğinden beri zaten sanal... metaforlarla dolu bir alemdeyiz adeta.Medyamız hiç susmadan şakşakçılıkta sınırlarını aşıp aşıp duruyor.Gerçekler iktidarın söyledikleriyle sınırlı.İktidar ne söylerse doğru... ne yaparsa haklı.Yıllardır ben ekonomist olmadığım halde bir çok öngörüde bulundum ve hepsi de gerçekleşti pratik hayatta.İlk öngörüm, “bir milyonculuk” sistemi ile yerli üretimin biteceği ve de küçük esnafın günden güne daralacağı idi, oldu. Büyük marketlerin, küçük kopyalar kurarak mahalle içlerine kadar girmesinin sağlanması ile, küçük esnafa son darbenin de vurulacağı. Kentsel dönüşüm ile şehirlerin, rant kapısına dönüşeceği ve bunun da kira gelirlerinde bir patlamaya yol açacağı, bununsa görece refah yaratacağı ve sona ereceği.Sonuç, binilen gemi batıyor. Özelleştirmeleri söylemiyorum. Devletin nasıl bonkörce kredi dağıtımına izin verdiğinden dem vurmuyorum. Her yıl nasıl büyük firmalara vergi afları, SGK indirimleri, maaş yardımları, elektrik borç silmeleri vb. Ve bunlardan daha acısı da milli hayaller satarak halka, işçi kesimin elinden haklarının nasıl gıdım gıdım çaktırmadan alındığını saymıyorum.

Ey halkım, sen rahat ol.Bu milli hükümet ülkemizi yavaş yavaş sattı... borç gırtlağa dayandı.IMF’ye borcumuz olsa bundan iyiydi. Şimdi hangi şahsa ait olduğunu bilmediğimiz bir çok bankaya borçluyuz... bir çok ülkeye borcumuz var... hala milli masallar söyleniyor, bak Suriye’ye de girdik, giriyoruz yeniden. Daha önceki yazılarımda da dediğim gibi iktidar tatlı ve bizi kana bulaştırmadan da gitmeyecek bu çok milli hükümet başımızdan. Önümüzde bir Saddam ve Irak gerçeği var... aynı gazlar Saddam’a da verildi... Saddam öldürüldü, kurtuldu... ya ülkesi... hala sorunlar içinde... kan içinde.

Ey halkım, uyutuldun yıllarca, “Eyyy İsrail”, “Eyyy Almanya”,  “Eyyy Hollanda”, “Eyyy Amerika” safsatalarıyla. Vestern filmlerini kaldırarak Amerika’ya kafa tutan asrın lideri... halkın ki o da varsa... kaldıysa... dolarlarını istedin.Verdiler, belki de ellerindeki son birikimlerini de. Peki siz ne yaptınız... “bir gece ansızın gelebiliriz” diyenler, BİR GECE ANSIZIN DOLARLARIMIZI YARI FİYATINA SATI VERDİLER, hiç utanmadan.

Peki halkım sen de mi utanmadın bu tablodan...

 UTANMADIN MI BUNU BİZE YAŞATANLARDAN.

Ey halkım, bizim hiçbir zaman gerçek düşmanımız olmadı... hiçbir zaman gerçek bir büyümemiz... gerçek bir milli gelirimiz.Sizler yılardır bir düşler aleminde uyutuldunuz.Hani şu Alice Harikalar Diyarında kitabı var ya, işte orada ki gibi... olmayacak şeyleri oldurdular size.Kumdan kaleler... kağıttan şatolar yaptılar ve yıktılar... güç gösterisi yaptılar.Asrın liderini istemeyen Almanya nasıl oldu da bir anda onun heykeline izin verecek konuma geldi.

Yeter artık ey halkım, dur ve düşün... düşün ki gerçekleri anla.

Sizleri on altı yılda, Don Kişot’un Sançosu gibi yaptılar. Sanço da ilk başlarda Don Kişot’a inanmazken... değirmenlere saldırıyor diye, ona deli gözüyle bakıyorken, Don Kişot’un ona vaat ettiği, şan, şöhret, para ve hatta topraklar, Sanço’nun gözünü büyüleyip, Don Kişot’un her yaptığında bir gerçeklik payı olduğuna, bizim medyamızın yaptığı gibi, herkesi inandırmak istercesine, olayları çarpıtarak anlatmaya başlamıştır.  Önümüze konulan o sahte ama güzel düşlerin sonu geldi ey halkım... SONU GELDİ.

Gemi batıyormuş... sana yanlış yapıldığını söyleyenlere kızıp, terörist, Fetöcü, PKK’lı demediler mi?

DEDİLER...

Ey halkım... uyan artık... ne gemi var... ne de batan bir ülke. Evet ülke kötü durumda ama düzeltecek olan onlar değil.On altı yılda yapamadıklarını şimdi mi yapacaklar. Onlar her şeye, herkese ALDANDILAR... bari siz aldanmayın...

ALDANMA ARTIK EY HALKIM.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X