Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
DİKMEN TEPESİ’NDEKİ HAZİNE
Zeki SARIHAN...

DİKMEN TEPESİ’NDEKİ HAZİNE

Bu içerik 92 kez okundu.

 

Fatsa’nın Beyceli köyü, Karadeniz kıyısından 30 km. kadar içerdedir. Dağlık Karadeniz Bölgesi’ndeki hemen bütün yerleşim yerleri gibi Beyceli de tepe yamaçlarındaki eğilimi azalan yerlere kurulmuştur ve beş mahalleden oluşur.  İçinden geçen bir dere köyü iki parçaya böler. Böylece tepeler tepelere, onların yamaçlarına kurulmuş mahalleler birbirine bakar.

Dikmen Tepesi, köyü çevreleyen tepelerden biridir. Yüksekliği tahminen 750 metre kadardır.

Eskiden burada bir evliya olduğu söylenirdi. Bez bağlanan dilek ağacı dibinde hazine arayanlarca sökülüp atılmıştır. Kavurucu yaz sıcaklarında birkaç köy birleşerek buraya yağmur duasına çıkarlardı. Ben çocukluk ve gençlik yıllarımda birkaç yerde yağmur duasına çıktığım halde nedense Dikmen’e çıkmamıştım. Geniş bir alanın seyredildiği, hatta denizin bile görüldüğü söylenen, köyümüzün bir parçası olan bu tepeye hiç çıkmamış olmam canımı sıkıyordu.

Geçen hafta köye gittiğimde bu eksikliğimi gidermeye karar verdim. Böylece “köyümde ayak izimin olmadığı bir karış yer bulunmaz” sözüme de gerçeklik kazandırmış olacaktım.

Fatsa’da oto lâstikçiliği yapmakta olan yeğenim Özgür de, pazar günü olduğu için köydeydi. “Bugün amcanın şoförlüğünü yapacaksın!” emrini vererek onun arabasıyla tepeye en yakın mahalle olan Cemalı’ya çıktık. Dostum Yaşar Durgun’un evine misafirlikten sonra bize rehberlik yapması için onu önümüze kattık. Mahallenin üst başında arabayı bıraktıktan sonra yarım saat bir yokuş çıktık. Yaylalarımız gibi otlarla kaplı olduğunu sandığım tepe, burada hayvan otlatmanın sona erdiği 30-40 yılda sık ağaçlarla kaplı bir orman olmuş. Dolayısıyla çevre manzarası kapanmış.

Dikmen’i ziyaretten başka bir kazancımız oldu. Önceki görüşmelerimizde Yaşar, buralarda Pontos paraları gibi bazı antik eşyanın bulunduğunu söylemişti de Beyceli köyünde yüz yıllık değişimi anlatan “Çocuk ve Vatan” kitabımın  (2008) “Üzerinde Dolaştığımız Toprak” bölümünde bundan söz etmiştim.

Türkler bu bölgede 600-800 yıldır bulunuyorlardı. Ancak Karadeniz Bölgesi başka halklar tarafından yedi bin yıl öncesinden yurt edinilmişti. Şimdi bizim ekip biçtiğimiz, gezip tozduğumuz yerlerde Hititlilerin, Kohların, Drillerin, Haliplerin, Mossioniklerin, Tiborenlerin, Kimmerlerin ruhları da buralarda dolaşıyor muydu? “Kim var idi biz burada yoğ iken?”

Ancak MÖ 302 ile 71 yılları arasında bölgede 231 yıl hüküm sürmüş Pontosluların buralarda yaşadıklarını Dikmen’de bulunmuş paralardan anlıyoruz. Köyün daha başka yerlerinde bulunan kerpiç ve küp parçaları, bazı tarlalardan çıkan kemikler, değirmen yerleri, buralarda çok eskiden beri canlı bir yerleşim olduğunun kanıtı. Roma ve Bizanslıların da bir zamanlar buralara egemen olduğunu biliyoruz.

DEFİNE AVCILARI SIK SIK YOKLUYOR!

Dikmen uzunca bir süredir define avcılarının uğrak yeri olmuş. Orada burada kazılmış çukurlar var.  Doğal taşlardan yapılmış bir duvarın kalıntıları duruyor. Ufak tefek kerpiç parçaları, denizden getirildiği anlaşılan küçük yuvarlak taşlar görülüyor. Gözyaşı şişeleri, ok uçları, gerdanlık gibi süs eşyaları bile bulunmuş.

Burada bir tapınak mı vardı? Burası bir karakol, gözetleme yeri miydi bilinmiyor. Bunu araştıracak olan arkeologlar. Ne var ki hazine arayıcılarının çok uzaklardan gelip kazma vurdukları Dikmen Tepesi’nden Kültür Bakanlığının haberi yok! Milyarlarca lira harcamalar yapılarak saray üstüne saray kuran hükümetin bütçesi, ülkenin tarihî hazinelerini araştırmaya yetmiyor olmalı!

Yapılacak olan, tepeye gereken birkaç yüz metrelik bir yol açmak, duvar kalıntıları içindeki ve çevresindeki bölgeyi çalı çırpıdan temizleyerek yüzey araştırmasıyla işe başlamak ve başına bir bekçi dikmek. Köyde tarih bilinci gelişir ve burası bir mesirse yeri de olur.

Fatsa’ya indiğimde Fatsa’nın antik geçmişiyle ilgilenen Muhasebeci Rüstem Gürler’in bürosuna uğrayarak Dikmen’de gördüklerimi anlattım. Ünye’den Ordu’ya uzanan ve Tokat’a kadar genişleyen bir bölgede nerdeyse her köyde böyle birkaç kalıntıya rastlandığını anlattı. Ne çare ki, Fatsa Yapraklı köyünde ünlü Çıngırtı Kalesi bile nerdeyse sahipsiz bırakılmıştı!  (7 Ekim 2018)

 

Fotoğraf: Dikmen Tepesi’nde Yaşar Durgun’la. (2 Ekim 2018)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X