Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Ne oluyor bize, nedir bu güvensizlik!
M. Cafer METE...

Ne oluyor bize, nedir bu güvensizlik!

Bu içerik 723 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

İnsanlar önce kendisine güvenmeli ve etrafına güven vermelidir. Bu, insanlığın temel taşıdır. Kendi güvenliğini koruduğu gibi başka insanların da güvenliğini korumak, hak ve hukukunu tanımak ve ona saygı duyulması gerekir.

Ülke olarak, bizlerin de dahil olduğu dünya çapında birlikler, teşkilatlar bulunmaktadır. Bu teşkilatlarda ekonomik eşitlik, insan hakları, güvenme arasında bir bağ vardır. Buna rağmen acaba bizler birbirimize güvenebiliyor muyuz? İnsanlara karşı saygılı mıyız, onların hak ve hukukunu gözetiyor muyuz? Dünya literatüründe “BABANA BİLE GÜVENME” sözü acaba Türkçe’den başka bir dilde var mı?

Nedir bu güvensizlik, kıskançlık, vurma, kırma, adam öldürme, kadın cinayetleri, komşusunun malına-canına zarar verme?

Sevgili halkım; eskiden insanlar arasında, devletler arasında bir güven vardı, sözünün eri insan vardı, söz verildiği zaman, sözüm senet denildiği zaman söz veren kişi veya kurum sözünü mutlaka yerine getirirdi. İnsanlar arasında borç alınır verilirken söz senetti. Bugün nerede o günler?

Türk milleti hoşgörülü, canayakın, misafirperverliğiyle tanınan, yarım ekmeğini ikiye bölen, dinimiz gereği komşun açken tok yatılmaz diyebilen hakikatte de öyle olan bir ülkenin insanları olarak ne oldu da güvensizlik, karamsarlık, gaddarlık, vurdumduymazlık, namertlik hakim oldu bize?

Yapılan bir araştırma gözüme ilişti. Bilimsel olarak insanlar arası güvensizliğin en az olduğu ülke Türkiye. Bazı kişilere göre güvensizlik enayilik, saflık anlamına geliyor. Biz birbirimizi dolandırmak, kandırmak, soymak, hatta iki veya birkaç kişi ile sokak ortasında şahsı darp ederek zorla parasını, kıymetli eşyasını gasp etmek kadar yozlaşmışız.

Bir de kadınlarımızı düşünün; elinde, omzunda bulunan çantasını çalmak için yapılan muameleyi. Kadını yerde sürüklemek, bıçaklamak, hatta öldürmek. Hiç kimse yarınından emin değil ve yarınına güvenemiyor.

Sevgili halkım. Bizler bu kadar mı acımasız, gaddar, barbar bir milletiz? Ben kabul edemiyorum. Ama bakınız Margaret Mesevre, ‘Türk’ diye bir kitap yazmış. Bakın bizleri nasıl tarif ediyor.

“Hümanistlerin Osmanlı Türkleri’ne itirazları teolojik olmaktan ziyade politik gibi görünmektedir. Hanedanın kurucusu Osman, yeni türemiş bir eşkıya prensi. Gayri meşru yollarla toprak ve güç gasp eden bir yerel savaş ağasıydı. Takipçileri Bizans’ın doğu topraklarından bir zorba devlet çıkarmışlardır. Bu istikrarsızlaştırıcı olduğu kadar gayri meşru idi. Hümanistler son derece kasıtlı bir dil kullanıyorlardı. Türkler sadece imansız değil aynı zamanda piç, sahtekar, gaspçı, haydut ve hırsızdı.”

Devam ediyor yazar ve “Türkler gayri meşru bir milletti, fakat Hristiyanların ihmali veya daha açık söylersek, Hristiyanların günahı nedeniyle güçlü hale gelmişlerdi” deyip Osmanlıların Orta Asya’nın vahşi kırlarından gelen barbar İskitler olduğunu öne sürüyor.

Halbuki biz, Orta Asya’dan dört bir tarafa göç ederken medeniyeti de beraberinde götürdüğümüze inanıyoruz. Zamanında gerekli bilgileri dünyaya yaymadığımız için biz Türkleri gaddar ve barbar, hırsız ve piç olarak tanıyorlar.

Biz bu kadar hakaretlere, yakıştırmalara layık mıyız? Hayır. Ama tv’leri izliyorum, ayrıca günlük hayatta yaşananları, insanların birbirlerine bakışlarını hal ve durumlarını görüyorum. Bu mu güven diyorum?

Güven duygusunu bir misalle cevaplamak isterim: Antalya Aksu Köy Enstitüsü’nden mezun olduğum zaman cebimde annemin gönderdiği 20 TL vardı. Bir arkadaşım memleketine gidecek parası olmadığını ifade edip 5 TL vermemi rica etti ve en kısa zamanda göndereceğini vaat etmişti.

Arkadaşıma güvendim, verdim. Arkadaşım da bana göndermiş amma ben öğretmenlik yapacağım köye gittiğim için postacı havaleyi geri göndermiş. Arkadaşım Muğla Milli Eğitim Müdürlüğü’nden adresimi bulup 5 TL’yi gönderdi.

İşte güven, işte söz.

Arkadaş; karşındakini aptal, enayi, saf yerine koyduğun zaman, kendine güvenini yitirir aynı zamanda güvenilmez insan olursun.

Sevgili halkım, önce insan olacaksın, kendinde güven duygusu hakim olacak. Kabadayılık, efelik değil etrafına güvenecek ve yerdeki karıncayı kendinden üstün göreceksin. Yalan, dolan olmayacak, kadına el kaldırmayacak, güçsüzü ezmekten, yalan söylemekten, gasp yapmaktan ve insanlara güvensizlik duygusu aşılamaktan çekineceksin. Çünkü insanlar enayiyi, safı nasıl kandırırım peşinde, öyle insanlara nasıl güveneceksin?

Biz, bir güvensizlik durumu yarattık, gözümüzü kin, intikam ve menfaat, kıskançlık hırsı bürümüş, bencillik duygusuna kapılmış, herkesi ezmek ve onu linç etmek peşine gidiyoruz. Çünkü kimseye güven kalmamış, güvenemiyoruz. Bugün ak dediğine yarın kara diyene nasıl güveneyim? Çalmakla, dövmekle, kırmakla, kavga ve niza, hile, yalanla bir yere varılamayacağı artık ortaya çıkmıştır.

Ülke bütünlüğünü korumak, insan hayatına değer vermek, dinimizin esasları içerisinde birbirimizle güven içerisinde yaşamak yolları varken neden bu güven duygusunu kaybettik? Sevgili büyüklerimizin bunu araştırması gerekmez mi?

Ülkede, dünyada bir güvensizlik durumu yarattık. Sayın büyüklerim alınmasın, gücenmesin.. Bakıyorum, seçim meydanlarında bol vaatler, seçim sonu sıfır, unutuluyor. Peki arkadaş ben senin neyine güveneyim?

Beyanat veriyorsun, zam yok diyorsun iki saat sonra zam geliyor. Ben sana nasıl güveneyim?

Seçimde öve öve arşa çıkardığın partiden iki ay sonra ayrılıyorsun, sende istikrar yok ki ben sana nasıl güveneyim?

Esnafa gidiyorsun fiyatları incele, yarın git o fiyat etiketi değişmiş. 10 TL olan emtia yarın 15 TL olmuş. Arkadaş bir gecede zam mı geldi?

İşte güven duygusunu zedeleyenler. Eskiden istikrar vardı, söz vardı. Ne senet ne sepet vardı. PEKİ KARDEŞİM NE OLUYOR BİZE diye sormazlar mı? 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X