Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Sakız
Hüseyin SERİN...

Sakız

Bu içerik 454 kez okundu.

Yaşarken - Hüseyin SERİN / Emekli Öğretmen

1

Yok azizim yok. Sağda solda havalar atıyoruz ama her şey dilimizin gençlik yanları be. Kendimizi hala yirmili otuzlu yaşlarda sanıyoruz. Kafaya dank etti artık. Belirli bir yaştan sonra her şey öyle istediğin gibi  gerçekleşmiyor, yapılamıyormuş …

Geçmiş azizim geçmiş bizden gelecek! Geçen akşam zurnanın ritimlerini bile yakalayamadım. Açıkçası ayak uyduramadım. Bizler çağın dışına doğru yuvarlanıyoruz sanki. Uyamıyoruz artık teknolojiye. Yanlış mıyım?

Zaman değişiyor gelirken. Belki de gençleşirken bizler yaşlanıyoruz azizim, isteksizleniyoruz. Bunun adına günümüzde yaşlanmak, moruklaşmak diyorlar. Ne kadar kabullenmesek de gerçek payı yüzde doksanlar gibi okşuyor suratımızı. Hiçbir şey istediğimiz gibi, beklediğimiz gibi olmuyor, yürümüyor, gerçekleşmiyor. Ay dolunay’a dönse de dönmese de. Aç yatsan da tok yatsan da. Lami cimi yok . Biz eski biz değiliz. Gün eski gün değil. Mekan, ortam ne olursa olsun. Dağ eski dağ mı, toprak o bildiğimiz toprak mı? Elbise kesimleri halâ eskisi gibi mi? Yıldız sayısı değişmese de. Güneş halâ doğudan doğsa da bir şeyler artık eskisi gibi değil azizim.

 

2

Aklımı sorma tenimi sor. Tenimi sorma aklımı sor. Ben hep o cumhuriyetçiyim de sen kimsin hesapçı? Gündüzlerin köküne kıran mı girdi de geceler anahtarların oluvermiş. Değiş üstünü de güneşle gel. Elini yüzünü göreyim. Ahh..! Severken vurulur mu? Ben sizin vuracağınız kişi değilim. Ya da evet aradığınız kişi benim!  Vurun, alın götürün ne olacaksa günde. Gün herkesin diye biliyorum ben. Yoksa günler el mi değiştirdiler? Delirtmeyin insanı. Ya! konuşsana, konuşsanıza.

Bulduk kendimizi dört parmak arkasında neler olduğuna yamuk yumuk bakarken. Yıllar su gibi sağ olana. Koğuşlar bizim nasılsa yatarken. Yürek neylesin gönül açlıklarını. Uzaksa her şey! Bugün yaşanmadan yarın gelir mi azizim? Bugünü yaşarken hazırlanmalı yarın. Sence de öyle değil mi? Denizin kabarması asla ali nazik  kebabı değildir. Anlamak yürek işi be azizim. Yarını görmek ufku aralamak gibidir aslında. Yarın çok mu sisli ki göremedik biz. Sonrası günde yarım saat açık hava …

İçinde ben

Nerede.

Ne senin sessizliğin yeterli

Ne de benim korkum

Eve dama sığmaz.

İçime doluşan yoklukların

Haddi hesabı yok

Hissettiğim sadece

İnce ince kıyım.

 

3

İşte böyle azizim. Artık genç değiliz akıllarınca. Günde bir fincan kahveyi iki bardak çayı sorarak içmek gerekmiş.  Ne “aldırma gönül” el verirmiş bize ne de içtiğimiz su bel. Bize bu yaştan sonra huzur gerekmiş   huzur. Ye, iç rahatına bakmış söylev. Oh be! Ne ala memleket! yaşam. O umudu ateşleyecek ne bir kibrit bıraktılar ne de çakmak yakınlarda. İnsan’ı düşünmek yasak! Gün kurtulsun, yeterlerdeyiz hep beraber. Ölen ölür kalan sahalar bizimdir yani. Sırtımızı biraz daha sağlama almalardayız kısacası azizim. Düzen! diyorlar bunun adına düzen …

 

4

Her yol suçsuzluk. Her yol arada bir başını gözünü boyuyor. Yeter ki dönsün devran yürüsün yol. Bu ne biçim bir sakız yahu? Çiğne çiğne çürümez. Biz çürürken yaşam değirmeninin postalları altında. Bir avuç fesleğen kokusuna muhtaç … Kendimizi de avutamıyoruz ki iki kadehle artık. Birbirimizi yiyoruz resmen (istenen de bu sanırım). Birileri kıs kıs gülerken şuralardan buralardan oralardan. Üstelik dalgalarını geçerek. Ne mübarek bir sakızmış bu ki ağzımızdaki, çiğne çiğne çürümez. Nefesimizi kelepçeler insan içinde. Konuşmamızı düşünmemizi bağlar kendine.

Dedim ya azizim; biz çağın kuyruğundan düşmüşüz artık yüz yıl gerilere. Ne yapsak yeşertemiyoruz bir filiz … Ne andımız var ne umudumuz. Teslim bayrağını çekmişiz gibi bir şey. Eyvallah da, çoluk çocuk ne yapacak bundan sonra. Bak, kış kapıya dayandı dayanacak …

(Eylül 2014 / Milas)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X