Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Bir ülkenin kalkınması eğitimle olur
M. Cafer METE...

Bir ülkenin kalkınması eğitimle olur

Bu içerik 910 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Sevgili halkım; bir Kimya Öğretmenim vardı: “Matematiği bilmeyen fiziği, fiziği bilmeyen kimyayı, kimyayı bilmeyen dünyayı bilemez” derdi.

Bir ülke eğer kalkınmak, ilim bilim teknolojisini ilerletmek, dünya çapında söz sahibi olmak için önce eğitimi ele alması gerekir. Eğitimsiz bir millet kalkınamaz.

Bugün, üniversite mezunu olmayan kişi her makama gelemiyor. Müsteşar, genel müdür, hatta seçimle bile gelse cumhurbaşkanı olamıyor. Milletvekili olmak için belirli bir eğitim alması şarttır. Açıkçası kişilerin ülkeyi yönetebilmesi için mutlaka eğitimli olması gerekiyor.

Bugün itibari ile Türkiye’de eğitim ne durumda: Ülkemizde bunu bilen, algılayan olduğuna inanmıyorum. Şayet bilen ve algılayan olsa idi, ülkemiz eğitimi ve öğretimi yıllarca sürüncemede ve her siyasi iktidarın yazboz tahtasına benzemezdi. Bir de eğitim lafla olmuyor. Hakikatleri söylediğiniz zaman hemen damgayı yiyorsun: ‘MUHALİF’ diye. Bakınız halâ 93 yıldan bu yana tartışıyoruz, bir türlü milli eğitim siyasetini yerleştiremedik, acaba neden?

Eğitime siyaset girdikten sonra, siyasiler okul benim arka bahçem derse, bu okullarda dindar-kindar gençlik istiyorum deniyorsa, halâ eğitimi tartışıyorsak, eğitime siyaseti bulaştırıyorsak, çağdaş eğitimden uzaklaşıp çağdaş eğitimi ön plana almıyorsak, bu eğitim şekliyle daha çok plan ve program, kanun ve yönetmelik değişir. Biz de yerimizde sayarız.

Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri ışığında bir eğitim sistemi geliştirilip günümüz ortamına göre eğitimin alt yapısı kurulur, eğitime önem verilir, yatırım yapılır, çağdaş eğitim yapısına ulaşılırsa, bilinçli kadrolar ortaya çıkar. Körü körüne evet efendimcilikten, ilim bilim irfan sahibi bir çağdaş eğitim ortaya çıkmaz.

1940 yılında milli eğitimde esaslı bir değişim oldu, kalıcı bir adım atıldı ve benim halk üniversiteleri olarak vasıflandırdığım KÖY ENSTİTÜLERİ programı ortaya çıktı. Amma siyasilere yaranamadı. Çünkü: Siyasiler eğitimden rant ve oy bekliyorlardı. Sağlayamayınca kapattılar bu okulları.

Bakınız eğitimi nasıl bu hale getirdik. İlk, orta ve liselerde sınıfta kalmayı kaldırdık. Bu okullarda yılsonu sınavlarını kaldırdık. Her yıl plan, program ve yönetmelik değiştirdik. Her yeni gelen sayın bakanın siyasi görüşü hakim oldu. Köy okullarını kapattık, köyde göndere bayrak çekmeyi unuttuk. Taşımalı eğitim dedik, devleti, veliyi bir sürü külfete boğduk. Öğrenci taşımalı eğitime ve çevreye uyum sağlayamadı. Arkasından alt yapı hazırlanmadan 4+4+4’e geçildi. Halâ 50 veya 60 öğrencili sınıflar var. 250 öğrenciye 55 derslikli okulu verdik, 1250 öğrencisi bulunan okul konteynırda ders yapıyor. Okullara siyaseti soktuk, öğretmenleri ve öğrenciyi senden benden diye böldük. Bütün bunlar eğitim ve öğretimi aksatıyor, zararı millete oluyor.

Birçok kereler bütün eğitimcilerin yazıp söylediği gibi ben de yazdım ve bütün eğitim toplantılarında söyledim. Gelin; dünya eski dünya değil; eğitim şekli, teknoloji değişti, devleti yönetenler önce insan eğitimine yatırım yapsınlar dedim. Geçen yazımda belirttiğim gibi okulları yeniden ele alalım, öğrencinin ve öğretmenin huzurla ders yapabileceği bir hale getirelim dedim.

Eğitimi, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine sahip çıkacak bir plan ve programla destekleyelim. Eğitime cemaat, tarikat, mezhep gibi kavramları sokmayalım. Okullardaki din dersleri müfredat programı içerisinde Diyanet İşleri’nin kontrolünde din dersleri verelim. Kuran kursları, tarikat, cemaat, mezhep, cemaat okulları gibi kurumları okula sokmayalım. Cemaatçıların haltlarını 15 Temmuz’da gördük. Devleti ve cumhuriyeti yıkmak, şeriat idaresini gerçekleştirmek için öğrenciye hurafeler öğretenlere itibar etmeyelim.

1940’da 3803 sayılı yasa ile kurulan Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenler 30-40 yıl görev yaptılar halâ da eğitimden kopmadılar. Bu gençler 1973 yılında yapılan müfredat programı ve 3803 sayılı yasa gereği: cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri ışığında yetişti. % 5 olan okuma-yazma oranının % 95’lere çıkmasını sağladı. Benim halkım halâ o Köy Enstitülerini arıyor. Kapanalı 66 yıl olmasına rağmen unutulmadı, acaba neden? Bu okullarda eğitim ve öğretim devletin zararına değil yararına idi. Aldığımız eğitimi biz kaldırdık amma Amerika uyguluyor. Halkımızın, ülkemizin kalkınması için uygulamalı, araştırmacı, soruşturmacı bir eğitim şekli iken neden ve niçin soruları vardı.

Cemaat okullarında yetişenler gibi kindar-dindar değil, sevgi, saygı, kırıcı değil yapıcı, kavgacı değil uzlaşmacı, devleti zarara sokmak değil devlet ve milleti yükseltmek ve üretken bir müfredat programı ile yetişen gençlerdi.

Sayın Başbakanımız ve Milli Eğitim Bakanımız, geçtiğimiz günlerde bütün okullarda tekli eğitime geçileceğini açıkladılar. Tekli eğitime geçilmesi doğru bir karardır. Çünkü: öğrenci gün boyu öğretmen gözetiminde eğitim ve öğretimle uğraş verip zamanını değerlendirecek, araştıracak ve uygulama imkanı bulacaktır. Böylelikle verimli bir eğitim ve öğretim alma imkanı hasıl olacaktır.

Ancak tekli eğitim için gerekli tedbirlerin alındığını düşünmüyor ve soruyorum: 2017 mali yıl bütçesine bu konu için ödenek konuldu mu? Tekli eğitime geçmek için okul ve derslik yapılması yönünde gerekli kaynak var mıdır? Bugün okullarda 50-60 öğrenci aynı derslikte öğretim görüyorlar, şayet tekli eğitime geçerken bu sayıyı 30-40’a indirebilirsek çok iyi olacağı kanısındayım.

Cumhuriyetimizin 100. yılına; aydın, medeni, güçlü bir eğitim bilimi ile donanmış, bilinçli bir şekilde girmek istiyorsak, ki hepimizin arzusu ve emeli budur, bu bizim milli bir görevimizdir. Öyle ise buna ulaşmanın yolu eğitimden geçer, bunun için de tam donanımlı, eğitimli bir gençlik yetiştirmek, vatandaşa müspet ilimi, bilimi vermek için bir devre adını yazdıran ve unutulmayan halk üniversitesi KÖY ENSTİTÜSÜ sistemine dönmemiz gerekmektedir. Bu da tam donanımlı öğretmenler ile başarılır. Liyakatsiz, pedagojik formasyon almayan, bilgisiz, yarı cahil insanlarla bir yere varamayız.

Bugün ülkemizde din ağırlıklı bir eğitim ve öğretim sistemi vardır. Uzun zamandan beri uygulanan bu yanlış eğitim sistemi FETO yobazlığını ortaya çıkarmıştır. Cumhuriyeti yıkmak, cumhuriyet hükümetini ortadan kaldırmak ve şeriata dayalı bir din devleti kurmak istedi amma sağduyulu halkımız buna müsaade etmedi. Bunun için yeni hazırlanacak olan müfredat programlarında çok dikkatli olmamız gerekiyor. Cemaatçilerin oyununa gelmeyelim.

Köy Enstitülerinde uygulanan Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri ile birlikte laik eğitimle olmalı, siyaset eğitime karıştırılmamalıdır. Okullarımızda; cahil, yobaz, vatan millet düşmanı bir imamın tuzağına düşmemek ve aldanmamak için:

Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laik, uygulamalı, ve araştırmacı gençlik yetiştirmek, ülkemin kalkınmasının eğitimle olacağı inancı ile diyorum ki EĞİTİM, EĞİTİM yine de EĞİTİM.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X