Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
İkinci Baharı Yaşamak
Gökhan GURBETOĞLU...

İkinci Baharı Yaşamak

Bu içerik 617 kez okundu.

Gökhan GURBETOĞLU

Yaşam insanın ellerinde filiz veriyor, toplumlar toplumları doğuruyor. Bir gün dünyanın hakimi olanlar, bir gün geliyor ki en alta düşüveriyorlar. Her şey, bir olmak ve olmamak arasında döneniyor.

 

İnsanlık tarihi, acı dolu bir tarihin kara yazısıdır. Çünkü insan; hırs, hınç ve de hasetler içinde kıvranır ve de bu olgular ilk etapta toplumları ateşleyip belirli bir yerlere getirirken, günler günleri kovaladıkça görülür ki toplum yavaş yavaş kendi kendini kemirip yok olmaktadır.

 

Bireysel sanrılardan toplumsal sanrılara geçen insan artık önünü göremez olur ve tükenmeye başlar. Tarih boyunca ise bilinip ama gizlenen gerçekse, toplumların hep bir sınıfsal katmanlar üzerinde şekillendiğidir. Tarih boyunca da bilindiği gibi tüm peygamberlerin ilk inananları, toplumların en alt sınıfları, en çok ezilenler olmuştur… Bu, dünya liderleri için de geçerlidir. Ve her ikisinde de üst sınıflar kontrolü ellerinden yitirdiklerini anladıkça; o dine, o lidere yakınlaşıp düzenlerini yeniden inşanın yolunu denerler ve de başarılı da olurlar. Bu şekilde yine belirli süreler içerisinde ezilen kesimler, üst sınıflarca kontrol altında tutulurlar.

 

İnsanlık tarihi boyunca da bir sürü ütopik kitaplar yazılmış ve bu kitaplarda, “ideal toplum ve de devlet nasıl olmalıdır” konuları sorgulanıp idealize edilmiştir ama, bugüne kadar insanoğlu, bu ütopik devlet ve toplumlara ulaşamamıştır.

Gerçek hayatta ise toplumlar sürekli olarak birbirlerinden etkilenmiş ve tek gayeleri başka toplumlardan daha üstün ve de daha zengin olmak ve onları yönetmek, iktidarı altında tutmak olmuştur.

 

Şu sıralar ülkemizde de Sayın Cumhurbaşkanımız, alt sınıfların dini ve de milli duygularını kullanarak elde ettiği gücü, üst sınıfları yanına çekmekte çok iyi kullanmıştır. İçinde olduğumuz ekonomik tablo tamamıyla üst sınıfların, alt sınıfları ezdiği bir düzene dönmüştür. Fakat bu da pek fazla sürmeyecektir.

Ülkemizdeki ekonomik darboğaz elbette ki alt sınıfların bir gün liderlerine, reislerine sırt çevirmesi ile son bulacaktır ki buna da çok az kalmıştır. Çünkü, insanlar enflasyon karşısında,iki üç kişi çalışsa bile karşı gelmekte zorlanmaktadırlar.

 

Malum,atalarımızın güzel bir sözü vardır; “Aç ayı oynamaz” diye. Bu oyunu bu halk daha ne kadar sürdürebilir ki?.. Hele bu referandum öncesi, herkesin kafası gerçekten de karışıktır. Şimdi, ya dini-milli duygularla hareket edecek ya da ekonominin durumuna göre.

Bu gerçekten de ülkemizde ilk kez yaşanan bir tablodur.

Eğer ki “HAYIR” oyları kazanırsa, ülkemde ilk kez demokrasi tam işlemiş diyebiliriz…

Eğer ki “EVET” oyları çoklukla çıkarsa, sonrasında demokrasi kalacak mıdır?

“HAYIR” ile birlikte OHAL’in de OHAL’inin geleceği kesindir…

 

Nisan ayında yapılacak referandumdan, “HAYIR”ın çoğunluk çıkması durumunda ülkemiz adına ikinci bir baharı yaşamayı umut etmek, geleceğe gülümseyebilmektir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X