Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 09 Ağustos 2019, Cuma 6:10
LeylaÖzer

Leyla Özer

Anlamlı Bir Yaşam (Minimalizm)

Biriktirdiğimiz maddi sahiplikler bizi mutlu edemeyecektir. Çünkü esas olan mutluluk değil anlamlı bir yaşamdır. Mutluluğu arayışımıza son vermeli “asıl olana” hayatımızın anlamına odaklamalıyız. Hepimiz istediğimiz her şeye sahip olmanın bizi mutlu edeceğine inanırız bu yüzden mutluluğu getireceğine inandığımız hayat için  zengin olma, yüksek miktarda para kazanma mücadelesine gireriz. Hesaplamamıza göre hedeflediğimiz zenginliğin sonunda mutluluk vardır. Oysa bu koca bir yanılgıdır, çünkü bu sistemin çarkları mutsuz olup bir gün mutluluğu yakalayacağına inanan insanlar ile dönmektedir. Ve inanın ki sistem devamlılığını sağlamak için sizi öyle  kolay kolay mutlu etmeyecektir.

   Şöyle ki; şimdiki hayatlarımızda gelecekte aylık  sekiz bin lira kazanan insanlar olsaydık mutlu olurduk diye plan yapıyoruz ve bu doğrultuda çalışıp aylık gelirimizi sekiz bin liraya yükseltmek için nerdeyse günümüzün tamamını çalışarak geçiriyoruz. Bize göre mutluluk aylık cebimize girecek sekiz bin lirada, oysa sekiz bin lira kazandığımız günlere kavuştuğumuzda mutlu olamayışımız bizi mutluluk için bir başka hedef belirlemeye zorlayacaktır, çünkü enflasyon, üretim, tüketim derken şimdiki zaman için doğru bir aylık belirleyememiş olabiliriz . O zaman aylık gelirimiz on iki bin lira olursa mutlu olacağız deyip on iki bin lira için daha çok çalışıp daha çok yoruluyoruz. On iki bin liraya ulaştığımızda hala mutluluğa ulaşamayışımız bir sonraki hedef olarak on beş bin lira biçiyor bize.

   Oysa aylık gelirimizin yüksekliğinin mutluluğu getirmediği gerçekliği ile yüzleşeceğiz her seferinde. Çünkü içinde bulunduğumuz 21. Yüzyıl aylık gelirlerimizin karşılayamayacağı hayatlar biçip bizi kendisine karşı sürekli borçlu hale getirerek çarklarını döndürüyor. Aylık gelirimiz sekiz bin liraysa ona göre yaşamak zorunda hissediyoruz kendimizi, aylık sekiz bin liralık gelirin karşılayabileceği bir arabanın borcu altına girip, sekiz bin lira kazanan insana göre bir tatile çıkmalıyız. Bu hayatları yaşamaya çalışırken borçlarımızdan kurtulmak için daha yüksek gelir hedeflerini önümüze koyup daha çok çalışıyoruz, gelirimiz on beş bin olduğunda ise bu gelire uygun bir hayat için arabamızı değiştiriyor, daha şık bir telefon alıp koltuklarımızı yeniletiyoruz; böylelikle gelirimize uygun bir yaşam çabası bizi yine borçlu bir insan yapıyor.

  Aylık gelir ve yaşam standardı üzerine uzun bir süre düşünüp farklı insanlarla konuştum. İnsanlar neden hep gelirlerinin bir tık üstünde mutluluğun olduğuna inanıyorlardı, bu doyumsuzluk muydu yoksa başka bir şey mi? Sonra şunu farkettim; etrafımızdaki insanların gelirlerimiz doğrultusunda bizlere uygun gördükleri statülere göre yaşama gayesi  bir süre sonra bizi kör ediyor, bize uygun görülen statünün üstüne çıkabilme hedefi anlamlı bir hayattan uzaklaştırıyor bizi. Aylık yirmi bin kazanıyor isek bu gelirin çok üstünde bir araba alıp bir yıl boyunca bu arabanın borçlarını ödemeyi göze alabiliyoruz çünkü zenginliğimizi lüks bir arabayla ispatlayabilir böylelikle toplumun bizim gelirimize uygun gördüğü statüyü hakkedebiliriz. Hatta evlerimizde en şık koltuk takımının, en pahalı halının, son model televizyonun bulunduğu “misafir odası” kavramının anlamsızlığını da böyle açıklayabiliriz; sadece bir misafir gelince kapısı açılan bir odaya bu kadar özenilmesi yine bizlerin toplumun bize uygun gördüğü statüyü hak ettiğimizi ispat etme çabasıdır.

  Toplumun kazandığımız paraya göre bize bir statü belirlemesine izin vermemeliyiz, bunun mücadelesine ilk olarak kendi içimizdeki statüleri yıkarak başlamalıyız. Sonra anlamlı bir hayat için yapmamız gereken birkaç şey var; beş değer. “TheMinimalist” kitabı, bir yol gösterici gibi anlamlı bir hayat için gerekli olan beş değeri ele almıştır; sağlık, ilişkiler, tutkular, gelişim, katkı, birleştirmek. Bu beş değeri kendi hayatlarımıza uyguladığımız taktirde anlamlı bir hayatın ilk adımlarını atmış olacağız (bu beş değeri bir başka yazıda ele alırız). Hayat dediğimiz bu yol çok kıymetli ve “mükemmel görünme” kavgası ile harcanmayacak kadar kısa. Maddi sahiplilikleri değil kendimizi sevelim, bırakalım insanlar, toplum ne diyorsa desin...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık