Advert       Advert     Advert       Advert
Advert       Advert     Advert       Advert
Bozkırları yeşillendirelim!
M. Cafer METE...

Bozkırları yeşillendirelim!

Bu içerik 309 kez okundu.

Cafer METE / Emekli Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Vatanın dağlarında, bayırlarında, kırlarında, hatta en ücra köşelerinde kendi başına açıp solan çiçek bırakmayacağız.  H. Ali Yücel

 

Sevgili halkım: topraklarımızı işlemek için yurt sathında bir seferberlik başlatmamız gerekiyor. 1940’lı yıllarda başlayan bu seferberlik için herşeyin köyden başlaması gerektiğine inanan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937 yılında başlattığı Köy Muallim Mektepleri 1940’lı yıllarda Köy Enstitüsü haline gelen ve bu okullarda yetişen köy enstitülü çıkışlı öğretmenler, binbir zorlukla, her türlü zorluğu yenme azim ve fedakarlığıyla zaman zaman aç kalmış, susuz kalmış, her türlü güçlüğü ve zorluğu yenmesini bilmiş, canı pahasına bu zorlukları aşmış ve Anadolu’da yetişen genç dimağları eğitmiş, Toprak Ana’yı işlemiş ve işletmeyi halkına benimsetmiş, karasaban yerine pulluğun kullanmasını öğretmiş ve güzel ülkemde verimin artmasına katkısı olmuş, daha da artması için insan kaynağı dediğimiz çiçeklerin solmasını, heder olmasını değil daha da çok genç fidanların çiçek açması için el ele çalışmışlardır.

Bu öğretmenler gittiği yerlerde, halkıma okuma-yazma, meslek edinme, insanca yaşamayı, insan sevgisini, orman ve hayvan sevgisi ile vatan, millet ve devrimleri, yurt sevgisini aşılamakla birlikte, toprak sevgisini, toprağı işlemesini, krizmayı, orman ve hayvan yetiştirme yönü ile büyük çabalar sarf etmiş, ülkemizin kalkınması ve ülkemin dünya milletleri içinde saygın, üretken bir ülke olması yönünde büyük bir savaş açmışlardır.

Sevgili halkım, gelin toprak anayı işleyip hayvancılığı geliştirme, ormanlarımızı koruma, sanayimizi güçlendirme, turizmi geliştirme yönünden hep birlikte savaşalım. Toprak anayı birlikte işleyelim ve toprağı canlandıralım.

Sevgili halkım, geçtiğimiz günlerde bu sütunlarda “Toprak Ana bize küstü mü?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Halkım bu yazımı beğenmişler ve bana, “ülkemizin yarasına neşter vurmuşsun hocam. Eline, aklına sağlık” diye beğenilerini ihzar ettiler.

Ülkemiz ziraat ülkesidir, ne yazık ki arazilerimiz bomboş, dikilen ağaçları kesmeye çalışıyor, ormanlarımızı cayır cayır yakmayı adeta seviyoruz. Rant sağlama yolunda üstümüze yok.

Patates, nohut, mercimek, buğday fasulye, kavun, karpuz ve muzu bile dışarıdan alırken, canlı hayvan, kırmızı et ile samanı bile ithal yolu ile temin ediyor, ülkemizin gelir kaynaklarından temin ettiğimiz dövizimiz maalesef dışarı gidiyor.

Kalkınma hamlesi içinde olmak ve kalkınmayı sağlama yolu olan tarım sektörü, sanayi sektörü ve turizm sektörüne önem vermeliyiz. Bu üç sektörün birlikte hareket etmesi ile ülkenin kalkınması sağlanır. Tarım ve sanayi sektörlerini canlandırmak için çaba sarf etmeliyiz.

Fabrika yapmak için ağaçları kesmek, ormanı yakmak, toprak anayı kaybetmek, kültür arazilerini yok etmek bize hiçbir şey kazandırmaz. “Sanayi olmasın, fabrikalar kurulmasın” demiyorum ama, niçin zeytinlikleri yok edelim. Zeytinin milli gelirimiz içinde önemli yeri vardır.

Şimdi ben soruyorum: tarlalarımız, mezralarımız, yaylalarımız, ovalarımız neden boş duruyor da ekilmiyor? Üretim yapılmıyor da her şey dışarıdan alınıyor.

Üretmeden tüketim olmaz. Önce üreteceğiz ve üretmek için neler gerekiyor, devlet ve üretici olarak ne yapmamız lazım, onu planlamamız gerektiğine inanıyorum. Bu hususta, ziraat, veteriner ve orman teşkilatımıza önemli görevler düşüyor. Üretim için plan projeler hazırlayıp Tarım Bakanlığı’na raporları iletmemiz ve yardımcı olunması gerekir.

Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odası Genel Başkanı ve bazı yurtseverler beyanatlar vermekte. Gerek tarım, gerek orman, gerek hayvancılığın yok olmakla karşı karşıya geldiğini vurgulamaktadırlar.

Gümrük vergisinin, hayvan ve kırmızı ette düşürülmesinin, Türk çiftçisine büyük darbe olacağı düşüncesi ile şahsen istemiyorum, çünkü üreticiye vurulmuş bir tokat olarak görüyorum. İthalatta verginin düşürülmesi yerli malı arttırmaz, yok eder. Vergiyi düşüreceğinize gübre, tohumluk ve ilaç ile canlı hayvan olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvanları ucuz olarak verilmeli. Üretici daha da üretsin ve hayvancılık canlansın diye ... Böylelikle dışa bağımlılığı önlemiş oluruz.

1950 - 1960 ve 1970’li yıllarda veterinerler suni tohumlama ve hayvan hastalıkları konusunda köylerden gelmiyorlardı. Üretim için yoğun bir çalışma içinde idiler. Amma bugün bunu göremiyorum. Siz ithal et ve ithal hayvandan gümrük vergisini düşürünce elbette tüketici olarak hem ucuz et yiyeceğim amma güzel ziraat ülkesi Türkiye’de üretim duracak.

Lütfen sayın ilgililer, bu konu üzerine eğiliniz, güzel ülkemizde üreticiyi destekleyiniz. Tarım ülkesi ülkemizi dışarı bağımlı yapmayalım.

Güzel ülkemizin ovaları, tarlalarımız, dağımız, taşımız bereketlidir, verimlidir, hatta denizlerimiz de aynı bereketi bize sunar. Bugün ilimiz Muğla, deniz ürünleri ihracatında önemli bir yere yükselmiştir.

Eski yıllarda Yaşyer, Ekinambarı, Koru, Avşar ve diğer köylerimizde pamuk üretimi fevkalade iken bugün bu arazilerde (Ak-Altın diye vasıflandırılan pamuk görülmüyor. Yine TARİŞ Kooperatifinin çevresinde pamuk yüklü traktörler görülmüyor. Halbuki tarla yerinde, üretici yerinde. Neden eskisi gibi pamuk ekilmiyor, üretilmiyor? Çünkü: Gübre, tohum, ilaç, mazot pahalı. Üretici emeğinin karşılığını alamıyor, zarar ediyor. Amma biz ne yapıyoruz. Yunanistan’dan, Mısır’dan pamuk alıyoruz.

Keza, hububat öyle, tarla bomboş duruyor, çiftçi tarlayı ekmiyor, üretmiyor, geçen günkü yazımda belirttiğim gibi, bir zamanlar buğday ihraç eden ve sıralamada dünya dördüncüsü olan bir ülke idik. Bugün İthal ikincisi bir ülke olduk.

Konya Ovası bomboş. Neden ekilmiyor, üretilmiyor? İlgililer acaba nedenlerini araştırdılar mı? (Sen mazotu çiftçiye 4.50 TL’ye verirsen, yatçılara 1.75 TL’den verirsen. Elbette çiftçiyi korumazsan neden zararına çalışsın.

Et kombinaları vardı, bugün niye yok? Köylerde küçük ve büyükbaş hayvanlar vardı. Bugün bunları göremiyoruz. Bazı vatandaşlar besicilik yapıyordu. Bugün neden yapılmıyor?

Toprak Ana’ya, ormana, hayvancılığa gerekli ilgi ve önem verilmezse, üretici korunmazsa elbette dışa bağımlı oluruz.

Sevgili halkım, geliniz üretici olalım. Birlik beraberlik içinde devlet, millet el ele çalışarak üretelim. Ekilmeyen bir arazi parçası bırakmayalım. Sanayimize önem verelim. Esnafı destekleyelim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X