Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Merhaba
Gökhan GURBETOĞLU...

Merhaba

Bu içerik 922 kez okundu.

Gökhan GURBETOĞLU

Yeni bir köşenin ilk yazısını yazmak ve bir giriş yapmak zorunluluğu…

Kalemim mi desem klavyem mi bilemiyorum bu çağda; ama yine klasiğe kaçıp ‘kalemim yazmakta zorlanıyor’ desem daha iyi olacak gibime geliyor, edebi olarak.

Bu satırlarda bile insanın nasıl küçük küçük döngüler içinde hapsolduğu gerçeği yatmaktadır. Yani hepimiz yeri geldiğinde tutucu oluyor ve geçmişe, geçmiş terimlere, bilgilere sarılıp kalıyoruz.

Peki doğrular değişken midir?

Değişmek insanın doğasına aykırı mıdır?

İnsan düşünen bir varlık olduğu günden bu yana uzunca bir yol kat etmiş etmesine ama, içine düştüğü döngüden de bir türlü kurtulamamaktadır yüzlerce yıldır.

Doğayı alt eden insanın karşısında şimdi en büyük düşmanı kendisi kalmıştır.

Artık insanın kendisini aşması gerekmektedir. Ama bu nasıl gerçekleşecektir?

Nietzsche’nin belirttiği üst insan olabilecek miyiz?

Üst insan olmak kolay mıdır ya da nasıl üst insana ulaşılır.

Bu, Doğu kültürlerindeki ya da Anadolu tasavvuf kültüründeki insanın dış dünyadan soyutlanmasıyla mı olur? Yoksa bu, ütopik bir yaklaşım olarak havada asılı mı kalacaktır?

İnsanın doğası (yaratılışı) buna müsait değil midir?

Daha kısa söyleyecek olursak, inandığımız, çizilmiş kaderlerimizin dışına çıkamayacak mıyız?

Ama insanoğlu zaten bu kaderin dışına çıkmamış mıdır Adem’in Havva için kopardığı elma ile?

Oysa ki Tanrının olduğu yerde, rastlantılar olabilir mi?

Doğuştan belirlenen bir şeyleri değiştirme yeteneğimiz var ise, kaderimizi de biz çiziyoruz demektir.

Öyleyse, elmayı kopardığımız o günden bu yana kaderimizin zincirlerini de kırmışızdır. Peki öyleyse neden insan kendi kısır döngülerini aşamamaktadır.

Döngüler içerisinde yaşayan insanın döngülerini kırıp, yaşamı hep birlikte tartıp hep birlikte ilerlemek, doğrulara ulaşabilecek soruları sorabilmek için yazacağız.

Malum, insanoğlu sorularına cevap ararken bugünlerine gelmiştir.

Biz neden yarına gidemeyelim…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X