Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
“Ütopya Hayallerin Prensesidir”
H. Avni KUNDURACIOĞLU...

“Ütopya Hayallerin Prensesidir”

Bu içerik 917 kez okundu.

Bazen... / Hüseyin Avni KUNDURACIOĞLU

Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği’nin mütevazı ama azımsanmayacak büyüklükteki salonu, deyim yerindeyse tıklım tıklım dolu. Zaman aktıkça, salondaki bu doluluk taşıp derneğin bahçesini kalabalık bir kitleyle buluşturacak.

Doğrusu, bu kalabalığın sayısı üzerinde hiç durmuyorum. Daha çok, kalabalığı oluşturanların umut dolu bakışlarına ve içleri gülen gözlerine odaklanıyorum. Biraz sonra bu mütevazı salona, yıllardır hatta on yıllardır çekilen acıların, bu uğurda toprağa düşen yiğitlerin sevdasını temsilen Tunceli’nin Ovacık Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu gelecek. Türkiye Komünist Partisi’nin ilk belediye başkanını, yani  ‘komünist başkan’ı bekliyor, bu umutlu yürekler.

Günler öncesinden fısıltı gazetesi ‘başkan gelecek’ duyumunu iletti kulaktan kulağa. O an herkes biliyordu ki, ‘başkan’ sözcüğü mevcut anlamının dışına çıkarak, yıllardır ‘öcü’ olarak öne sürülen güzel bir düşün, bir umudun ‘yârin yanağından gayri / her şeyde hep beraber’ diyenlerin türküsüne dönüştüğünü.

Salondaki kıpırdanma gösteriyor ki ‘başkan’ geldi. Yüzüne yerleşmiş tebessümle selamlıyor kendisini bekleyen dostlarını. Kentte davet eden dernek yöneticileriyle birlikte oturduğu masadan, dostlarını izliyor. Salonu hıncahınç dolduran kalabalık ise, bu güzel adamı.

Önündeki vazoda beyaz papatyalar.

Sol yelpazeyi oluşturan her düşüncenin kenetlenmesine tanık olmanın sevinci, başkanın tebessümlü bakışlarına yerleşiyor. Ovacık’taki yerel seçimler öncesi ya da yerel yönetime geçmeleriyle birlikte TKP’nin yanı sıra HDP, ÖDP ve CHP ile birlikte sergiledikleri ortak tavrın, konuşmasında birkaç kez yer alması bu izlenimimi doğruluyor.

Fatih başkan, Ovacık’taki gelişmeleri aktardıkça ya da kentine dair projelerini yansıttıkça coşuyor, coştukça da başarılı olduklarını bilmenin keyfini sürüyor. Ancak bu süreçte bu başarının ‘söz, yetki ve karar’ mekanizmasını yerel halkın belirliyor olmasını ve bu anlayışın ‘geçmişin’ yani İbrahim Kaypakkaya’dan Terzi  Fikri’ye kadar izi olduğunun altını çizmeyi ihmal etmiyor.

Ovacık’ta yaşananların sadece ‘yapmak’tan kaynaklandığını söyleyen Fatih başkan, ‘Cüret etmek başarmaktır’ diyor. Bu cüretlerini, sahip oldukları sosyalist düşünceden aldıklarını tahmin etmekte zorlanmıyoruz.

‘Halk sonuca bakıyor’ diyen başkan, Ovacık’tan kamuoyuna yansıyan ‘nohut, fasulye’ üretimini de paylaşıyor, dostlarıyla.

Bakliyatın Ovacık yöresi için yüz yıllık bir geçmişi olduğunu belirttikten sonra,  ‘Atalık tohumların yavaş yavaş yok olduğunu gözlemledik’ diyor. Bakliyat üretimi için yola çıktıklarında ‘tam 12 kez toplantı yaptık’ diyen başkan ‘70’li yıllardaki devrimci dayanışma ve komite anlayışından yararlandık’ diyor. O yıllarda illegal olan bu anlayışı ‘çok demokratik, çok yasal ve ötesinde sağlıklı kuşaklar oluşmasında bir katkı ve aynı zamanda üreticinin artı değerle yaşamını sürdürmesinde etkin olacaktı’ dedikten sonra, her köyde 3-4 kişiden oluşan komiteler oluştuğunu belirtiyor. Bu komiteler, köyde kim ekecek, kaç dönüm ekecek gibi bilgileri aktarmaktan sorumlu oluyor. 12 köyde oluşturulan bu sistem sonrasında 9 ton mazot ve 9 ton tohum maliyetleri olduklarını belirliyorlar. Bir sonraki yılın 30 tondan 150 ton üretime çıkacaklarını hesaplayarak ‘devlet gibi davrandık ve 9 ton tohum ve 9 ton mazot’ verdik diyor. 30 tonluk bakliyat üretimi sonrasında özellikle ulaşım sorununu düşünerek ‘korktuk’ diyen başkan ‘çok korktuk’  diye ekliyor. Üniversitelerde, derneklerde, partilerde vb kuruluşlarda toplantılar yaptıktan sonra beklemeye başlarlar. 24 Eylül akşamı saat 16.00’da ‘ürünlerimiz hazır’ diye duyurulduğundan bir saat sonra 12 bin mail alırlar. O an rahatladıklarını belirten başkan, ‘Biz artık korkmuyoruz, çünkü o 12 bin maille sizin çok güçlü olduğunuzu gördük’ diyor.

Bu yıl için, arıcılıkta 25 üreticiden 85 üreticiye çıkacaklarını, hayvancılığa ağırlık vererek mandıracılık yapacaklarını da belirten başkan, ‘Mesele nohut ekmek, fasulye ekmek değil’ diyor. ‘Asıl mesele, yani yapmak istediğimiz; Ovacık’a dair üretim ile bir kent ekonomisi planlamak’.

İlçe masraflarını ‘kendi makam arabası dâhil bütün belediye araçlarını kaldırarak, karşılama gibi gereksiz israflardan kaçınarak ve park bahçelerin peyzajını ihalelere vermeyerek’ azalttıklarını söyleyen başkan, ‘Bu yıl evde eğitim üzerine çalışmalar yaptıklarını ve yasal bir konuyu sonuca bağladıktan sonra bu yıl uygulanacağını müjdeliyor. Bodrum Belediye Başkanının kendilerine 40 adet bilgisayar verme sözünden duydukları mutluluğu da bizlerle paylaşıyor.

Daha neler neler aktarıyor Ovacık’a dair. Anlayacağınız, Fatih başkan Ovacık’tan dolu dolu gelmiş. Her sözcüğü içimizde umutlar açtırıyor. Dudaklarının üstünü örten pos bıyıkları ile ‘solcu bıyıklı’ günlere götüren görüntüsüne, kardeşlik diyen, ‘asla yalan söylemeyeceğiz’ diyen ve en önemlisi yaptıklarıyla güven veren bu adamın coşkusu, salonu teslim alıyor.

Muhabbet sürüyor. ‘Vicdanını toprağa akıtan kadınların’ diyarından yani Dersim’den getirdiği selam, sessiz bir çığlığa dönüşüyor. ‘Ütopya hayallerin prensesidir’ diyen bu güzel gülüşlü adamı, yani komünist başkanı Ovacık’a sevgiyle uğurlarken, aklıma sırt çantam düşüyor.

Birgün Ovacık ... Kim bilir?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nevzat Çağlar Tüfekçi     2017-02-28 OVACIK YEREL YÖNETİM MODELİNİN ÇOĞALMASINI DİLERİM. BELEDİYECİLİK, HALKLA BİRLİKTE KENTİ YÖNETEBİLMEKTİR.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X