Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Ülkemin ağlanacak halleri ...
Mehmet SARI...

Ülkemin ağlanacak halleri ...

Bu içerik 798 kez okundu.

Mehmet SARI - Emekli İlköğretim Müfettişi

Bazılarının çöp bidonlarından bir şeyler aldığını Milas’ta bile görüyorum.

Ülkemde beş kişinin ikisi, ekonomik yardımlarla yaşamını sürdürme mücadelesiyle yaşıyormuş. Yani yokluklar içindeymişler. Devletten verilen yardımlar yeterli değilmiş. Kredi kartı ile 11 milyon insanımız yaşıyormuş. Bir kişinin 15-20 adet kartı varmış. Bu bilgiler uzmanların araştırması üzerine, istatistiklenen ülke hali, ne kadar acı durumda olduğumuzu göstermiyor mu? Yani borç ala ala yaşıyormuş insanlar. Kapalı Çarşı esnafı arasında bile ekonomik bakımdan zorlanıp dükkanını kapatanlar, işçi çıkaranlar varmış. Milas’ta da aynısı görülmüyor mu?

Atatürk zamanında “milletvekili maaşını ne kadar yapalım” diye sorulduğunda, önderimiz Atatürk, “Öğretmen maaşından yüksek olmasın” demiştir.

Gelelim bugüne ...

Milletvekili ve öğretmen maaşları ne durumda… Öğretmenlerimizin maaşları milletvekili maaşına göre devede kulak gibi değil mi?

Öğretmenin bugünkü maaşı geçimine yetmediğinden, daha çok büyük şehirlerde, ikinci iş yapmıyorlar mı? Kiimisi pazarlarda çorap satma gibi işler yapmaktadırlar. Ama eşinin de maaş alması geçimini iyileştiriyor. Ben 85 yaşında bir eğitimci olarak, meslek yaşamının büyük bir bölümünde müfettişlik yaptığımdan çok daha iyi biliyorum ki, öğretmenlerin evlerine ekmek götürmek veya çocuklarının eğitim giderlerini karşılamak için yapmaya mecbur kaldıkları ikinci işlerin bence bir başka acı ve bilinmeyen tarafı daha var …

Öğretmen, yalnız sınıfında ders vererek görev yapmaz. Sınıfı dışındaki zamanında da vereceği derslere hazırlık için çeşitli kitap ve kaynaklardan, kişilerden araştırma yaparak, sınıfına hazırlıklı gelmesi önemli şarttır, başarı için.

Eğitim için öğrenci ve öğretmenlerin başarısında bu hazırlıkların bazıları tarafından tam bilinmemesinden, öğretmen ve öğrencilerin yarınki derslerine hazırlık için daha çok ders dışında çalışma yaptığı pek bilinmez maalesef. Az çalıştığını söyleyenleri vardır…

İşte bu bilmemezlik, öğretmenin öneminin ve değerinin de yeterli anlaşılmamasına yol açıyor …  Ne zaman ki öğretmene maddi ve manevi bakımlardan yeteneklerini geliştirmeleri yönünde yeterli destek olunursa eğitimin başarısı artar o ülkede…

Ama bugün öğretmen olacak adaylara, mülakat uygulanıyor. Mülakatta ise çok anlamsız sorular soruluyormuş. Ayrıca öğretmen olanlardan atanamayanlar uzatmalı çavuş oluyor ve şehit oluyorlar. Ki öğretmenlik sıradan bir meslek değil sanatkârlıktır. Bir sanatkâr olarak demirci ustası, çelik için demiri ne kadar ateşte tutup suya sokacağını iyi bilir ve gerekeni yapınca demir nasıl iyi çelik olursa, öğretmenlik de aynı ölçüde sanatkârlıktır. Öğretmen herhangi bir madenin değil, insanın sanatkârıdır.

Örneğin, öğretmen öğrencisinin eğitim ve öğrenme seviyesini iyi tanıyıp onun seviyesine inerek öğrencisini eğitmek ve öğretme çalışmasına girmeli ve girer de…

Bazı öğrenci işittiğini, bazısı gördüğünü, bazısı ise yaparak yaşayarak öğrenir. İşte öğretmen, öğrencisini iyi tanıyıp, sınıfının öğrencilerini öğrenme biçimlerine göre değerlendirip ona göre çalışmalar yapmak mecburiyetindedir.

Böylece bilgileri yakından uzağa, bilinenden bilinmeyene, somuttan soyuta ve çocuğa göre işleyecek, böylece sınıfta seviye grupları oluşturarak ders verecektir.

Demek ki öğretmen, bir gün sonraki derslerine yeterli hazırlığı öğrencilerinin ihtiyacına göre yapmalıdır.

Öğrenciler de, öğretmeninin verdiği ödev ve sorulara göre sonraki gün göreceği derslere hazırlıklı olarak gelmelidirler.

İşte, bütün bu ağır görev ve sorumluluklarla çalışan öğretmenlere neden yeterli maaş verilmiyor? Milletvekilini de yetiştiren öğretmene çorap sattırarak ve böylece derse hazırlık yapmasının imkanlarını ortadan kaldırmanın, ülkemizin geleceğine büyük zarar verdirdiğini acaba yetkililer ve veliler ne zaman anlayıp, öğretmene tam hazırlıkla dersine girip öğrencilerini yetiştirmesi sağlanacaktır?

Ne zaman, “hiç olmazsa öğretmen olsun” dileği söylenmez olacak acaba? …

Bence bu laik ve demokrat bir eğitim sistemiyle olabilir.

Yapboz tahtasına çevrilen eğitim akıl, ilim yoluna tam girdiği ve dinsellikten çıkarıldığı zaman öğretmenin değeri anlaşılmış ve hakkı verilmiş olur. Böylece ülkemde iyi eğitim uygulanarak ülkemiz iyiye götürülür. Bağımsız ve gerçekten demokratik bir ulus devlete varılmış olur.

Peygamberler ve Atatürk gibi, istilacılardan vatan kurtaran ve en güzel idare olan Cumhuriyet kurucuları da başta en iyi öğretmenlerdir. Bu yeteneklerini de çok kitap okumaları, iyi düşünen ve iyi öğreten öğretmenlerde eğitim-öğretim görmeleri sayesinde elde etmişlerdir.

İşte, onlara ‘resul’ veya ‘önder’ diyor, hiç unutmuyor, hep hayırlarla anıyoruz. Ama devrimci olan bu önderlere karşı olanlar da çıkmıyor değil tarihte bazen… Bugün de Cumhuriyet ile Atatürk’e ve Lozan’a dil uzatanların çıkması gibi, bu değerlerin önemini anlamayanlar çıkıyor, maalesef. Bunun olmaması için eğitim ve öğretime önem verilmelidir.

Demek ki bu aymazlıkların oluşmaması için milletçe evlatlarımızın önderlerini ve kurtarıcılarını eğitim sistemi ile iyi anlamaları sağlanmalıdır. Önderlerimiz belleklerine işlenmeli ve bilinçlendirilmelidir. Bunu da başta öğretmenler yapar.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X