Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 20 Mayıs 2019, Pazartesi 22:58
YılmazKaya Aylanç

Yılmaz Kaya Aylanç

Demokrasi yaşanır …

Demokratik bir ülke olduğunu iddia eden bir ülkede Yüksek Seçim Kurulu on bir üye ile toplanıp çok önemli bir kararda hukuksuzluk, adaletsizlik ve vicdanların kabul etmeyeceği, edemeyeceği bir karar alıyor ve siz orada hakkınızı arayamıyorsunuz. Gideceğiniz, başvuracağınız, “hakkım yendi” “bana kanunsuzluk yapılarak kazandığım başkanlık elimden alınarak gasp edildi” diyeceksiniz, diyemiyorsunuz!

O kurum ki bu kararını verirken ne kanunlara, ne önceden kendi çıkardığı genelgelere, ne de daha önce kendi verdiği aynı konulardaki kararlarına uymuyor. Aksi yönde karar veriyor.

Ve sizin, milletin hakkını yiyor.

Demokratik bir ülke olduğunu iddia eden bir ülkede yöneten: “Bu seçimi iptal ederek YSK kendini aklayacaktır” diyor ve dediği gibi tüm kanunlara karşın, tüm içtihatlara karşın, tüm vicdani yaklaşımlara karşın, tüm oy veren milyonlara karşın o tek adamın talimatı yönünde hak yiyor, hukuk yiyor, demokrasiyi tüketiyor.

Peki bu demokratik ülkede muhalefet hiç seçim kazanamayacak mı?

Kazanmasına müsaade edilmeyecek mi?

Bu millet, hakkı gasp edildiğinde ne yapacak? Nereye gidecek? Hakkını nasıl arayacak?

Seçimi kaybeden iktidar sudan bahaneler ile seçimi iptal ettirebiliyorsa, o ülkede demokrasi var diyebilir miyiz?

Aynı konuda başka il ve ilçelerdeki seçim sonuçlarına muhalefet partilerince yapılan itirazlara jet hızıyla reddedilirken, iktidarın yaptığı aynı konudaki itirazı uzunca bir zaman inceleyerek kabul etmesinin demokrasi ile bağdaşır tarafı olabilir mi?

Bu resmen demokratik olmayan ülkelerde görülür bir durumdur. Bunun lami cimi olmaz.

Biraz demokrat olamazsınız.

Ya demokratsınızdır ya değilsinizdir. Hoşlansanız da hoşlanmasanız da bu böyledir.

Ben demokratım demekle demokrat olunmuyor.

Demokrasi evrenseldir, sizin demokrasiniz olamaz. Herkesin demokrasisi olabilir.

YSK’nın gerekçesini tam olarak ortaya koyamadığı, ama nereden bakarsanız bakın hukuki olmadığı, içtihatlara uymadığı gibi vicdanlara sığmayan kararı kendi içinde bile savunulamaz durumda.

Nasıl savunulsun ki, bir sandık, bir kurul, bir zarf, 4 oy pusulası 3’ü doğru 1’i yanlış. Şeytan bunun neresinde. Nasıl izah edeceksiniz bu sihirbazlığı? İptal demeyen hakimlerin deyişi ile “iptal kararını halka anlatamayız” durumu çok doğru. Halâ gerekçe ortaya konamamıştır.

Bakalım, bekleyip göreceğiz!

Öyle sanıyorum ki bu kararı veren hakimlerin, ömürleri süresince ve sonrasında da onların isimleri ile yaşayacakları bir hikayeleri oldu. Hiçbir tartışmaya girmeyip susarak diğer hakimleri dinleyen ve oylama sırasında iptal yönünde oy kullanan hakimler hangi ruh halindeydiler acaba. Ailelerine, eşlerine, çocuklarına, arkadaşlarına ne diyeceklerdi? Nasıl açıklayacaklardı bu kararı hangi neden veya nedenlerle böyle verdiklerini.

Milyonlarca insanı vicdani fırtınalara ittiklerini, ülkelerinin demokratik son kurumu olarak gönüllerdeki yerini yok ettiklerini, seçimlere olan güveni ciddi şekilde sarstıklarını nasıl anlatacaklar acaba?

Şimdi siz arkanıza yaslanıp düşündüğünüzde geçmiş ve az farkla da olsa iktidarın “kazandım”, “atı aldım Üsküdar’a vardım” açıklamalarına mazhar olan o çok önemli kader seçimlerini hakları ile mi kazandılar acaba, o seçimlerde de bir şeyler var mıydı diye düşünmeyecek misiniz?

İnsanın kafasını kurt gibi kemiren bu düşünceleri YSK son kararı ile daha da kuvvetlendirmiş, toplum nezdinde ve vicdanlarda derin yaraların açılmasına neden olmuştur.

Öyle bir karar vermiştir ki ısmarlama!

Aynı sandık kurulunun olduğu, aynı sandığa, aynı zarfa vatandaş tarafından konan muhtarlık, belediye meclis üyeliği, ilçe belediye başkanlığı pusulalarını çoğunlukla iktidar kazandığı için “sorun yok bunlar geçerlidir” demiş.

Ancak büyükşehir belediye başkanlığı seçim pusulalarındaki oyları, milletin tercihini yok saymıştır.

Bunun makul, mantıklı, tutarlı, yasal, hukuki hiçbir izahı yoktur. Böyle olması istenmiş ve yedi kurul üyesi de bu talebe uymuştur. Bunun başka izahı yoktur.

19 Mayıs 1919 günü kurtuluşa, özgürlüğe ve bağımsızlığa gidecek olan büyük yürüyüşü başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletin” demiştir.

2019 yılının bu Mayıs ayında sorarım, hakimiyet milletin mi?

Bir soru daha size, bu bir yerel seçim değil de genel seçim olsaydı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kaybetmeye tahammül edemeyenler iktidarı kaybetmeyi nasıl karşılarlardı merak ve endişe ediyorum.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı tüm halkımıza kutlu olsun.

Başladığın yolda yılmadan, usanmadan ve asla geri gitmeden yürümeye devam edeceğiz . (17.05.2019)

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık