Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
AYNI GEMİ...
Yılmaz Kaya AYLANÇ...

AYNI GEMİ...

Bu içerik 182 kez okundu.

Ne kadar kolay söylemesi!

“Aynı gemideyiz değil mi? … Aması falan yok, farklı mı düşünüyorsun, yoksa sen hain misin? …”

Buradan nasıl demokratik ve çağdaş bir ülke çıkar, endişelerim diz boyu.Çocuklarımız böyle mi büyüyecek? Ya bendensin, ya da hain! Ne kadar kolay değil mi?

Üretin diyorsun, hayır ithal etmek daha kolaylarına ve kârlı geliyor.

İthalata bu kadar bel bağlamayın, katma değeri yüksek ürünlere yönelinmeli, teknoloji ağırlıklı üretim stratejileri geliştirilmeli, buna dayalı teknik eğitim desteklenmeli diyorsun, ne kadar iyi okul varsa imam hatip okullarına çeviriyorlar.

Tarım bu ülke için çok önemli olduğu kadar, çoğalan dünya içinde sağlıklı tarımsal üretim önemli, çiftçi desteklenmeli, tarımsal sanayi büyütülmeli diyorsun, gdo standartları gdo lehine oluşturuluyor, tüm tarımsal ürünlerin ithalatı yapılabiliyor, çiftçiye verilen destekler ya verilmiyor ya da yeterince verilmiyor ve milyonlarca çiftçi kentlere göç ettirilip, tarımda dışa bağımlı hale getiriliyor ülke.

Eğitim, bir ülkenin insan kaynağına ve dolayısı ile geleceğine yapılan en değerli yatırımdır diyorsun, tam tersine çağdaşlıktan uzaklaşan, bilime ters gelebilecek yaklaşımlar, yaz boz tahtasına dönen sistemler, sınav sistemlerinde oynamalar, liyakatı düşük eğitmenler ve müfredat ile standardı ve kalitesi düşük nesiller yetiştirilmek için elden ne geliyorsa yapılıyor.

Kaynakları doğru yerlere harcayarak kalkınmayı doğru rotada yapmak gerektiğini aklı başında pek çok kişi söylemesine rağmen, gösterişli yapılar ve toprağa gömülen betonlar ile sadece kendilerine şan olsun dedirtircesine yok edilen milyarlar ile ekonominin gitgide kötüleşmesine neden olunan kararlar.

Her şeyi para olarak gören bakış açılarının doğru olmayacağı,  ülke değerlerinin ve kuruluş felsefesinin göz ardı edilmesinin her şeyi alt üst edeceği bilindiği halde, bu konuda tersten ne lazımsa yapılmış olması, gelinen noktaya, sadece ekonomik değil, en çok ekonomi olmakla birlikte demokratik değerlerin, uygulamaların ve kurumların da değişmekte olmasının çok katkısı olduğu düşünülmekte.

Ülke bu ağır faturaları kaldıramaz, bu kadar lüks ve aşırı harcama gelecekte bizleri, tüm ülkeyi sıkıntıya sokar denirken, yüksek maaşlı danışmanlar, varken lüksünden özel binaların kamuya kiralanmaları, yine mevcutta var olan araç parkı yerine milyonluk lüks araçların alınmaları ve/veya kiralanmaları, tarifeli uçakların kullanılması yerine nerdeyse her yere özel jetlerle gidilmesi, şaşalı yemekler, gösterişli toplantılar ve yazlıkları ayrı kışlıkları ayrı her yere bir saray yaptırma ve bunları en pahalısından en gösterişlisinden tefriş etmek merakı büyüyen cari açığa tabii ki artıracaktı.

Vaktiyle milli vatan toprağı denildi, satılmasında mahsur görülmedi, su dendi sorun görülmedi, stratejik kuruluşlar dendi sorun görülmedi, haberleşme şirketleri dendi sorun görülmedi, finans kuruluşları bankalar dendi sorun görülmedi, milli tarımsal fabrikalar dendi sorun görülmedi. Sonunda yabancılar oldu pek çok şeyin sahibi.Yıllarca kazanılanlar kaybedildi, bu saatten sonra birdenbire milli ve yerli denmeye başlandı, neden dendiğini anlayamadık. Yerli ve milli olan her şeyi yok et, sonra milli ve yerli de!

Şimdilerde her yerde görüyor, okuyor ve duyuyorsunuz, aynı gemide miyiz? Bu geminin kaptanından yana mısın? Seçilmiş Cumhurbaşkanına biat ediyor musun?..

Bizim bildiğimiz gemi Atatürk tarafından kurulmuş, rotası belirlenmiş, ilkeleri konmuş bir gemidir ve başka gemi yoktur!

Bu gemi, kurucusu Atatürk’ün çizdiği yolda yürüyordu, sanıyorduk ki herkes bu gemideydi.Hukukun üstünlüğü, laiklik, harf ve kıyafet devrimleri, çağdaşlaşma adına ortaya konan devrimler, hilafetin kaldırılması en önemli hareketlerdi bu gemi için ve hepimiz bu gemideydik.

Değil mi?

Peki nasıl oluyor da bize inanmayanlar, bizden olmayanlar  bu gemide olmayanlardır anlamına gelen açıklamalar yapılıp, üstüne üstlük farklı düşünenler diye niteledikleri, oysa kuruluşta konan ilkelerden yana olanlara hain anlamına gelen kelimeler sarf edilebiliyor.

Yukarıda sıralamaya çalıştığım on altı yıllık yanlışların gelindiği noktada tekrar rotaya girmekten başka çare yokken, yolları çok daha ayrıştıran haksız ve yakışıksız bu yakıştırmalar ülkemize yarar getirmez.

Bu ülkenin yolu Atatürk ilke ve inkılaplarının yoludur.Başka her yol bu ülkeyi değişik maceralar içine götürür ki bundan bütün ülke zarar görürüz.

‘Tam Bağımsız Türkiye’ derken, bize gösterilen çağdaş ülkeler standartlarında olmayı, ‘yurtta barış dünyada barış’ anlayışında politikalar üretmeyi, çiftçiyi memleketin efendisi yapan anlayışa geri dönmeyi, bilimden sapmamayı, ‘hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ demeyi, laik anlayışı ve hukukun üstünlüğünü devletin her kademesinde uygulamayı, önce ülkeyi yönetenlerin israftan kaçınmasını ve halka örnek olmasını gerçekleştirebildiğimiz zaman hepimiz aynı gemide olmuş olacağız.

Ve bu sayededir ki hiçbir problem için dış güçler dememize gerek kalmayacaktır.  

Ve bu nedenledir ki birbirimize hain dememiz de gerekmeyecektir.

Bu millet her zorluğun altından kalkmasını her zaman bilmiştir.

Yeter ki doğru şeyler yapalım!

Bunun için de bu ülkenin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediklerini dikkatle okuyup anlayalım, yaptıklarını örnek alalım.

Unutmayalım ki, o dönemlerde pek çok ülke monarşiler ve faşist iktidarlar/kişiler tarafından yönetilirken O, bu ülkeyi parlamenter demokrasiye giden bir cumhuriyet ile yönetmeyi seçti.Kendi için değil halkı için var olma gayreti içindeydi.Devlet ve halk birlikte kalkınma modelini başarı ile uygulamaya koydu.

Ve az zamanda gerçekten çok ve büyük işler başardı.

Bugün bu ülkeyi yönetenler O’nun sayesinde yönetecek bir ülke bulduklarını unutmamalıdırlar.

Herkes bu ülkede Atatürk gemisindedir ve başka gemi yoktur.

Bu geminin adı TÜRKİYE CUMHURİYETİ.

Kurucusu GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’tür.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X