Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Başkanlık?..
Metin SALMAN...

Başkanlık?..

Bu içerik 715 kez okundu.

Metin SALMAN

Birinin konuya çanak tutması sonucu BAŞKANLIK meselesi temcit pilavı gibi ısıtılıp yine ülkemizin gündemine getirildi.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, ülkelerin tarihsel, kültürel ve sosyolojik oluşumlarına göre yönetim şekilleri oluşmaktadır. Bunlardan bazıları parlamenter, bazıları yarı başkanlık, bazıları ise başkanlık sistemi ile  yönetilmektedir. Bir ülke hangi sistem ile yönetilmekte ise, tabiidir ki o ülkenin yönetim altyapısı da ona göre şekillenmektedir. Ha dediğinde bir ülkenin yönetim şeklini ve altyapısını bugünden yarına temelden değiştirmek mümkün değildir. O ülkede olmaya ki bir DEVRİM ola!

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri parlamenter demokrasi ile yönetilen bir DEVLETTİR.

Hangi sistem seçilirse seçilsin o sistemin başarı veya başarısızlığı o ülkenin insan kalitesi ile yakından ilgilidir. O ülkenin insanları demokrasiyi içselleştirmişlerse, sistem kendi kendini denetleyecek gerekli altyapıyı oluşturmuşsa, sistemde büyük ölçüde problem yaşanmayacaktır. Ancak, demokrasiyi sadece seçim sandığı olarak kabul eden ve seçmenleri, gerek ALLAH ile aldatarak, gerekse çeşitli maddi yollarla kandırarak oy alan kişi ve partilerin olduğu yerde, sonuçlar iç açıcı olmayabilir ve olmuyor da! Bu kişi ve partiler kendi çıkarlarını koruyacak şekilde sistemi yozlaştırabiliyorlar.

İster seçimle, ister atama ile gelinmiş olsun her kişi veya kurumun yetki ve sorumluluklarının sınırlarını belirleyen hukuk kuralları vardır. Hiçbir şahıs veya kurum bu sınırların dışına taşarak yetki gaspı yapamaz. Yaparsa bunun hesabını verir. Bugün olmazsa yarın mutlaka verir. Hiç kimse veya kurum: “Ben bunlara uymuyorum” diyemez. Dediği takdirde ülkede kaos çıkar.

Türkiye’deki sistemde yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirlerinden bağımsız çalışır ve her erk kendi sınırları çerçevesinde birbirini denetler. Bu sistem düzgün çalıştığı sürece mesele yoktur. Ancak sisteme müdahale edilerek çalışmalar arıza yapar veya yaptırılırsa, işte o zaman DEMOKRASİ RAYDAN ÇIKAR. Demokrasi kendi kendine raydan çıkmaz. Demokrasiyi: “DEMOKRASİ BİZİM İÇİN AMAÇ DEĞİL, VARACAĞIMIZ İSTASYONA BİZİ GÖTÜRECEK BİR ARAÇTIR” diyenler raydan çıkarır.

Kasım 2002 seçimlerinden sonra % 34 oy alarak % 66 oranında milletvekili çıkarıp iktidar olan AKP tarafından demokrasi kavramını ve parlamenter sistemi işlevsiz kılacak her türlü girişim yapıldı. Bunun sonunda parlamento iş göremez hale getirildi. Ellerindeki çoğunluk sayısına dayanarak ne isteniyorsa onlar kanun olarak meclisten geçti.

Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesinden sonra, seçilen Cumhurbaşkanı T.C. Anayasası’nda cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini belirleyen hükümlerini hiçe sayarak kendisine verilmeyen yetkileri kullanmaya başladı.

Bu durumda TBMM tarafından yapılacak işlem, kendisini Anayasa’da belirlenen yetki sınırlarına çekmek için gerekeni yapmaktı. Ancak, yeni atanan düşük profilli AKP Genel Başkanı ve Başbakan ile, her durumda AKP’ye destek olmak için meclise girmiş olduğu şüphesini uyandıran MHP Genel Başkanı’nın bu yolda bir gayret göstermemesi bir tarafa, sanki Türkiye’nin hiç bir sıkıntısı kalmamış gibi, fiili duruma bir çözüm olarak parlamenter sistemden vazgeçip Başkanlık sisteminin tartışılması için iktidara MHP Genel Başkanı tarafından gol pası verildi. Başkanlık sisteminin tartışılması Türkiye’nin bu kadar büyük sorunları varken BACA VERGİSİ tartışmasından başka bir şey değildir. (Bakınız Önder 30.09.2015 tarih ve 7333 say. Gaz.)

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçilmesi için sistemin eksikleri olarak gösterilen parlamentonun yeterince çalışmadığı iddiası külliyen yalandır. Çünkü iktidara geldiği Kasım 2002’den bu tarafa AKP hangi kanunu meclisten geçirmek istemiş de geçirememiş? O, gece sabahlara karşı muhalefet milletvekillerinin mecliste olmadığı sıralarda verilen bir önerge ile görüşülen kanunla hiç ilgisi olmayan bir konuyu içeren maddeler de TORBA YASA denilen kanunların içine yerleştirilerek yasalaşmadı mı? Şunu söylüyorlarsa: “Biz bu torba yasayı çıkardık amma, yasa Resmi Gazetede yayınlandıktan sonra falanca maddede hata yapmışız. Bunun böyle olması gerekirdi.” O başka! O hata parlamentonun ve sistemin değil kanun tasarısı hazırlamaktan habersiz kendi gece kapkaççılarının sorunudur.

Bu başkanlık tartışması Türkiye’ye boşuna zaman kaybettiren bir tartışmadır. Türkiye enerjisini böyle boş tartışmalarla tüketmemelidir. Nasıl bir başkanlık isteniyor? Bu ortaya konulmamıştır. Ortada TÜRK TİPİ BAŞKANLIK diye bir şey söylenmektedir. Bu söylem muz gibi, ne niyetine yenirse onun tadını veren bir kavramdır. Ancak, başkanlık sistemine geçildiğinde ilk başkan olmasına garanti olarak bakılan bugünkü Cumhurbaşkanı’nın bugüne kadar gösterdiği tutum ve davranışlarına bakarak, istenilen yetkilerin PADİŞAH yetkilerinden aşağı olmayacağı düşünülebilir!

Bu değişiklik isteği kişiyle bağlantılı bir istektir. Şayet, R.T. Erdoğan değil de, başka birisi cumhurbaşkanı seçilse idi AKP yine parlamenter sistemden vazgeçip başkanlık sistemine geçilmesinde bu kadar ısrarcı olacak mı idi?

Her ne kadar arada bir Amerikan tipi başkanlıktan söz edilse de, orada başkanlar: “YÜKSEK YARGININ VERDİĞİ KARARLARI TANIMIYORUM ve SAYGI  DA DUYMUYORUM!” diyemiyorlar.

Bu tartışma, bir kişinin sonu gelmez isteklerinin tatmini için yapılmaktadır. Unutulmamalıdır ki hiçbir sistemin sihirli değneği yoktur ve ülkeleri şıp diye kalkındıramaz.

Parlamenter sistemin eksikleri, aksayan tarafları olabilir. Bunların bazıları sistemden, bazıları ise ülkemiz insanının ve partilerinin demokrasi fikrini yeterince özümseyememiş olmalarından kaynaklanabilir. Bunlar düzeltilebilir ve düzeltilmelidir de. Cumhurbaşkanı Anayasa’nın kendisine verdiği yetkilerin dışına çıkıyorsa, marifet Anayasa’yı O’na göre yeniden düzenlemek değil, O’nu Anayasal sınırlara çekmektir. Bunun yoldaki hız sınırına uymayan bilmem kim için hız sınırını ona göre değiştirmekten farkı yoktur.

Ayrıca başkanlık yönetimine geçersek TÜRKİYE uçacak diyorlar ya, bu tamamen hayalden öte bir düşünce değildir.

Unutmamak gerekir ki AYŞE’NİN KEPEK SORUNU VAR DİYE AYŞE’NİN BAŞINI KESMEK GEREKMEZ. Bu çözüm değildir.

Kepeği yok edecek çözüm yollarını bulmak gerekir.

Bu da TÜRKİYE için KİŞİYE ÖZEL BAŞKANLIK değildir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X