Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
7. Karya Tiyatro Festivali başladı
Hüseyin AÇAR...

7. Karya Tiyatro Festivali başladı

Bu içerik 421 kez okundu.

Yaşadığımız Günler / Hüseyin AÇAR

Milas Karya Tiyatro Atölyesi 2016 - 2017 sezonu sonunda gerçekleştirdikleri 6. Tiyatro Festivali ile yine Milaslı sanatseverlerin önüne çıktı. Milas Bilim Lisesi desteğinde Tiyatro Festivaline başlayan Dağlar Uygur yönetmenliğindeki Karya Tiyatro Atölyesi, festivalin açılış oyunu olan “Berber” ile perdelerini açarak tiyatroseverlere bir kez daha merhaba dedi.

1 - 2 Haziran tarihlerinde 2 kez sergilenen “Berber” isimli oyunu 2 Haziran Cuma günü izlemek için büyük bir merakla Milas Belediyesi Toplantı ve Düğün Salonuna gittim.

Özellikle Nebi Uslu Tiyatro Şenliği sonrasında, Milas Karya Tiyatro Atölyesinin gerçekleştireceği oyunları izleme adına oldukça heyecanlanmıştım.

Geçmiş yıllarda pek çok oyunlarını beğenerek izlediğim Karya Tiyatro Atölyesi acaba bu sene nasıl oyunlarla karşımıza çıkacaktı?

İlk oynanacak oyunu beğenecek miydim? Oyundaki rol alan genç kardeşlerimizin performanslarını nasıl bulacaktım?

Nihayet “Berber”i izleme şansını buldum.

Oyunun yönetmenlik koltuğundaki Dağlar Uygur, oyunun yazarı olarak da karşımıza çıktı. Yönetmen yardımcılığı görevinde, geçmiş dönemlerde Dağlar Uygur oyunlarında rol alan yetenekli genç kardeşim Cansu Akbaş, ismini afişlere yazdırmıştı.

Ali Can Sarman, Cem Tuncaelli, Sema Aytepe, Orcun Gülcü, Rabia Güner, Ali Çoban, Oğuzhan Bursalı, M.Özgür Kesken ve İsmail Gündoğdu oyunda rol alan sanatçı kardeşlerimizdiler.

Bu değerli kardeşlerimizden Ali Çoban ve İsmail Gündoğdu tanıdık isimlerdendi. Öğretmen olan bu iki arkadaşımdan Ali Çoban’ın rol aldığı oyunu geçmiş dönemlerde izleme fırsatı bulmuştum. Ancak İsmail Gündoğdu’yu ve diğer isimleri ilk kez bir tiyatro oyununda izledim. Oğuzhan Bursalı, dans öğretmeni olarak ismini duyduğumuz bir kardeşimizdi. Ali Can Sarman ise Özge Koleji’nde bilgisayar uzmanı olarak tanıdığım bir kardeşimdi. Diğer oyuncu kardeşlerimizle daha önce tanışma fırsatı bulamamıştım.

Oyun tek perde ve yaklaşık 75 dakika sürdü. Bu süre zarfında oyunun neden daha fazla devam etmediğini düşündüm. Çünkü, bir mahallede berber dükkânı işleten bir kardeşimizin dükkânının camlarını kıran bir topu kesmesi ile başlayan oyun, yükselerek süren temposu ile keşke hiç bitmese kıvamına gelmişti.

Mahalleye gelen bir kabadayı, mahalle çocuklarıyla top oynarken topları berberin camını kırınca topu kesen ve hızını alamayarak topu camına atana sunturlu küfürler savuran berber kardeşimizin, kabadayının kendisini aradığını öğrenmesi üzerine düştüğü komik haller öylesine güzel anlatıldı ki, yetmiş dakika bu oyunu izlemek için yeterli olmadı ...

Hani derler ya “oyun içinde oyun var” diye; işte “Berber” böyle bir oyundu.

Yer yer müziklerle anlatılan oyunda değerli sanatçımız, Sanat Güneşimiz Zeki Müren’in de sesini ve şarkılarını duymak keyfimizi bir hayli arttırdı.

Ayrıca oyunun gereği olarak bir pavyon kadınını başarıyla oynayan ve canlı şarkıları ile ses olarak beğenimizi alan sevgili kardeşimiz Sema Aytepe’yi yürekten kutluyorum. Orhan Gencebay şarkısındaki canlı yorumuyla ve bu başarısı ile bizlerden olumlu puan aldı.

Dans tutkusunu ve sevdasını bildiğimiz Oğuzhan Bursalı, ‘üfürükçü hoca’ rolünde son derece başarılıydı.

“Berber” isimli bu oyunda rol alan ve rollerinin gereği üstlendikleri karakterleri başarıyla sahnede sergileyen değerli kardeşlerimizi gönülden kutluyorum.

Bir parantez de, oyunda ‘Berber’i canlandıran M.Özgür Kesken’e açmak istiyorum.

Berber’i sahnede telaşlı, heyecanlı ama bir o kadar da komik ve etkileyici bir şekilde canlandırması, sanıyorum ki oyunu çok daha sıcak ve sevimli bulmamıza neden oldu.

Berber’in mahalle kabadayısı, arkadaşları, eşi pavyon sahnesinde şarkılara eşlik eden değerli kardeşlerim oyunda aldıkları rollerde oldukça başarılıydılar. Üstelik de Ali Çoban kardeşimin bir tiyatro geçmişi bulunmasına rağmen diğerleri ilk kez sahneye çıkmışlar ve ilk kez bir oyunda rol almışlardı.

Sevgili meslektaşım Ali Çoban’ı meslektaşım olması vesilesi ile daha farklı bir gözle izledim.

Berber’in arkadaşı ve özellikle ikinci rolü olan pavyon sahnesindeki mafya babası rolünde, oyuna çok daha fazla yakışmış buldum.

“O cümle tamamlanacak” sözü, sanıyorum ki uzun bir süre dilimizden düşmeyecek gibi görülüyor.

Biliyoruz ki, hayatımızda tamamlayamadığımız o kadar çok söz var ki, bu oyun bu sözlere de tercüman oldu diye düşünüyorum.

İşin özü, Karya Sanat Atölyesi son derece güzel bir oyun olan “Berber” ile Tiyatro Festivaline başladı.

Bir tiyatro oyununun görünen ve de görünmeyen kahramanları vardır. Görünenlerle ilgili duygu ve düşüncelerimi belirtmeye çalıştım.

Perde arkasında kalan, oyundaki sanatçılara sufle veren, dekorları kostümleri hazırlayan, sahne düzenlemesini yapan, ses ve ışıklarla ilgili ayrıntıları oyuna yansıtan Dağlar Uygur ve Karya Sanat Atölyesinin tüm ekibine teşekkür ediyorum.

Oyunun ses ve teknik masasında oyunun bizlere en güzel şekilde ulaşması için uğraşan, sahnede görmekten mutlu olduğum genç kardeşim Mert Tireli’yi de kutluyorum.

Milas Bilim Lisesi’ne de, Tiyatro Festivaline sponsor olduğu ve bu güzel oyunların bizlerle buluşmasına destek oldukları için teşekkür ediyorum.

Son sözümüzde yine, her zaman olduğu gibi: “Yaşasın sanat, Yaşasın tiyatro” diyoruz ve artık Milas’ta keyifli ve güzel oyunları izleyebileceğimiz bir tiyatro sahnemizin ve kültür salonumuzun olması gerekliliğinin altını kalın çizgilerle çizerek yeni oyunlarda buluşmak üzere hoşça kalın diyorum.

Değerli yönetmenimiz Dağlar Uygur’dan bir ricamız var, Berber’i bir kez daha izleyelim.

Dağlar’dan çok şey mi istiyoruz acaba?

Yaşasın Sanat, Yaşasın Tiyatro! …

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X