Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK

GİRME DERESİ MADEN OCAĞI GİBİ..

Zeytinleri kuruyan köylüler yardım bekliyor...

GİRME DERESİ MADEN OCAĞI GİBİ..

Girme Deresi, Bahçeburun Köyü’nü Sarıkaya yönünde geçtiğinizde, sağ tarafta, Sarıkaya Köyünden aşağılara doğru akan ve sonuçta Sarıçay’a karışan, bölgemizin önemli derelerinden biri. Labranda taraflarından doğan Girme Deresi, köylülerin deyimiyle yaz-kış akan, pırıl pırıl bir dere(ydi).
Cumartesi günü bir dostumuz arayarak, Girme Deresi Demirdağ mevkiinde köylülerin büyük bir sıkıntısı olduğunu bildirdiğinde, bölgeye gittik. İrtibat kurduğumuz köylü hanım, bize yolu tarif ederken, “Bahçeburun’u Sarıkaya’ya doğru geçin, köprüyü geçince büyük bir beyaz maden tepesi göreceksiniz. O’nu geçince dere içindeki yoldan yukarı doğru gelin” dedi. Bahçeburun’dan çıktık, köprüyü geçtik ve koca bir ‘beyaz maden’ tepesiyle karşılaştık. O’nu geçip dere içine girdik ve çok cılız akan, ama pırıl pırıl suların da içinden geçerek, besbelli iş makineleri ve ağır maden kamyonlarının düzleştirdiği zemindeki beyaz madenden oluşan yoldan ilerledik. Birazdan büyük bir iş makinası ve 2 kamyonla karşılaştık. Yol düzlüyordu makina.. Onları geçtik ve genişçe bir Alana geldik. Sanki bir ‘beyaz maden’ ocağındaydık. Yan taraflarda beyaz maden yığınlarından oluşan tepeler oluşmuştu. Zemin yine bembeyaz toz madenle kaplıydı. Sol tarafta zeytin ağaçları, Demirdağ’a doğru yükseliyordu. Tabandaki zeytinler, yaklaşık 1 metreyi aşkın madenlerle kapanmıştı. Burada da bir iş makinası vardı ve köylülerin ağaçlarının çevresindeki beyaz madenleri almıştı. Beyaz madeni kamyonlara yüklüyordu. Ama ağaçların nasıl madene gömüldüğü açıkça görülüyordu. 
Köylüler dertliydi. Bu bölgelerdeki birçok vatandaş gibi, maden şirketlerinin zeytinlerine zarar verdiğini, izinsiz, yol açmak vb. gibi gerekçelerle zeytinlerini yok ettiğini söylüyorlardı. Bir tanesi, tabandaki 35 kadar zeytin ağacının Girme deresinin taşıdığı beyaz madenle çevrelendiğini, bu arada bazı zeytinlerinin yıkıldığını, diğerlerinin de kuruduğunu belirtiyordu. Madenin ağacı yaktığını söylüyordu. Tabandaki zeytinlikten Demirdağ’ın üst kısmına kadar zeytinlerin kendisine ait olduğunu, tepedeki ocakta maden çıkaran Kömürcüoğlu’nun 1,5 dönüm kadar zeytinliğine izinsiz girip ağaçlarını yok ettiğini bu nedenle 3 yıldır süren mahkemelik olduğunu söylüyordu. Hemen yanındaki vatandaş ise tabanda 20 kadar zeytininin aynı şekilde maden içinde kaldığını, tepedeki zeytinlerinin ise, maden atıklarının şev oluşturarak aşağı doğru akması nedeniyle kısa sure sonra yok olacağını belirtiyordu. 
Biraz konuşunca, Girme Deresi’nin Labranda’dan doğduğunu, yaz kış hiç kurumadan aktığını, maden işletmelerinin çoğalması sonrasında, yağışlı dönemlerde, sel sularının getirdiği toz beyaz madenin Girme Deresi’ne karışarak taşındığını söylüyorlardı. Girme Deresi, bu şekilde, beyaz madenleri taşıyarak, düz ve geniş alanlı yerlerde bunları bırakıyordu. Bu, az miktarda, ama her sene oluyormuş. Ancak 1 ay önceki, Milas’ın 1964 yılından beri en fazla yağış aldığı yağmurlar sonrasında, işi azıtmış. Yoğun sağanak yağmurların maden ocaklarından sürüklediği beyaz maden tozları o kadar fazla karışmış ki Girme Deresi’ne, Demirdağ Mevkii’ndeki geniş düzlük alanda, yukarıda anlattığımız maden birikmesi olmuş. Zeytinler 1 metreyi aşkın madenlerin altında kalmış. Bu bölgede dere yatağı kaybolmuş. 
Sarıkaya bölgesindeki maden ocakları da durumu görünce, aralarında anlaşarak, iş makinaları göndermişler bölgeye. Bölgede biriken ‘beyaz maden’i, büyük iş makinaları ile topluyor ve kamyonlarla taşıyorlarmış. Böylece, hem köylülerin zeytinlerinin çevresini temizliyor, hem dere yatağını açmaya çalışıyor, hem de binlerce, belki onbinlerce ton beyaz madeni alarak, değerlendiriyorlarmış. Bahçeburun’dan çıktıktan sonra gördüğümüz büyük maden tepesi de buradan çıkartılan madenlerden oluşmuş zaten. Bizim gördüğümüz, dere içinde, daha bu büyük tepeden birkaç tane daha yapacak kadar ‘beyaz maden’ var..
Zeytin ağaçları madene gömülen ve bu nedenle yıkılan ve kurumaya yüz tutan zeytinlerini kaybeden vatandaş ise ne yapacağını bilemez halde. “Zararınızı ilgili yerlere bildirdiniz mi?” diye sorduğumuz köylüler, “herkes biliyor, kimsenin bir şey yaptığı yok” diyorlar. Umutsuzlar.. Çaresizler.. “Bir de basına söyleyelim, gösterelim durumumuzu” demişler, bizi aramışlar.
Durum bu.. Gerçekten köylülerin zeytinleri zarar görmüş. Firmalar, derenin taşıdığı madenlerini alarak, hem zararlarını gidermeye çalışıyor, hem de dere yatağını temizlemeye koyulmuşlar. Ama köylüler, devletten yardım bekliyor. Gerçekten de Tarım İlçe Müdürlüğü’nün, Kaymakamlığın buraya bir el atması gerekiyor..
 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık