Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Hangi darbe?
Hamdi TOÇCUOĞLU...

Hangi darbe?

Bu içerik 690 kez okundu.

Hamdi TOPÇUOĞLU

Ben, darbelerin zehrinin oligarşi, panzehirinin demokrasi olduğunu düşünürüm. Bana göre, periyodik darbeler ülkesi olmamızın altında yatan en önemli neden, her darbeden sonra demokrasiyi siyasete egemen kılmak yerine, oligarşinin kalelerini tahkim etmeyi seçmemizdir.

Sevindim; hem de çok. Çünkü bu kez darbeciler kaybetti.

Endişeliyim; ne yazık ki demokrasinin kazandığını söyleyemiyorum.

Çünkü parlamentonun devre dışı bırakıldığı, devletin 200 yıllık kurumlarının üç beş danışmanın iradesiyle lağvedildiği bir süreci demokrasinin tahkimi olarak algılamam olanaksız.

Malum, kurt dumanlı havayı sever.

Korkum, darbe ihanetinin, oligark; hatta monark bir yapının bahanesine dönüştürülmesidir.

Ne yazık ki benim seçtiğim mebuslardan hiçbirinin bu ülkenin geleceğini derinden etkileyen kararlarda söz hakkı yok. Bundan daha vahimi bu duruma karşı çıkan bir milletvekilinin olmamasıdır.

Gönlüm isterdi ki darbe gecesi parlamento çatısı altında ölümüne duruş sergilemelerinden gurur duyduğumuz vekillerimiz, iradelerine el konulduğunda da aynı kararlı duruşu sergilesinler.

Demokrasi...

Sonuna dek demokrasi.

Bu ülkenin başka reçeteye ihtiyacı yok.

Kimse bu ulusa “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” hakkına sahip değildir.

Bu ulusun makus talihi, yalnız darbecilerin değil; bu darbelerden ders almayan siyasetçilerin, medya akıldanelerinin ve bol unvanlı süt dökmüş kedilerin eseridir.

Eğer darbeciler kazansaydı; elbette ilk işleri parlamentoyu feshetmek ve bir cunta yönetimi kurmak olacaktı.

Ya şimdi durum ne?

Parlamento nerede, bu ülkeyi kimler yönetiyor?

Bu durumu irdeleyen, sorgulayan kaç aydın var?

Eğer Ziya Paşa gibi;

“Eyvah bu baziçede bizler yine yandık/

Zira ki ziyan ortada bilmem ne kazandık” demek istemiyorsak; askerimiz, siyasetçimiz, aydınımız ... herkes, hepimiz bir an durup ülkenin içine düştüğü bu kahredici durumda sorumluluklarımızı sorgulamalıyız.

Bu darbeyi yapan da işbirlikçileri de bellidir. Ancak geleceğe güvenle bakabilmemizin birinci koşulu “Hedef neydi?” sorusuna doğru yanıt vermekten geçmektedir.

Bu girişimin hedefinde, Anayasamızın ilk üç maddesinde vücut bulan değerler vardır.

Bu girişimin hedefinde, yarım yamalak demokrasimiz vardır.

Bu girişimin hedefinde, parlamento vardır.

Bu girişimin hedefinde, Türkiye Cumhuriyetinin birliği bütünlüğü; halkımızın barış özlemi vardır.

Ve bütün hedeflere ulaşabilmek için asıl darbe silahlı kuvvetlerimize yapılmıştır.

Ahlak, insana hatalarından ders almayı buyurur. Hatalarımız başkalarına, hele hele ulusumuza unutulmaz acılar ve utançlar yaşatmışsa, öncelikle kendimizi sorgulamak ve durumdan gerekli dersleri çıkarmak zorundayız.

Korkarım tarih; bizim, bu darbeyi nasıl önlediğimizi değil, yüz yıllık değerlerimizi neden koruyamadığımızı anlatacaktır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X