Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK

Muçep Milas İlçe Meclisi kuruldu

MUÇEP Milas İlçe Meclisi Kuruluş Toplantısı, 14 Haziran Pazar günü, Milas Belediye Parkı çay bahçesinde gerçekleştirildi. Toplantıda, Milas’ın çeşitli mahallelerinden (köylerinden) gelen katılımcılar, bir yandan sorunlarını dile getirirken, diğer yandan da örgütlü ve birlikte çalışmaya verdikleri önemi ifade ettiler.

Muçep Milas İlçe Meclisi kuruldu

MUÇEP Milas İlçe Meclisi Kuruluş Toplantısı’na çeşitli bölge ve köylerden 52 kişi katıldı. Toplantıya katılanlar arasında Milas Kent Konseyi Başkanı, MUÇEP Muğla Eş-sözcüsü, MUÇEP Bodrum üyeleri, Mandalya Çevre Platformu temsilcileri, Kıyıkışlacık sakinleri de bulunuyordu. Bunun yanı sıra, Milas Merkez ve çevre mahallelerden katılımların olması da dikkat çekti.

“Nefes Alamıyorum” Eylemleri

Toplantı MUÇEP üyesi Nurhan Yeşilnur’un yönetiminde başladı. Toplantı açış konuşmasında, dünyada giderek artan bir adaletsizlik ve eşitsizlik dalgasının varlığından söz edildi. Son 10 gündür ABD’de ve dünyanın diğer ülkelerinde sürmekte olan “nefes alamıyorum” eylemine işaret edilerek, aslında bizlerin de nefes alamamakta olduğu ifade edildi. Mevcut olan adaletsizlik ve acımasızlığın getirdiği eşitsizliğin doğanın ranta peşkeş çekilmesine, dünyanın her yerinde en küçük canlının bile yaşam hakkının elinden alınmasına sebep olduğuna vurgu yapıldı.

132 mahallesi ve 2167 kilometrekare yüzölçümü ile Milas’ın, ismi 3000 yıldır değişmemiş çok ender yerleşimlerden biri olduğu ve doğal güzellikleri, tarım alanları, zeytinlikleri, turizm, balıkçılık ve madenleri ile çok özel bir yer olduğu ifade edildi. Sadece bilinen arkeolojik yerleşkelerin 27 ve bilinmeyenlerin sayısının da muhtemelen en az bu kadar olduğu Milas coğrafyasında, bu değerler hiç önemsenmezlerken, kurulan ve ön planda olanın termik santraller, taş, kömür ve mermer ocakları, balık çiftlikleri, projelendirilmekte olan liman ve marinalar olduğu kaydedildi.

ÇED Raporlarının Olmaması

Değinilen diğer bir konu ise ÇED raporlarıyla ilgiliydi. Alınması gerektiği düşünülen önlemlerin sıralanmasına rağmen, bunların bir biçimde devre dışı bırakıldıkları, önlemlerin nasıl alınıp, neler yapılması gerektiği açık bir şekilde tanımlanmadığından da, işleyişte raporların farklı şekillerde değerlendirme dışı bırakıldıkları ifade edildi. 50 civarında projenin 47 tanesi için “ÇED raporu gerekli değildir” değerlendirmesinin çıkmış olması ise işaret edilen olumsuzluklardan diğer bir tanesiydi.

Milas’ta doğanın dev adımlarla tahrip edildiği belirtilerek, bunun yanısıra, balık çiftlikleri, trafik terörü, atık + kanalizasyon, tabela kirliliği, susuzluk gibi çok ciddi sorunların bulunduğuna; termik santraller ve kömür kullanımı yerine temiz, yenilenebilir enerjinin tercih edilmesinin kaçınılmaz olduğuna işaret edildi. Burada, kömür havzası olarak tarif edilen yerlerin aslında yeraltı sularının bulunduğu yerler olduğunun da özellikle altı çizildi.

Gelişmeler Kaygı Verici

Toplantıda, çevresel anlamda gelişmelerin kaygı ve dehşet verici olduğu ifade edilirken; HES, maden, enerji alanlarında, ek olarak da kıyılara kurulacak tesislerle ilgili çok fazla sayıda proje ve yatırım olmasına rağmen, bu sayının örneğin, tarım alanında sıfıra karşılık geldiği açıklandı. Böylece ortaya çıkan / çıkmakta olan tablonun da dağları delik deşik, tepeleri yok edilmiş, kapkara çukurlardan oluşan bir Karya’dan oluştuğu / oluşmakta olduğu belirtildi.

MUÇEP Hakkında Bilgilendirme

MUÇEP Eş-sözcüsü Umay Karabaş da söz alarak, MUÇEP’in ne olduğu ve ne olmadığını kısaca açıkladı. MUÇEP’in Ekoloji Birliği’nin bir bileşeni olduğunu açıkladıktan sonra, platform içinde herkesin eşit olduğunu, alışılagelmişin dışında, oluşum içinde bir hiyerarşinin bulunmadığını ifade etti. Çevre denince akla gelmesi gerekenin klasik anlamdaki “etraf” olmadığını, bunun, canlı ve cansız bütün varlıklar olarak anlaşılmak zorunda olduğunu ifade etti. MUÇEP’te konular etrafında yanyana gelen çalışma grupları ve komisyonlar olduğundan bahsetti. Üzerinde konuşulan konuların aslında herkesin ortak sorunu olduğunu belirterek, bu sorunların oldukça fazla olduğunu, her köyde en az bir adet mücadele olduğunu söyledi. Bunları aşmanın yolunun da dayanışarak çalışmaktan, mücadele etmekten geçtiğini açıkladıktan sonra, belirtilen çalışma gruplarında herkesin yer alabileceğini ifade etti.

Katılımcıların Dile Getirdikleri

İl, ilçe ve yöreyle ilgili genel bilgilerin aktarılmasından sonra, mahalle ve köylerden katılanlar, kendi bölgelerinde karşı karşıya kaldıkları sorunları aktararak, diğer katılımcıları bilgilendirdiler.

İkizköy’de hatırı sayılır bir su sorununun mevcut olması aktarılan ilk konu oldu. Milas’ta bulunan Yeniköy Termik Santralinin su ihtiyacına öncelik tanındığı, santralin ihtiyaç duyduğu su sağlandıktan sonra, geriye kalan suyun bir bölümünün İkizköy’e verildiği ifade edildi. İnsanların günlük olarak ihtiyacı olan suya ulaşamamalarının yansıra, tarımla uğraşan birçok insanın bazen günlerce tarlalarını sulayamadıkları anlatıldı. Bir keresinde de, halkın mevcut olumsuzluklara itirazlarına adeta misilleme yaparcasına, suyun 10 gün kesik olduğu dile getirildi.

Gruplaşmaların olduğu, ortak sorunlara karşı birlikte hareket etmenin kaçınılmaz olduğu ise, vurgulanan diğer bir noktaydı.

Çamovalı köyünden katılımcının anlattıkları ise yine oldukça dikkat çekiciydi. Hem öğretmen ve hem de çiftçi olduğunu belirten konuşmacı, özellikle pandemi sürecinde yapmış olduğu gözlemleri ve buna dayalı değerlendirmeleri katılımcılarla paylaştı. Pandemi nedeniyle sokakların boşaltıldığı bir dönemde, Denizcik gölünün yakınındaki ağaçların kaşla göz arasında kesilmiş olduğunu anlatan konuşmacı, bundan yaklaşık 40 – 45 yıl önce çıkan bir orman yangını sonrasında, bölge insanının babalarının dikmiş olduğu ağaçların yok edildiğini söyledi. Katılımcı, sistemin ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle, projeler geliştirmekte olduğunu, içinde bulunduğu sıkıntılı durumu aşmak için de orman arazilerinin tarıma açılabilir alanlar haline getirildiğini belirtti. Bu konuda bir envanterin tutulmasının zorunlu olduğunu belirterek, çevre ve doğanın yanında olmak gerektiğini ifade etti.

Bitez’de 15 gündür suların sürekli kesilmekte olduğunu belirten bir başka katılımcı da, buna gerekçe olarak, sürdürülen onarım çalışmalarının gösterildiğini belirtti. Uzun bir zamandır sürekli “onarım çalışmalarının varlığının” ise anlaşılır olmadığı gibi, kabul edilebilir olmadığını ifade etti.  Geçmişte de ikinci derecede bir SİT alanının nasıl “yok oluvermiş olduğu” da diğer bir bilgiydi. Konuşmacı, bu ve benzeri sorunların Kıyıkışlacık’da da sürekli yaşanmakta olduğunu sözlerine ekledi.

Söz alan diğer birkaç konuşmacı da, mahalle – köy, özel statü – kamu gibi yetki alanlarındaki farklılaşma ve uyumsuzluklardan söz etti. Konular çerçevesinde çalışma gruplarının önemi de diğer bir öneri oldu.

Su Kaynaklarını Azalması Sorunu

Bu arada, MUÇEP için, bahsedilen konulardaki gelişmelerin öğrenilip, açıklanmasının da çok önemli olduğu ifade edildi. Bir başka deyişle, örneğin, su ile ilgili olarak elimizde ne gibi bilgilerin bulunduğu, hikâyesinin ne olduğu, neden azaldığı gibi konuların yeterince bilinmesinin yararlı olduğu vurgulandı. Buradan yola çıkarak, çözümler / çözüm önerileri üretmenin de çok önemli olduğu, vurgulanan başka bir nokta oldu. Taleplerin de buna göre şekilleneceği ise şöyle bir örnekle ifade edildi: Kömür ocakları ve termik santraller açılmasın, aksine, var olanlar kapatılsın! Bu istikametteki mücadelede çıkacak sesin giderek daha güçlü olmasının gerekliliği de başka bir saptama olarak belirtildi. Su konusu örnek olarak verilirken, bu coğrafyada adeta bir marka olan sarnıçların ne denli bir gelenek olmuş olduğu, bu ve benzeri uygulamaların yeniden hatırlanmalarının çok anlamlı ve yararlı olacağı ifade edildi.

Liman projeleri ve benzeri birçok konu hakkında bilgi istenmiş olduğu ama bunların şu anda, bu toplantının konusu olmadığı, başka bir zamanda ele alınabileceği ifade edildi.

Maden Patlatmalarının Su Kaynaklarına Zararı

Korucuk mahallesinden / köyünden katılan bir konuşmacı, en sorunsuz köy gibi gözüken köyünde, dört mermer ocağının yanısıra, iki feldspat ve iki adet de demir kaynağı bulunduğunu ifade etti. Bölgede yapılan çalışmalarda gerçekleştirilen patlamalar nedeniyle, su kaynaklarından çamurlu suyun çıktığını açıklayan konuşmacı, böyle devam ederse, yakın bir zamanda burada kupkuru bir çevre görüleceğini ifade etti. Yaşanmakta olan aşırı göç ve yerleşimlerdeki yığılmanın da bu olumsuzluklara katkıda bulunduğunu belirttikten sonra, havanda su dövmemek için, muhatapların kendi ağlarını kurmak zorunda olduklarını, bunların içinde de fiilen üretim içinde olan / sorunlarla karşı karşıya olan insanların katılmasının bir vazgeçilmez olduğunu belirtti.

Balık Çiftliklerinin Deniz Suyuna Etkileri

Mandalya Çevre Platformunu da temsilen katılan arkadaşlardan Boğaziçi mahallesinden bir konuşmacı, 42 yıllık emek sonrasında yanyana getirebilmiş olduğu birikimlerle mütevazı bir ev almış olduğunu, çevre ve doğa ile barışık, huzur içinde bir yaşam sürdürmenin planlarını yaparken, tam karşısında dikilen 27 adet balık çiftliğinin varlığından duyduğu rahatsızlığı ifade etti. Yaşadıkları ortamla ilgili en değerli bilgilerin köylüde bulunduğunu söyledikten sonra, konuşmuş olduğu birkaç yöre insanının, böyle bir denizde yüzmek bir yana, çocuklarının ayaklarını bile böyle bir denize sokamayacaklarını anlatmış olduklarını katılımcılarla paylaştı. Belirlenmiş olan çalışma grupları bünyesinde faaliyet sürdürmekte olduklarını belirttikten sonra, harekete geçmek için gecikmemek gerektiğine, mevcut sorunlarla ilgili olarak yetkililerin dikkatini çekmenin de önemli olduğunu ifade etti. Köylülerin ve çevreye yerleşmiş emeklilerin birlikte hareket etmelerinin önemli olduğunu, köylülerin bilgileriyle, emekli insanların en azından bir kısmının devlet tecrübesinden yararlanılması gerektiğini vurguladı. Her şeyin katledildiği, katledilmekte olduğu bir ortamda, sorunların belirlenmesi kadar, çözümlerin ve çözüm önerilerinin sunulmasının da önemine işaret ettikten sonra, STK’leri çok iyi, çok doğru okumak ve değerlendirmek gerektiğini vurguladı. Çalışmalarını şimdilik Mandalya Çevre Platformu olarak sürdürmeye devam etmek istediklerini, fakat bunun yanısıra MUÇEP yetkililerine, MUÇEP Milas Platformuna destek vermeye her zaman hazır olduklarını ifade etti. Bu yaklaşım diğer katılımcılar tarafından da çok olumlu ve yapıcı bulundu.

Sorunlara Ortak Sahip Çıkmak

Daha sonra toplantıya İkizköy’den katılan diğer bir konuşmacı, mevcut sorunların çoğunun bir ya da diğer bir köyün sorunu olmadığını, bunların ortak sorunlar olduğunu belirtti. Ortak olarak sahip çıkılması gereken sorunlardan bazılarını geçmişte yerel mercilere aktarmış olduklarını söyleyerek, yaşanan su sorunu ile ilgili olarak geçmişteki Bodrum Belediye Başkanına başvurmuş olduklarını, ilgilenileceği söylenmiş olmasına rağmen, kendileriyle ilgilenilmemiş, kendilerine sahip çıkılmamış olduğunu ifade etti.

Daha sonra, Boğaziçi mahallesinden katılan bir konuşmacı, topraklarını savunmak için MUÇEP’le buluşmuş olduklarını ifade etti. Bundan yaklaşık 20 yıl önce tıpkı kendisi gibi birçok insanla bu bölgeye yerleşmiş olduklarını, kendileri için bunun bir şans olmuş olduğunu aktardıktan sonra, köyleri için ellerinden gelen her şeyi yapmış olduklarını anlattı. Buna rağmen, mevcut su sorununun en büyük sorun olarak karşılarına çıkmaya devam etmekte olduğunu belirtti. Ek olarak, köy – mahalle – site gibi üniteler arasında da en azından bir koordinasyon sorunu olduğunu ifade etti. Balık çiftliklerinden duyulan rahatsızlığa da değinen konuşmacı, olumsuzluklar karşısında ağzı açık, gelişmeleri seyretmek yerine, çalışma gruplarının oluşturulmasının ve bunların çok aktif olarak faaliyet göstermelerinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.

Ekolojik Çöküş, Ilbıra Dağı ve Yaşam Hakkının Yok Edilmesi

Sorunların çoğunun bilindiği, çözüm yolları üzerine kafa yorulması gerektiği de diğer bir görüştü. Yapılan birçok tahribatın, yaşanmakta olan ekolojik çöküşün, giderek ellerden alınmakta olan yaşam hakkının bireysel ya da bir yerleşimle sınırlı bir sorun olmadığı, bunların bütünsel, herkese ait sorunlar olduğu ifade edildi; çözümün de birlikte örgütlenmekten, birlikte mücadele etmekten geçtiğine işaret edildi. Bu çalışmalar çerçevesinde, bir bilgi bankası, bilimsel çalışmalar arşivi ve videotekin oluşturulması düşüncesinin de var olduğu açıklandı.

Yasaklar sırasında yapılmak istenen bir ağaç kesimine karşı çıkan duyarlı bir insanın, kesim yerine giderek, iş makinalarının önüne yatmış olması verilen diğer önemli bir bilgiydi. Farkındalık yaratmanın ne denli önemli olduğunun bir kez daha altı çizildi.

Toplantıya katılan Bafalı konuşmacılar, Bafa’nın Ilbıra Dağı ile Beşparmak Dağları arasında yer alan bir bölge olduğunu anlattıktan sonra, bu bölge için maden arama izni çıkarılmış olduğunu ve bu nedenle de gözle görülür bir saldırının meydana geldiğini açıkladılar. Muhtemelen bu nedenle ormanların da yok olma / yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirtti konuşmacılar. Bundan sonra, İlçe Meclisinin kurulması, eş-sözcülerin ve İlçe Yürütme Kurulunun belirlenmesi aşamasına geçildi. Bu görevlerin / sorumlulukların belirlenmesinde, tüzük gereği olarak, toplantıya fiilen katılmış olma kuralının mevcut olduğu da konuya açıklık kazandırmak amacı ile katılımcılara belirtildi.

MUÇEP Milas Yürütme Kurulu Üyeleri ve Eş-sözcüler

Toplantı sonunda, bölgeler gözetilerek hazırlanan Yürütme Kurulu şu isimlerden oluştu:

Kıyıkışlacık                          Ayhan Onat

Bafa                                    Abdullah Gürgün

İkizköy                                Necla Işık

Merkez                               Semra Karazeybek

Zeytinlikuyu                        Ahsen Gözüaçık

Korucuk                              Osman Kara

Çamköy                              Fikret Çoban

Merkez                               Erhan Çanak

İkizköy                                Celal Çoban

Güllük                                 Neşe Tuncer

Yakında olmadıklarından dolayı toplantıya katılamayıp, yedek üye olarak belirlenen kişiler de, katılacakları toplantı sonrasında asil üye olarak Yürütme Kuruluna dâhil edilecekler.

Yürütme Kurlunun belirlenmesinden sonra, gündemin son maddesi Eş-sözcülerin seçilmesiydi. Bu aşamada da MUÇEP Milas Eş-sözcüleri olarak Neşe Tuncer ve Fikret Çoban seçildiler.

 

Editör: Şahin ŞAHİN
Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık