Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
TECAVÜZ
Konuk Yazar...

TECAVÜZ

Bu içerik 170 kez okundu.

Konuk Yazar / İlkay KUMTEPE

 

 

Başlığın ne kadar sevimsiz olduğunun farkındayım. Ama eylemin yanında sözcük anlamsız bile kalıyor.Bu nedenle bir kez daha düşünüp başlığı öyle kararlaştırdım.

İlk ve ilkel insanların yaşantısında bu var mıydı bilmiyorum ama tarih çağları boyunca her dönemde tecavüz insanların birbirlerinden intikam alma, nefretini gösterme, düşmanını alt etme yöntemi olarak yer almaktadır. Kazıklı Voyvoda gibi acımasız ve sistemli olanından (bunun sebeplerine girmeyeceğim, sadece tarihsel en uç örneklerden biri olarak aklıma geldiği için yazıyorum) küçük bir yerde anlaşmazlığa düştüğü komşusunun karısına kızına tecavüz edenine kadar bakın aynı eylem.

Tecavüz ile ilgili değerlendirmeler yapılırken ilkellik olduğundan, cahillik olduğundan bahsedilir.Ancak ne medeniyet seviyesi arttıkça ne de eğitim seviyesi arttıkça azalan bir eylem değildir.İlkellik ile alakası olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü kendini en gelişmiş hayvan olarak kabul eden, başka canlılarda olmayan aklı ile övünen insanoğlu bu konuya gelince mi ilkel oluveriyor. Yoksa işin içinden sıyrılma yolu mu bu?

İnsan dışında herhangi bir canlıyı düşünün. Karada, suda yaşayan, yüzen, koşan, uçan, sürünen, yumurtlayan, doğuran, bölünen, parazit olarak yaşayan hiç birisi kendi hemcinsine karşı bu eylemi gerçekleştirir mi? İlkel dediğimiz aklı olmadığı için küçümsediğimiz canlılar başka bir canlıya tecavüz eder mi? Etmez. Üreme organını üreme amaçlı kullanır ve bunu yaparken de karşı cinsin de buna gönüllü olmasını bekler.Biz de hiç utanmadan sıkılmadan tecavüzcülere “hayvan” deriz.

Merak ediyorum erkek ne zaman üreme organını her şeyden üstün bir silah olarak keşfetmiş ve kullanmaya başlamış acaba?Zira bunu yaparken aklını hiç kullanmamış ya da vücudunun organlarının ne işe yaradığını bilmiyor olmalı.Okuduğum bir kitapta eski çağlardaki kadın egemen toplumlarda, esir edilen sağlıklı erkeklere kadınların tecavüz ederek onlardan döl almaya çalıştıkları yazıyordu.Ne derece doğru bilemem ama aklıma eylemin egemenlik ve hükmetme ile ilişkisini getiriyor.Ancak asla tecavüz hükmetmeyi sağlamaz. Tecavüz eden karşı tarafı yendiğini, ona hâkim olduğunu zannederek sadece kendini kandırır. Çünkü üreme organından gereksiz medet umacak kadar acizdir aslında.

Eylemin en çok mağduru olan kadınlar kimi kocasından, kimi babasından, kimi kardeşinden, kimi arkadaşından, kimi hiç tanımadığı bir erkekten tecavüz görmüştür.Nedir burada kadının suçu, daha doğmadan belirlenmiş olan cinsiyeti mi?Değildir, öyle olsaydı erkekler, cinsiyeti fark etmeden çocuklar, hayvanlar tecavüz mağduru olmazdı.Nedir bunların suçu?Güçsüz olmak, zayıf olmak mı?

Tecavüze uğrayan için ne değişir? Yaşadığı toplumun ahlak ve din gibi değerlerine göre farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Bunu çok büyük ayıp olarak görüp ölümü yeğleyen de vardır, ölmediğine şükredip hayatına devam eden de, kaldığı yerden hayatına devam etmek zorunda olan da. Hangisi olduğu önemli değil, hepsinde de aynı acı vardır.Yabancı bir gözün bedenine bakışını bile kaldıramazken yabancı bir elin kendine dokunmasının bedeninde ve ruhunda açtığı yaranın acısı. Ölüme giden de yaşamayı göze alan da bu acıyı dindirmeye çalışır. Onlar için değişen çok şey olabilir ama değişmeyen tek şey tecavüzcüleri gibi aciz ve zavallı olmadıklarıdır.

 

Ben bu durumu ilkel akıl ve eksi ahlak ile açıklıyorum.Bunu daha önce duymuş olduğunuzu sanmıyorum çünkü ben uydurdum.

İlkel akıl dediğim aklın olmadığı bir durumdur.Buna akılsızlık diyebilirsiniz ama karşılığı değil.Çünkü akılsızlık sözcüğünde bile bir akıl varlığı söz konusudur.İlkel akıl ise dürtüsel eylemleri bile düşünemeyen akıl durumudur.Beynin düşünememe halidir.Azıcık düşünme yetisi olsa, yaptığı eylem ve amaç ilişkisini kıyaslar ve ne denli zavallıca bir iş yaptığının farkına varır. Ama ilkel akıl işte, dedim ya düşünme yetisi yok.

Eksi ahlak da ahlaksızlık anlamına gelmiyor.Bahsettiğim toplumsal norm olarak ahlak da değil.Tamamen kişisel bir değer olarak ahlaktan bahsediyorum.Ahlaksızlık dediğimizde bile bir ahlak varlığı vardır.Ahlakın olmaması değil negatif yönde gelişmiş bir ahlak.İşte bu ikisi bir arada iken gerçekleştirilen eylemlerin akılla, ahlakla, vicdanla, eğitimle, medeniyetle anlatılmaya ve anlaşılmaya çalışılması mümkün değildir.

Yine merak ettiğim bir şey; erkek beyni nasıl çalışıyor da hem aşkla hem nefretle aynı eylemi gerçekleştiriyor?

Burada aklıma gelen bir fıkra ile bitireyim.

Fıkra bu ya: Tanrı kadını ve erkeği yarattığında karşısına almış ve onlara elinde iki organ kaldığını, ama hangisini kime vereceğinde kararsız olduğunu söylemiş. Organlardan biri vücudun dışında olacak, duvarlara çişini yaparken şekiller çizebilecek diye söze başlamışken erkek;

-Onu bana verin, lütfen; diye sözünü kesmiş ve ısrar etmeye başlamış.

Tanrı onun bu ısrarına bakarak organı ona takmış. Erkek hemen etrafta koşuşturarak keyfini sürerken birden aklına gelmiş ve geri dönerek sormuş;

-Peki kadına kalan diğer organ neydi?

Tanrı cevap vermiş:

-Beyin …

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X