Sağlık Emekçileri G(ö)revdeydi..

​​​​​​​“Uyarıyoruz: Oyalama Değil Hakkımız Olanı İstiyoruz “

Sağlık Emekçileri G(ö)revdeydi..
  • 15 Aralık 2021, Çarşamba 16:13

Sağlık emekçileri bugün g(ö)revdeydi.. Acil vakalar dışında sağlık hizmeti üretmeyen doktorlar, hemşireler, aile hekimleri, sağlık personeli, bugün saat 14:30’da Milas Devlet Hastanesi Başhekimliği önünde bir basın açıklaması yaparak, bir günlük eylemin, iktidar tarafından talepleri kabul edilinceye kadar sürdürüleceğinin altını çizdiler.

Sorunlarına ve taleplerine dikkat çekerek üretimden gelen güçlerini kullanacaklarını ifade eden sağlık emekçileri, dün yalnızca acillerde sağlık hizmeti verdi.

Devlet Hastanesi’ndeki doktorlar ve sağlık emekçileri, sadece acil hastalara bakarken, Aile Hekimleri de greve katıldılar ve aşılama dışında sağlık hizmeti vermediler.

Milas Devlet Hastanesi önündeki eylemde, ilk konuşmayı Muğla Tabip Odası Başkanı Cafer Şahin yaptı. Pandemi sürecinde zaten en fazla yıpranan işkollarının başında Sağlık Sektörünün geldiğini belirten Şahin, zaten günün koşullarına göre iyileştirilmesi gereken ücretleri ve diğer özlük haklarının, özellikle son döviz hareketleri sonrasında iyice kötüleştiğini, buna karşın bakanlığın, gereken iyileştirmeleri yapmamakta inat ettiğini belirten Şahin, geçtiğimiz hafta meclise getirilen ve sağlık emekçilerinden sadece hekimlerin ücretlerinde artış sağlayacak yetersiz önerinin bile, geçtiğimiz günlerde Meclis’teki komisyondan geri çekildiğini belirterek, bütün sağlık çalışanları olarak hareket edip, üretimden gelen güçlerini birleştirerek mücadele etmeleri gerektiğini, ancak böylece taleplerini kabul ettirebileceklerini belirtti. Cafer Şahin, bugünkü eylemin bir günlük iş bırakma olduğunun altını çizerek, “bu kesinlikle bir uyarıdır, taleplerimizin kabul edilmemesi halinde, eylemlerimiz artarak devam edecektir” dedi.

Daha sonra Muğla Tabip Odası, Genel Sağlık İş Sendikası Muğla Şubesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Muğla Şubesi, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası Muğla Şubesi, Muğla Aile Hekimleri Derneği’nin imzalarıyla ortak hazırlanan basın bildirisini okumak için sözü, Muğla Tabip Odası Milas Temsilcisi, Genel Cerrahi Uzmanı Dr.Süleyman Koç’a verdi.

“YOKSULLUK SINIRI ALTINDA MAAŞ ALIYORUZ”

Dr. Süleyman Koç, hükümetin sağlık çalışanlarının sorunlarına karşı kayıtsızlığına ancak şimdiki gibi birlik içinde davranarak karşı koyabileceklerini belirterek, “hepimizin temel talepleri ortaktır. Bu temelde hep birlikte hareket etmek, sesimizi daha güçlü olarak çıkarmak zorundayız. Açıklamamızı okumadan önce, sağlık emekçilerinin içinde olduğu durumu vatandaşların da net bir şekilde kavraması için size bordrolarımızdan bazı örnekler vereceğim. Önce kendiminkinden başlayayım. 28 yıllık uzman hekimim. 5592 TL maaşım, 4133 TL ek ödemem var. Toplam 9.725 TL alıyorum. 21 yıllık Anestezi Teknisyeni arkadaşımız 4100 TL maaş, 1949 ek ödeme ile 6052 TL alıyor. 21 yıllık lisans mezunu hemşire arkadaşımız 3950 TL maaş, 1949 TL ek ödeme ile 5899 TL alıyor. 24yıllık hemşire arkadaşımız 4249 TL maaş, 1949 TL ek ödeme ile 6193 TL alıyor. 19 yıllık sağlık emekçisi işçi arkadaşımızın maaşı 4033 TL.

Değerli basın mensupları, bu ülkede yoksulluk sınırı 9 bin liranın üzerinde, açlık sınırı 3 bin küsur lira. Yani biz sağlık emekçilerinin hepsi de yoksulluk sınırının altında maaş alıyoruz. Hele şu son paramızın değer kaybetmesi sonrasında, bu rakamlar açlık sınırına yaklaşmış durumda.

Bu nedenle, hangi örgütlü yapı içinde olursak olalım, bu gerçekler karşısında birlik içinde hareket etmek zorundayız. Hepimiz hayat şartlarımızın, özlük haklarımızın geliştirilmesini istiyoruz.

Şimdi size, hazırladığımız ortak basın açıklamasını metnini okuyorum”:

ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

“İktidarın savunduğu ve uyguladığı sağlık sistemi toplum sağlığı için artık önemli bir risk halini almış; bu sistemin yürütülmesi olanaksızlaşmıştır. Koronavirüs salgını mevcut sağlık sisteminin, toplum sağlığını korumak bir yana daha da riske attığını çok acı bir şekilde önümüze koymuştur. Halkın sağlığını tehlikeye atan bu sağlık sisteminin yürütücüleri, iş özel sağlık işletmeleri ve zenginleri korumaya yönelik politikalara gelince hiçbir sınır tanımamış; salgın döneminde dahi bu anlayışından vazgeçmemiştir. Yüzbinlerce insanımız, yüzlerce sağlık çalışanı yaşamını yitirirken; onlar sağlık sistemlerinin, şehir hastanelerinin güzellemeleriyle günlerini geçirmektedirler.

Sağlık emekçileri salgın döneminde canla başla çalışırken aynı zamanda işsizlikle, işten atılmalarla, yoksullukla karşı karşıya bırakılmıştır. Sağlık çalışanları “artık bu şartlarda çalışamıyoruz” diyerek istifa ederken, emekli olurken; genç hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık emekçileri yurtdışına göç ederken tüm bu sorunları konuşmak, çözüm önerilerimizi iletmek için Sağlık Bakanı’yla görüşme taleplerimizi defalarca ilettik. Sağlık Bakanı’nın hekimlerin, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını, sağlık ve yaşam sorunlarını, toplum sağlığını sağlık emek meslek örgütleriyle konuşmasından daha doğal ne olabilir? Bu görüşme taleplerini karşılamak Sağlık Bakanı’nın bizlere ve topluma karşı sorumluluğu değil midir?

Artık yaşamımıza bile mâl olan bunca sorunumuzu duymazdan, görmezden gelen iktidar, aslında her şeyi görmektedir ve bilmektedir. Yaşanan sorunları ne yazık ki pandemi döneminde çok daha belirgin olan SALGINı değil ALGIyı yönetmeye çalışarak, kendisini bir şeyler yapıyormuş gibi göstermeye çalışarak, yok saymaktadır. Bunun en son örneği de hekimlerin, sağlık çalışanlarının artık yoksulluk sınırının çok altına düşmüş; açlık sınırına kadar gerilemiş gelirleri ve özlük hakları ile ilgili düzenleme yapacağı iddiasıyla getirdikleri yasa tasarısıdır. Ancak yasa tasarısı TBMM’ye getirildiği gibi hızla geri çekilmiştir.  Daha önce Meclis'te bütün partilerin oybirliğiyle getirilen düzenleme, 11 Aralık tarihinde bir kez daha komisyona getirilmiş ve içtüzüğe aykırı olarak komisyon başkanının imzasıyla geri çekilmiştir.

Bizler tasarının yeterli olmadığını, bütüncül olmadığını, tüm sağlık çalışanlarını, tüm hekimleri kapsamadığını belirtirken bu teklif bile bize fazla görülmüş; ne zaman tekrar Meclis’e getirileceği, varsa eksiklerin yasa tasarısına eklenerek neden tamamlanmadığı gibi sorular havada bırakılarak usule aykırı bir şekilde geri çekilmiştir. Mecliste milletvekillerine iktidarın resmî olarak veremediği sözel cevap, emekli hekim maaşlarının bu düzenlemeyle çok yüksek olacağı ve bunun kabul edilir olmadığıdır.

Sağlık ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Yapılan işin niteliği, riski, eğitim düzeyi ve yoksulluk sınırı gibi daha birçok kriter ele alındığında yapılan düzenlemenin bile yetersiz olduğunu ifade ettik. Yapılan düzenleme ile hekim ücretleri yoksulluk sınırına bile ulaşamamaktadır. İktidara belirtmek isteriz ki emekli hekimlere vereceğiniz ücret yüksek değildir; çalışanlara verdiğiniz ücret düşüktür. Sağlık ekip işidir; ekibin her bir üyesi, insanca yaşayacak bir ücret ve güvenli çalışma koşullarında ekip olarak, iş barışı bozulmadan çalışmak istemektedir.

Ekonomi de sağlık gibi iflas etmiş durumdadır ve maaşlarımız açlık sınırının dahi altındadır. TBMM’de yaşanan bunca süreçte Sağlık Bakanı’na defalarca, yeniden yeniden seslenmemize rağmen ne yazık ki yine sessiz kalmış ve halen de kalmaktadır. Sorumlu olduğu çalışanların hakları için sessiz kalan bakan görevini bir kez daha yapmamıştır: İstifa bizlere vereceği en iyi cevap halini almıştır.

İktidara ve Sağlık Bakanlığına çeşitli açıklama, eylem ve yürüyüşlerle anlatmaya çalıştık yine söylüyoruz: Salgın döneminde yaşamımızı da ortaya koyup verdiğimiz emeğin böyle/daha fazla değersizleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Toplum sağlık hakkı; emeğimiz ve geleceğimiz için artık G(ö)REV zamanıdır.

Sağlıkta özelleştirmeci, hastanelerimizi satan politikalara karşı bu uyarı G(ö)REVi;

•  Koruyucu sağlık hizmetlerini savunmak içindir.

•  Emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir temel ücret talebimiz içindir.

• Güvencesiz, gerçekdışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verilmesi, güvenceli çalışabilme talebimiz içindir.

• Şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri, sağlıklı çalışma ortamları talebimiz içindir.

•  COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılması, her yıla 120 gün yıpranma payı içindir,

• Ek göstergelerin 3600’den 7200’e kadar kademeli olarak yükseltilmesi içindir.

Bu G(ö)REV emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır. Artık toplumun, sağlık çalışanların çığlığına kulak verilmelidir. Taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir. İktidar bilmelidir ki söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var.

Kısacası Emek Bizim ise Söz de Bizimdir!”

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık