Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 11 Nisan 2019, Perşembe 5:56
KemalKocabaş

Kemal Kocabaş

79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE KÖY ENSTİTÜLERİ

Dicle Köy Enstitüsü çıkışlı yazar, senarist Sayın Osman Şahin Köy Enstitüleri için “Ben Köy Enstitülerini, bozkırda çalınan Vivaldi müziğine benzetirim hep. Bitmez tükenmez baharların, mevsimlerin bozkıra gelişini müjdeleyen Vivaldi müziği." diyerek tanımlıyor. Şahin,  Anadolu topraklarında baharın gelişi ile 17 Nisan aydınlığını müzik tınılarına taşıyarak Yücel’in, Tonguç’un ve tüm enstitülerin emeğini selamlıyor.

17 Nisan 1940, orta çağı yaşayan Anadolu topraklarında insandan, kültürden, doğadan, aydınlanmadan, birey olmaktan yana aydınlık bir yürüyüşün başladığı insanlaşma, toplumsallaşma tasarımının hayata geçtiği tarihin adıdır. Anadolu insanının ulusaldan evrensele yürüyüşünün, özgüvenin, aşılamayan özgün bir eğitim sisteminin adı, bir Cumhuriyet projesidir. Ülkenin gereksinmelerinden doğan, gereksinmelere yanıt veren bir eğitim-kültür projesinin yasalaştığı tarihin adıdır. “Bilmek yapabilmektir,  biz yaparız, biz üretiriz, biz başarırız demenin,  korkuları yenmenin destanıdır.” Kuruluşlarının 79. yılında, tamamen kapatılışlarının 65. yılında Köy Enstitüleri eğitimde, kültürde, yerel yönetimlerde, hayatın her alanında günümüzü aydınlatmaya, esin kaynağı olmaya onurla devam ediyor.

Köy Enstitüleri, özgün bir eğitim sisteminin adıdır. Köyden gelen yoksul halk çocuklarının iş içinde,  yaparak, yaşayarak öğrenme süreciyle, demokratik sanat eğitimiyle tüm boyutlarıyla gelişimini ve değişimini hedeflemiş ve başarmıştır. İşliklerde temel teknik beceriler kazanan, tarım alanlarında üretimin içinde olan, kitap okuma tartışma saatlerinde tartışarak eleştirel düşünce iklimini üreten, Cumartesi toplantılarında hayatı sorgulayan, halk oyunları ve sanatsal etkinliklerle duyuşsal olarak çoğalan ve köyden gelen öğrencilerin kendilerini yeniden ürettikleri bir eğitim sistemidir enstitüler. Köyün kendi çocuklarıyla içten canlandırılmasını hedefleyen Tonguç tasarımı ve düşüdür.

Köy Enstitüleri, demokratik kültürümüzü zenginleştiren, çoğaltan bir eğitim sisteminin adıdır. Enstitülerde demokratik eğitim süreçlerinden geçen halk çocukları, demokratik öğretmen hareketinde, kooperatifçiliğin, modern tarım ve hayvancılığın Anadolu topraklarında gelişiminde öncü olmuşlardır.  Demokrasinin seçimlere indirgendiği ama seçimlerin sonuçlarına bile saygı duyulmadığı günümüz ortamına karşıt olarak gerçek anlamda demokrasinin yaşandığı, bireylerin kendini özgürce ifade edebildiği, eleştirmenin ve eleştirilmenin doğal olduğu kurumlar olan Köy Enstitüleri, mezun ettiği öğrencilerin bu demokratik düşünce biçimini gittikleri yere de ulaştırması nedeniyle demokratik kültürümüze unutulmaz bir hizmette bulunmuştur.

Köy Enstitüleri, yarattığı “eşitlik, özgürlük, adalet”  değerleriyle Türkiye aydınlanmasının temel dinamiğidir. Laik, demokratik, bilimsel ve karma eğitimin özgün kurumudur. Eğitimde günümüzde yapılmak istenildiği gibi dinin değil aklın ve bilimin rehberliğini öne çıkaran çağdaş bir eğitim sisteminin adıdır. 2019 Türkiye’si ise eğitimin laik doğasından hızla uzaklaşıldığı bir dönemin adıdır.

Köy Enstitüleri, öğrencilerinin özgürleşmesini temel alan bir eğitim sisteminin adıdır. Köy Enstitüleri, özgün eğitim sistemiyle öğrencilerine verdiği eğitimle onların özgürleşmesinin, birey olmalarının aydınlık penceresini açarak kişilik eğitimine değer katmıştır. Hasan-Ali Yücel, Tonguç ve arkadaşları eğitimi Türkiye’nin aydınlık geleceğinin temel dinamiği olarak gördüler. Günümüzde ise hepimizin tanık olduğu gibi eğitimde, pedagojiyi öteleyerek, akıl ve bilim dışı yöntemle ülkenin geleceğinin karartılması gibi bir süreç yaşadığımız çok açıktır.

Köy Enstitüleri, ülkenin sanat ve kültür dünyasına ışık olmuş eğitim kurumlarıdır. Enstitü çıkışlı öğrenciler,  edindikleri özgün eğitim sistemi kazanımlarıyla yazında, müzikte, resimde, heykelde özgün çalışmalara imza atmışlardır. Köy gerçekliğini edebiyata ve sanata taşıyarak, edebiyatı halklaştırmışlardır. Bütün enstitülülerin yazdığı kitap, makale ve şiir mutlaka vardır. Pek çoğu da köylerinde, kasabalarında açılan ortaokullarda müzik öğretmeni olarak çalışmışlar, mandolinin tınılarıyla halk ezgilerini, okul müziğini Anadolu’ya taşımışlardır.

Köy Enstitülü öğrenciler, kendi dersliklerini, işliklerini, yemekhanelerini, yatakhanelerini kendileri yaparak dünya eğitim tarihine emekle imzalarını atmışlardır. Sadece kendi enstitüleri değil, diğer enstitülerinin yapım imecesine onurla katılmışlardır. Bugün mimari proje yarışmalarıyla ve öğrenci emeği ile yapılan bu mekânların yıkılması, geleceğe yönelik esin kaynağı olmaması için herşey yapılmakta ve bu mekânlarda enstitülerden kalan son eğitim kurumu olan Anadolu Öğretmen Liselerini hoyratça kapatarak ülkenin öğretmen yetiştirme geleneği yok edilmiştir.

Köy Enstitüleri, sorgulayan,  yanlışa itiraz eden, doğru için direnen öğrenciler yetiştiren nitelikli bir eğitim sisteminin adıdır.  Köy Enstitüsü öğrencileri aldıkları eğitimle her türlü haksızlığa ve baskıya karşı durma bilincini içselleştirmişler, mezun olduklarında; her türlü tehdit, sürgün, iş kaybı riskine rağmen bu güzelliği hem bireysel olarak, hem de toplu biçimde çeşitli öğretmen örgütlerinde bu direnişi taçlandırmışlardır.

Köy Enstitüleri eğitim tarihimizde bilimsel düşünmenin önemini hayata geçiren eğitim kurumlarıdır. Köy Enstitüsü öğrencileri sadece derslerde, akademik bağlamda değil, tarımda, dokumada, enstitü santrallerinin yapımında bilimin ve bilimsel düşünmenin çıkarımlarını hayata geçirmişler, mezuniyetlerinde bunları halka yansıtmışlar ve “hayatta en hakiki mürşit ilimdir”ütopyasını hayata geçirmişlerdir. Onlar ve onların yetiştirdiği öğrenciler Türkiye bilim, eğitim ve kültür tarihinin en önemli insanları olmuşlardır

Köy Enstitüleri, eğitim hakkıdır, hümanist bir eğitimin, yoksul köy çocukları ve kız öğrenciler için pozitif ayrımcı bir eğitim sisteminin adıdır ve bu anlamda ülkemizdeki kadın haklarının elde edilmesinde özel bir yere sahiptir. Her ne kadar günümüzde pek çoğu yitirilse de Köy Enstitüleri, ikinci sınıf sayılan, çocuk yaşta gelin edilen, ‘soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen’ kadınları köylerinden alıp öğretmen yapmış ve onlar da daha çok kız öğrencinin eğitim hakkına kavuşmalarının önünü açmıştır. 

Köy Enstitülülerin kuruluşunun 79. yıldönümünde,  eğitim tarihimize sayılamayacak kadar kazanım armağan eden, çağdaş eğitim kuramlarının uygulandığı, ülkenin gereksinmelerine göre tasarlanan, aklı, bilimi ve özgür insanı temel alan enstitüleri dirençle savunmayı, bu aydınlık tasarımı geleceğe taşımayı bir görev sayıyoruz. Kuruluşunun 79. yıldönümünde Hasan-Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve enstitü imecesinde onurla yer almış tüm güzel insanları saygıyla selamlıyoruz.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık