Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Eğitim sistemimiz ve problemleri
M. Cafer METE...

Eğitim sistemimiz ve problemleri

Bu içerik 588 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Sorunlarla dolu yeni bir eğitim öğretim yılına başladık. Bu eğitim öğretim yılında tahmini olarak 18 milyon gencimiz eğitim ve öğretim görecekler, acaba okullarımız araç, gereç ve öğretmen yönü ile eğitim ve öğretime hazır mı? Yoksa istim sonradan gelsin mi diyeceğiz.

Ülkemizin insan kaynağına ihtiyacı vardır. O kaynağı yaratmak için okullarımız her yönü ile hazır mıdır? Halkımız acaba çocuklarını neden özel eğitim ve öğretim kurumlarına veriyor, düşündük mü? Araştırdık mı?

Eskiden özel eğitim kurumları ve dershaneler ancak İstanbul-Ankara ve İzmir’de vardı. Bütçesi yeterli olanlar çocuklarının eğitim öğretimini oralarda yaptırıyorlardı. Peki diğer şehir ve köylerin çocukları devlet okullarında okuyup üniversiteyi kazanabilirken bugün ne oldu da çocukları özel eğitim ve öğretim için bu özel okullara gönderiyoruz. Bizler de devlet okullarında okuduk, yetiştik, deneyim kazanıp öğretmen olarak cemiyet içine girdik. Bizim neyimiz eksik.

Bugün devlet okullarına öğrenci maddi imkansızlıktan dolayı geliyor, zaten parası olanlar özel eğitim okullarına gidiyor. Milli Eğitim Bakanlığımızın bu konuyu iyi irdelemesi, araştırıp sonucu değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Özel okulla devlet okulu arasındaki farkın kapatılması için çalışma yapılması elzemdir.

Ülkemizde 1940 yılında 3803 sayılı yasa ile kurulan 21 Köy Enstitüsü vardı, ben o köy enstitülerine o günkü eğitim ve öğretim sistemine dayanarak “ HALK ÜNİVERSİTESİ” diyorum. Hani bazı kişiler “Ben hayat okulundan yetiştim” derler ya, köy enstitülerinin de “Halk Üniversitesi” görevini gördüklerine inanıyorum.

Eğitim üst akıl ve beceri ister, yatırım ister, insan kaynağına yapılan yatırım yarının garantisidir, yatırım yaparken dikkatli ve ilerisi için faydalı yatırımlar olmalıdır. İşte köy enstitüleri üst aklın işi ve yatırımıdır.

Sevgili halkım, Allah bizi çok seviyormuş ki 15 Temmuz darbe girişimi başarısızlıkla  sonuçlandı. Kahraman ordumuz, halkımız, iktidarı ve muhalefeti ile sağduyulu hareket ederek darbeyi bertaraf ettik. Cemaat bu darbeyi eğitim gücü ile yetiştirdiği elemanlarla taraftar toplayarak yaptı. Ülkemizde çeşitli cemaat okulları, Kur’an kursları açarak din adıyla bizleri sömürdü ve koynumuzda yılan beslememize sebep oldu. Ben şahsen bu okullarda, İslam felsefesine göre eğitim ve öğretim yapılmayıp cemaat felsefesine göre eğitim öğretim yapıldığına ve bu okulda okuyan öğrencilere vatan, millet ve İslam dininin esasları yerine ülke için zararlı eğitim ve öğretim yapıldığına inanıyorum. Bu okullarda yapılan denetimlerin de tam yapıldığına inanmıyorum.

Milli Eğitim Bakanlığı eğitim ve öğretimde idareci kadrolarını, sizden-bizden diye değil, kıdem ve başarı durumuna göre, işinde başarılı, kararlı, deneyimli ve bu işe müsait kişilerden seçmelidir. İdarecilerin atanmasındaki kriterlerin başında başarı ve tecrübe esas olmalı, tarafsızlık korunmalı, Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri doğrultusunda görev yapılmalıdır.

Devlet okullarındaki başarısızlığın en büyük sebeplerinden biri idareci olmamasındandır. İdareci ve öğretmenlerin öğrenciyi okuldan soğutan tutumları arasında, öğrenci psikolojisini bilmemek, öğrencinin gelişim çağını hesaba katmamak en önemli faktörlerdir. Devlet okullarında sık sık öğretmen değişikliği, kitap değişikliği, yönetmelik değişikliği, ayrıca program ve yönetmelik değişikliği başarıyı engelliyor.

Yukarıda belirtilen kriterlerin yanında, kadroların vatansever, hürriyet ve Atatürk ilkelerine bağlı çalışkan, özverili, toplumsever öğretmen ve idarecilere ihtiyacımız vardır. Bu tip eğitim ve öğretim kadrolarının okullarımızda olmasına özen göstermeliyiz. Gençliğe milli duygu ailede ve okulda, insanlığa, millete, ülkeye, saygı, sevgi ve bağlılığı, bağımsızlığı öğretir, milli duygusunu geliştirir, millet ve vatan bilincini aşılar.

Toplumu eğiten, öğreten, yön veren öğretmendir. Öyle ise önüne gelen rastgele kişilerin formasyon almayan korsan öğretmenlerin kadroya alınıp iki ay sonra idareci olarak atanması öğrenciye, veliye ve vatana zarar verir. Öğretmen: vatan ve milletin istikbali olarak görülen gençleri geleceğe hazırlamak, yetiştirmek gibi büyük sorumluluklar taşır. Öğretmen, Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi “Fikri hür, irfanı hür bir nesli yetiştirmek zorundadır”. Acaba bunu okullarımızda başarabiliyor muyuz?

1-Okullar, yaz-boz tahtasına çevrildi, nasıl mı?: Okullarda sınıfta kalmak yok, bilen de bilmeyen de sınıf geçiyor. Zayıf olan öğrencinin ikinci bir sınavla sınıf geçmesi sağlanıyor. Yıl içinde öğrenilmeyen bir haftada mı öğrenilecek?

2-4+4+4’ü o kadar ısrarla eğitimcilerin belirtmesine rağmen, altyapı hazırlanmadan ben yaptım oldu bitti ile başladı, şimdi bakanlık bu 4+4+4’ten nasıl çıkarız diye uğraş veriyor.

3-Taşımalı eğitim, öğrenci için ayrı bir külfet olduğu gibi ekonomik yönden veliye külfet olduğu gibi pedagojikman da uygun değildir. Köylerde, devlet-köylü işbirliği ile yapılan okullar maalesef içler acısıdır.

Bizler, köy enstitülerinde ezberci değil uygulamalı iş eğitimine göre yetiştirildik. 21. yüzyılda yetişen gençlerimizin de bilgili, deneyimli, kendi başına karar verebilen, vatansever gençlik olmasını istiyoruz. Şimdilerde, ‘proje okulu’ diye bir yanlışlıktan bahsediliyor. Yazık etmeyin gençliğe.

İmam Hatip okullarını, cumhuriyetçi, dinini seven, yenilikçi imamlar yetiştirilmesi için faydalı görülen bir eğitimciyim, ancak bir İmam Hatip okulunu yıllar önce ziyaret etmiştim. Hep gözüm ATATÜRK köşesini aradı, göremedim. Okul müdürüne sitemvari, “sizi Atatürkçü olarak bilirdim. Yanılmışım arkadaş” diyerek okulu terk ettim.

Sonra Atatürk Köşesi’nin yapıldığını öğrendim. Şimdi bir devlet okulunun halini ve Atatürk karşıtlığını görün, bir de cemaat okullarını düşünün. Bu okullarda, vatan, millet, ulus sevgisi yok, Cumhuriyet ve Atatürk sevgisi yok, ayrıca ben bu okullarda İslam dininin laiki vechile öğretildiğine inanmıyorum. Onlar için varsa yoksa tarikat ve cemaat liderinin görüş ve düşüncelerini yaygınlaştırmak istemeleri. İstemeyenler külli kafir.

Sonuç olarak: Önce insanlığa, devlete, millete, vatana faydalı, kaliteli ilim, bilim, teknolojiyle kaynaşmış bilinçli insan yetiştirmek en büyük emelimiz olmalıdır. Devletine, milletine, vatanına bağlı, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine bağlı laik Cumhuriyet esasları içinde diline, kültürüne, dinine, ülkesine bağlı gençler yetiştirmek en büyük emelimizdir. Bunun için:

1-Devlet okulları yeniden revize edilerek donanımlı hale getirilmeli; laboratuvar, spor, resim ve müzik atölyeleri olmalı.

2-Sınıflar en çok yirmi kişiyi aşmamalı.

3-Öğretmenler, huzurla çalışabilecek ekonomik bir rahata kavuşturulmalıdır.

4-Okullarda Türk İnkılap Tarihi dersine önem verilmeli ve Atatürk’ün Nutuk’u ders olarak konmalıdır.

5-Atanacak idareciler: Kıdem ve başarı durumuna göre atanmalı, tarafsız ve yansız olmalıdır.

6-Öğrencilerin kılık kıyafet yönetmeliği değişmelidir.

7-Müfredat programları siyasilerin ve her yeni gelen bakanın isteğine ve fikrine göre değil, Milli Eğitim Bakanlığı şurası tarafından yapılmalı, ihtiyaca göre ilave yapılmalıdır.

8-Okullardan siyasiler elini çekmelidir.

9-Bakanlık müfettişleri teftişlerinde öğretmenlere ceza değil yol göstermelidir.

10-Okullarda kindar-dindar gençlik değil vatansever gençlik yetiştirilmesine çalışılmalıdır.

11-Dersler, kuru kuru ezbercilikten çıkarılmalı, uygulamalı araştırıcı olmalıdır.

12-Özel okulla devlet okulu arasındaki fark giderilmelidir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X