29 Ekim, fener alayı ve konserlerle taçlandı..

Milas Belediyesi’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama programı çerçevesinde, 29 Ekim Cuma gecesi Güllük ve Milas’ta düzenlediği fener alayı ve konserler, Cumhuriyet Bayramı’nın coşkulu kutlamalarında zirve oluşturdu.

29 Ekim, fener alayı ve konserlerle taçlandı..
  • 01 Kasım 2021, Pazartesi 10:15

28 Ekim’de Ören’de yapılan fener alayı ve Pusula konseri, 29 Ekim Cuma günü de Güllük’te tekrarlandı. Güllüklüler, Başkan Tokat ve Belediye Başkan Yardımcılarının da katıldığı muhteşem bir kalabalıkla Fener Alayı oluşturdular. Meşaleler eşliğinde Güllük’teki Belediye Meydanı’nda toplanan Güllüklülere yönelik bir konuşma yapan Belediye Başkanı Muhammet Tokat, Cumhuriyetin toplumumuz için hayati olan önemine vurgu yaptı.

Başkan’ın konuşması sonrası Güllüklüler, Milaslı Pusula Grubumuzun şarkıları ve marşları eşliğinde coşkulu kutlamaya devam ederken, Başkan Tokat, Milas’taki Fener Alayı ve Konser için Güllük’ten ayrıldı.

Milas’taki Fener Alayı Salı Pazarı’ndan başlayarak Atapark’a kadar coşku içinde devam etti. Fener Alayı’na katılamayanlar, evlerinin pencere ve balkonlarından bayrakları ile kortejin coşkusuna katıldılar.

Kortej Atapark’a ulaştığında, burada bekleyen vatandaşlarla birlikte bütün alan doldu. Başkan Tokat, Fener Alayı sonrası burada yaptığı konuşmada, Cumhuriyet Bayramı’nın ülkemiz için hayati önemi üzerinde durarak, bu gün sahip olduğumuz ve son yıllarda büyük bir erozyona uğratılmış olsa da her şeye Cumhuriyet sayesinde ulaştığımıza vurgu yaptı.

Başkan Tokat’ın konuşması sonrasında, sanatçı Ali Altay, konserin son anlarına kadar meydanın coşkusunu ayakta tutan muhteşem bir konser verdi. Müthiş sesi ve yorumuyla, Mliaslılara unutulmaz bir gece yaşattı.

Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ın, 29 Ekim gecesi Milaslılara hitaben yaptığı konuşma ise şöyleydi:

“     28 Ekim 1923 Akşamı…

       Büyük Önder ve Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, kendinden emin ve gür sesiyle, ‘’Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz:’’ dedi.

       Değerli hemşerilerim, sevgili gençler;

       YARIN sözcüğü hiç bu kadar tarihsel önem kazanmamış ve içi hiç bu kadar dolu olmamıştı.

       Ertesi günü ilan ettiler de…

       Gençler;

       İlan edilen CUMHURİYET bir şekil değil, içi ilke ve kavramlarla dolu bir uygarlık hamlesiydi.

       Ve gücünü, tarihin en meşru savunma savaşlarından biri olan Kurtuluş Savaşı zaferinden alıyordu.

       Tüm dünyaya ve özellikle mazlum uluslara örnek olmuştu.

       Kayıtsız koşulsuz ulus egemenliğine dayanıyordu. Egemenliği gökten ve saraydan alıp millete veriyordu.

       Halkı ve bireyleri özgürleştiriyor, tüm ayrıcalıklara son veriyordu. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere herkesin sosyal yaşamda hak ettiği yere gelmesini amaçlıyordu.

       Laik ve devrimciydi. Çağdaş uygarlık düzeyini hedefliyordu.

       Yurtta sulh cihanda sulh esasına dayanıyordu.

       Tam bağımsızlıktan yanaydı, bunun için gerekirse ölmeyi emrediyordu.

       İşgal ve sömürüye karşıydı, antiemperyalistti.

       Fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür nesiller yetiştirmeyi amaçlamıştı.

       Üreten köylüyü baş tacı yapıyordu.

       Karma ekonomi ve planlı kalkınmayı seçmişti.

      Ağır sanayi dahil dünyanın en büyük kalkınma hamlesini başlatmıştı.

      Bir aydınlanma devrimiydi; bilimi ana rehber kabul etmişti.

      ‘’Ne mutlu Türküm diyene…’’ diyerek dünyanın en çağdaş ulusçuluk anlayışını benimsemişti.

       Anayasal düzende, kuvvetler ayrılığı esasına dayalı parlamenter sistemi amaçlıyordu.

       Ve en önemlisi kimsesizlerin kimsesiydi…

       Onun için Büyük Atatürk, Cumhuriyet için ‘’Benim en büyük eserim…’’ demiştir.

       Ve onun için 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı bizim en büyük bayramımızdır. Coşkuyla kutlamak hakkımızdır.

        Değerli hemşerilerim, sevgili gençler ;

       Cumhuriyeti hep birlikte özümsemek, korumak ve geliştirmek zorundayız. Çünkü en büyük eseri olarak bunu gösterdiğine göre, Atatürk’ün bize bıraktığı en önemli emanet budur.

       Peki bu emanet nedir? Cumhuriyet sözcüğünden ibaret bir şekil midir, yoksa ilke ve kavramlar bütünü müdür?

       Bir şekil olamaz… Çünkü dünyada kendisine Cumhuriyet deyip de demokrasi, özgürlük, halk egemenliği ve çağdaşlıkla ilgisi olmayan bir sürü devlet var. Atatürk herhalde böyle kötü bir yönetimi hedeflememiştir.

      Gençler ;

       Cumhuriyetimiz,yukarıda bir kısmını saydığım ilke ve kavramlar bütünüdür. Ve çok sağlam ve meşru temel ve hedefleri vardır. İşte anlamak, özümsemek, yaşatmak ve geleceğe aktarmak yüküyle sana bırakılan emanet budur.

        Evet Cumhuriyet Bayramımızı coşkuyla kutlayalım. Ama yalnızca kutlamak yetmez; anlamak ve anlatmak gerekir. Korumak ve kollamak gerekir. Yaşatmak ve geleceğe taşımak gerekir. İşte Türk Gençliğine Atatürk’ün bıraktığı ve güven duyduğu görev budur.

       Gençler ;

       Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına iki yıl kaldı. İkinci yüzyılında Cumhuriyetimizi, kuruluş ilkeleri temelinde demokrasi ve özgürlüklerle taçlandırma görevi ile karşı karşıyayız.

       Başlangıç hamlesiyle çağdaş dünyanın en güzel örneklerinden biri olan Cumhuriyetimiz birinci yüzyılında çok darbe aldı, amacından saptırıldı, içi boşaltıldı ve örnek olma özelliğini yitirdi. Karşı devrim girişimleri, darbeler, terör, dışa bağımlılık, bilimden uzaklaşma, yönetim zafiyetleri ile gittikçe çağın gerisine itildi. Öyle ki; dünyada anlaşılmayan, uzak durulmaya çalışılan, saygı görmeyen, yalnızlaşan bir yönetim haline geldi.

     Gençler ;

     İşte bu nedenle ikinci yüzyıla giderken Cumhuriyetimiz daha fazla korunma ve kollanma ihtiyacı ile karşı karşıya… Yaşadığımız sıkıntılar ve girdiğimiz çıkmazlar düşünüldüğünde Atatürk’e ve Cumhuriyete daha fazla sarılmalıyız. Bu noktada en büyük görev siz gençlere düşmektedir. Gençliğe Hitabe’deki sözleri ve seslenişi yeniden hatırlamanızı istiyorum. Lütfen tekrar tekrar okuyun…

     Atatürk’ün niçin Cumhuriyeti en büyük eseri olarak gördüğünü düşünün… Cumhuriyetin ilelebet payidar kalmasından, bir biçimi mi yoksa ilke ve kavramlar bütününü mü kasdetmektedir?

     Bu kadar çok savaş kazanmış, bu kadar yenilik yapmış, döneminde çok güçlü olan, hatta kendisine tüm çevresi bunu telkin etmesine, yani tüm koşullar uygun olmasına rağmen  neden diktatörlüğü değil de ulus egemenliğine dayalı Cumhuriyeti istemiştir? Üstelik etrafında ve ülkece Cumhuriyeti bilen ve isteyen hiç kimse yokken… Evet neden acaba?

     Bu kadar başarılı savaşlar yapmış, yaşamı neredeyse savaş alanlarında geçmiş olmasına rağmen niçin yurtta ve dünyada barışı haykırmış ve hatta zorunlu ve haklı olamadıkça savaşı cinayet olarak görmüş?

     Kuvayı Milliye ruhu nedir mesela?

     Neden Laikliği temel prensip olarak almış, neden bilimi ana referans kabul etmiş?

     Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmekte amacı neymiş?

     Neden karma ekonomiyi ve kalkınmada planlamayı seçmiş?

     Kadınlara ve gençlere neden bu kadar önem vermiş?

     Eşitlik adına Halkçılık prensibi ile neden ayrıcalıklara son vermiş?

     Hürriyet ve bağımsızlığı niçin bu kadar önemsemiş?

     Daha savaş sürerken neden Eğitim Kurultayı, İktisat Kongresi, Müzecilik Çalıştayı yapma zorunluluğunu hissetmiş?

     Ve en önemlisi neden Cumhuriyeti ve devrimleri siz gençlere emanet etmiş?

     Genç arkadaşlarım;

     Evet bunları çok düşünmeliyiz, iyice düşünmeliyiz… Hatta bugün yaşadığımız uygulamalar ile karşılaştırarak düşünmeliyiz. Bugün bize reva görülen yönetimle, Atatürk Cumhuriyeti’nin, ikinci yüzyıla girerken, getirildiği noktayı çok iyi kavramalıyız.

     Neden Atatürk’ün kurumları ve fabrikaları bu kadar hedef alınıyor? Neden bugün Diyanet Cuma Hutbesinde, her zaman olduğu gibi, yine Atatürk’e yer vermedi? Neden Atatürk’e dönük eylemler görmezden geliniyor? Neden ‘’Keşke Yunan kazansaydı…’’ diyenler baş tacı ediliyor? Bunları hep düşüneceğiz…

     İşte yurtsever, Cumhuriyet ve Atatürk aşığı Milaslılar olarak bu akşam hem bayramı kutlamak hem de bunları hissetmek için yürüdük ve burada toplandık. Balkonlarından eşlik eden ve hatta buraya gelemese de yüreği burada atan tüm hemşerilerimizle aynı duyguları taşıyoruz.

     Şartlar ne olursa olsun Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine kopmaz bağlarla bağlıyız. Bize bırakılan emaneti ve görevi çok iyi biliyoruz.

     Bize bir ülke ve Cumhuriyet bırakan Başta Büyük Önder ve Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm mücadele arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Önlerinde saygıyla eğiliyor, hayatta olanlara uzun ömürler diliyorum.

     Katılan, emeği geçen, destekleyen, gönlü burada bizle atan herkese teşekkür ediyorum.

     Cumhuriyet Bayramımızın 98.yaşı kutlu olsun.

     Sizi Ali Altay Konseri ile baş başa bırakıyorum.

     İyi akşamlar…”

          

 

      

 

HABERE AİT RESİMLER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık