Aslanyaka’da taş ocağı için bilirkişi keşfi yapıldı

​​​​​​​Milas’ın Aslanyaka Köyü Kurudere Mevkiinde, Çaba Mobilya Sanayi İnşaat Turizm Gıda Ltd. Şti. tarafından Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi kapasite artırımına karşı, köylülerin ocak ve tesisin çevreye vereceği zararların saptanması için Muğla 3. İdare mahkemesine açtıkları davanın Bilirkişi incelemesi yapıldı.

Aslanyaka’da taş ocağı için bilirkişi keşfi yapıldı
  • 29 Haziran 2022, Çarşamba 17:13
 

BİLİRKİŞİDEN TESPİTİ İSTENEN NOKTALAR

İdari Mahkemeye verilen dilekçede; Bilirkişi heyetinde yer alan Maden, Çevre, Ziraat, Harita, Orman ve Jeoloji Mühendisleri ile Biyologtan, taş ocağı için kullanılacak 8,47 hektarlık alanda, şu noktaların tespiti istenildi: Kalker çıkarma sırasında yüzeyden sıyrılan bitki yetiştirmeye uygun toprağın ne kadar olacağı; 2005-2015 yılları arsında kullanılan 24,57 Hektarlık alanın tekrar kullanılıp, kullanılmayacağı; taş kırılması ve patlatmalar sırasında 90 desibeli aşan gürültünün insan sağlığı ve hayvanlar üzerindeki etkinin belirlenmesi; 200 metre derinliğe inilmiş bir ocakta yapılacak patlatmaların yeraltı su kaynaklarına vereceği zararın ne olacağı; biyoçeşitlilik açısından keşif alanı çevre özelliklerinin açıklanması; Zeytinlik arazilerin kırma eleme tesis alanına mesafesinin ölçülmesi ile 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümlerine uygun olup olmadığının açıklanması; Yıllık patlatma sayısının (2 günde bir veya yılda 150 defa) çevreye / şehre etkilerinin daha ayrıntılı olarak rapor edilmesi; Faaliyet nedeniyle dağılan toz partiküllerinin, zeytin verimini düşürüp düşürmeyeceğinin rapor edilmesi; Arıcılık faaliyeti yönünden civarda bulunan basra çamına tozun yapacağı etki nedeniyle bal üreten basra böceklerinin florasındaki olumsuz etkileri neticesinde bal üretimi/gıdaya olumsuz etkilerin ayrıntılı olarak açıklanması.”

ETKİLENEN HANE SAYISI

Kalker ocağı ve kırma-eleme tesisinin bulunduğu Kurudere mevkiinde 30 hanenin ocağın etki alanı içinde kaldığı; Kurudere’den 1 kilometre uzaklıktaki Aslanyaka’da ise 50 hanenin bulunduğu belirtildi. Her iki yerleşim alanının, taş ocağındaki faaliyetlerden olumsuz yönde etkileneceği dile getirildi.

Bilirkişi heyeti alana geldiğinde Aslanyakalı Kadınlar, ellerinde, “Hani Köylü milletin efendisiydi, Köyüme dokunan daş yisin, Aslanyaka’da taş ocağı istemiyoruz, Madenciler yakamızdan düşün gari” dövizleriyle karşıladı.

NE DEDİLER?

Aslanyaka Dayanışması Sözcüsü ve Davacılardan Mehmet Polat: “Bu köyde yaşamaktayım.100 bin üzerinde ruhsat almışlar, şimdi iki katına çıkmış. Ekili alanlar tozdan etkileniyor. Zeytinlik alanla çevrili bu alanda ruhsat almışlar. Bu taş ocağının açılmaması için köylüler yani bizler tepki gösteriyoruz. ÇED raporu gerekli değildir raporu almışlar.”

Fatma Şimşek(Kurudere): “Doğal yaşam alanlarımızı korumak için taş ocağı istemiyoruz.”

Mesuda Şimşek(75 yaşında-Kurudere): “Biz buraya çocuklarımla, torunlarımla geliyoruz. Zeytinlik alanım taş ocağına çok yakın. Atılan dinamitle sularımız günden güne azalmakta. Toz oluşturarak zeytinlerimizin verimi azalmakta, bu yüzden taş ocağı istemiyoruz.”

Nedim Meşelik(Emekli Öğretmen): “Geliş amacım meydana gelecek hava kirliğinin ovaya verecek zarardan dolayıdır. Taş ocağına yakın arazilerimiz var. Dikili ceviz, incir, zeytin ağaçları bulunmaktadır. Burada meydana gelecek tozlar ağaçlarımızı zarar veriyorlar. Yaşam alanlarımızda kirlenme olacağını düşünmekteyim; halkın ve çevrenin nefes alacak alanı kalmayacaktır. Sağlıklı yaşamak istiyoruz. Kirli tozlu bir havayı solumak istemiyoruz. Bilindiği gibi kirli ve tozlu hava insan sağlığına olumsuz etki etmektedir. Bunu, bu taş ocağının açılmasını istemiyoruz. Öncelik bizler için halkın sağlığı ve çevrenin güzelliği ve temiz bir atmosferdir.”

Mehmet Oğultürk(Emekli Öğretmen): “Biz doğanın her tür tahribatına karşıyız. Yaşam için doğa şart. Doğanın havası olmazsa bir insan iki dakika yaşayamıyor. Bu ağaçlar bizim oksijen depomuz. Ağaçların kesilmesi, yok olması; oksijenimizi yok eder. Su kaynaklarını da bu ağaçlar temin ediyor. Doğanın tahribatına karşı durmak için destek amacıyla İkizköy’den buraya geldik. Taş ocakları zeytinlere, canlılara, insanlara, yeraltı sularına zarar veriyor. Doğanın dengesini bozuyor. Doğal dengeleri bozan her tür madencilik faaliyetine karşıyız.”

Neşe Tuncer(MUÇEP Milas Meclisi Eşsözcüsü): “Muğla’ya uçakla Bodrum’a gelenler mutlaka fark ediyorlardır. Dağlar, taşlar: taş ocağı, mermer ocağı, feldspat ocağı. Burada daha önceden bir taş ocağı varmış. Uzun süredir çalışmıyormuş, Daha sonra proje takip dosyası hazırlayıp Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığına başvurmuşlar. Muğla Valiliği de buraya ÇED gerekli değildir kararı vermiş. Buraya çok yakın olan Çamlıbelen köyünde de bir mermer ocağı söz konusu. Onun da davasını açtık. Burada kanunun arkasından dolanıyorlar, 25 Hektar olsa ÇED’e takılacaklar. ÇED’e takılmamak için, ruhsat alanını 25 hektarın altında gösteriyorlar. Çamlıbelen’de iki komşu arazi için aynı gün başvuru yapılmış; birisi 24,92, diğer 24,82. İkisini toplasan 25 hektarın üzerine çıkıyor. Çevremizde ÇED’den kaçmak için böyle kurnazlıklar yapılıyor. Bunlara izin vermeyeceğiz. İnsan hayatını, yaşamı, buradaki ağaçları, kuşları, böceklerin, tilkilerin sesi olmak için buradayız. Mücadelemiz canlı yaşamı korumak için ve tüm vatandaşlarımızı da bu konularda duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

Keşif sonrasında Aslanyaka Dayanışma grubu sözcüsü davacılardan Mehmet Polat şunları söyledi: “Ekibin yaklaşımları gayet doğaldı, pozitifti. Heyette bulunan kişilerden bazıları bizim dile getirdiğimiz sakıncalara olumlu yaklaştılar, duyarlı davrandılar. Çam ağaçlarının ve zeytinlerin ocağa yakınlığını fotoğrafladılar.  Oradaki evlerin bulunduğu yere gittiler, yaşam alanlarının taş ocağına yakınlığını gördüler. Keşfin bizim açımızdan olumlu geçtiğini düşünüyorum. Ben çok umutluyum. Büyük ihtimalle kazanacağız.”

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Site en altı
yukarı çık