PLANSIZLIĞIN PÜF NOKTASI

PLANSIZLIĞIN PÜF NOKTASI

A.Coşkun EFENDİOĞLU (Köşe Yazısı)

Uzun zamandır, yaşadığımız kent hakkında, düzenliliği, yol durumları, trafiği, yeşil alan durumu vb. konusunda pek çok gözlem yapıyorum.

Hepimiz yapıyoruzdur aslında.

Bu gözlemlerden bazıları hakkında, şehir plancısı olmasanız da, bu konudaki aktüel bilgilerden haberdar olan biri olarak, kimi saptamalar yapmak, ilgili meslek kuruluşularını ve belediyenin ilgili birimlerini düşünmeye-harekete geçirmeye davet etmek istiyorum.

Bu düzlemde, ilk işaret etmek istediğim şey, merkezi idarenin Milas’ta yaptığı çeşitli yatırımlarla ilgili olarak, nerede ve hangi plana uygun yapılması gerektiğine dair, yerel idareye hiç danışmadan kararlar alınmasıdır. Böyle bir kent yapılaşması, planlaması nasıl mümkün olur?

Örneğin yeni devlet hastanesinin yeri belirlenirken belediyenin görüşü alınmamış. Yeni hastane oraya yapıldığında, ulaşım yollarının nasıl olması gerektiği, hastane yakınlarında olması gereken eczaneler vb. gibi kurumların nerede konuşlanacağı, şehir içi dolmuşlarının yeni hastaneye ulaşım sorunları vb. hiç masaya yatırılmamış. Bu nasıl olur? Oysa planlı bir kent yapılanmasında, bütün bunların düşünülmesi gerekir. Hatta, devlet hastanesi gibi, kentin yayılım planlarını çok büyük ölçüde etkileyecek yatırımların öncesinde, mutlaka belediyenin şehir planlamacısıyla ve yönetimiyle uyum içinde bir çalışma gerektirir.

Ama bizim örneğimizde bunların hiçbiri yapılmamıştır. Hadi muhalefet partisinin yönetiminde olduğu belediye yönetimi zor durumda bırakılmak isteniyor, diyelim. Ama iş onun da ötesinde..

Meclis toplantılarını hep izlerim; o nedenle biliyorum, hastanenin ihalesi yapılmış, kimsenin haberi yok. Sodra’nın eteğinde, hazine arazisi üstüne yapılacak. Bir gün İl Sağlık Müdürlüğü Meclis’e başvurmuş, “yeni devlet hastanesi buraya (şimdiki yerine) yapılacak, buranın imar planını acil olarak yapın, bir an once inşaata başlayalım” diye. Belediyenin böyle bir görevi yok oysa. Hangi kurum ya da kişi, şehir imar planı alanı dışında bir tesis yapacaksa, buranın mevzi imar planını yaptırır ve onanması için Belediye Meclisi’ne başvurur. Belediye, bu mevzi imar planının uygun olup olmadığını inceler ve onaylar ya da onaylamaz.

Ama İl Sağlık Müdürlüğü, yeni devlet hastanesinin bir an once yapılabilmesi ve muhtemelen para da harcamamak için, bunu belediyeye yüklemek ister. Meclis ve yönetim, “devlet hastanesinin yapılmasını engelliyor” suçlamasından kaçınmak için, görevi olmasa da bunu üstlenir ve İmar Müdürlüğü vasıtasıyla buranın imar planını yapar. Ama yapılacak binanın plan ve projeleri de olmadan yapılan bu planlamada öngörülen yollar yetersiz bulunur ve yüklenici müteahhit de kendisine kolay gelen bir yerden yol açarak çalışmaya başlar.

Bu sıralarda kaymakamlıkta yapılan bir toplantıda, ne olur biliyor musunuz? Bütün daire amirlerinin olduğu toplantıda, Defterdar (Mal Müdürü), Belediye Başkanı’na döner ve ‘benim arazmin imar planını benden habersiz nasıl yaparsınız?’ diye çıkışır.

Yani pes! O zamana kadar, işlerin uzamasının belediyeden kaynaklandığını düşünen kaymakam da, nihayet anlar gerçek durumu. Sağlık Bakanlığı, yeni hastane yerini hazine arazisi üzerine yapmak için ihale bile yapmıştır; ama hazine arazisinin sahibi Mal Müdürü’nün haberi yoktur!

İşte, Milas-Bodrum karayolundan bağlantısının nasıl yapılacağı hâlâ belli olmayan Yeni Devlet Hastanesi’nin bu gün yaşadığı yol vb. sorunlarının kaynağı bu yanlış uygulamalar. O kadar öyle ki, Milas-Bodrum Karayolu’nun mezarlık üstündeki benzin istasyonu civarında yapılması gereken Yeni Milas Devlet Hastanesi kavşağı konusu, hastane bittikten ve hizmete girme aşamasındayken, karayollarının gündemine gelir. Karayollarının planlamasından sorumlu olan bölge müdürü, bu işin çocuk oyuncağı olmadığını, şehirlerarası yolda bir yere alt üst geçitli kavşak planlamasının uzun bir zaman alacağını, ama Milas Devlet Hastanesi örneğinde olduğu gibi 15-16 tane acil ‘kavşak düzenlemesi’ talebiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, ta işe başlama öncesinde yapılması gereken talebin, iş bitip yumurta kapıya dayandıktan sonra talep edilmesine adeta isyan eder.

İşte plansızlık böyle bir şey!.. Ve bunu yapan mevcut hükümet, iktidar.. “Ben yaptım oldu” anlayışı mı dersiniz, ne derseniz deyin..

Bu yanlış uygulamalar konusundaki tek örnek bu mu? Hayır.. Mesela Sodra’da iki katlı evlerin önüne bir perde gibi gerilen ve bütün şehircilik ilkelerine aykırı 5 katlı ortaokul binası. Yine hemen onun önünde inşası devam eden kapalı spor salonu..

Bu kapalı spor salonuna gençler, izleyiciler vb. nasıl gelecek? Yürüsen yürünmez bir yokuşta yapılıyor çünkü. Arabayla gitsen, arabanı park edecek bir düzlük bile yok!..

Bu yazı çalışmasının hazırlıkları içerisindeyken, Belediye Başkanı Muhammet Tokat basınla kahvaltıda buluştu ve çeşitli sorularımıza da cevap verdi. Ben de bu bütün şehir plancılığı ilkelerine aykırı binaları örnek göstererek, “bunlara nasıl izin verirsiniz, nasıl ruhsat verirsiniz?” diye sordum.

Aldığım cevap basitti!.. “Bize sormuyorlar ki..” Yani, kamu kurumlarının, yapacağı binaların kentin planına uygun olup olmadığı önemli değilmiş. Yetkileri varmış, istedikleri projeyi uyguluyorlarmış.

Olur mu? Maalesef oluyormuş. TOKİ, Özelleştirme İdaresi, ya da Bakanlıklar eliyle, kentin imar planına uyma zorunlulukları yokmuş!?

Peki, bunlar bir tarafa.. Bunların dışında imarla ilgili Milas’ta sıkıntılar yok mu? Sorgulanması gereken yanlışlar yok mu? Hatalı uygulamalar yok mu? Gecikmiş ya da yapılması gereken şeyler yok mu?

Bunları da başka yazıların konusu yapalım..

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık