Güneydoğu’daki ‘Süryani’ Köylerinden;  HABERLİ KÖYÜ / İDİL 

Bu kez Cizre’den İdil’e doğru yol alma gerekçemizi Süryani köylerini ziyaret etmek oluşturuyor.  Süryaniler derken, kadim bir halktan söz ediyorum.

Güneydoğu’daki ‘Süryani’ Köylerinden;   HABERLİ KÖYÜ / İDİL 

Hüseyin Avni KUNDURACIOĞLU

Asurluların, Sümerlerin, Aramilerin, Keldanilerin ve Babillilerin devamı olan bir halktan.  Üstelik Hristiyanlık inancını benimseyen ilk kavimden söz ediyoruz. Hristiyanlık öncesi çok tanrılı dinlerde de var olan Süryaniler, tek tanrılı dinle yani Hristiyanlıkla birlikte kimliklerini bulurlar. Birçok şehrin kuruluşunda Süryanilerin izleri çıkar karşımıza. Diyarbakır, Mardin, Urfa, Irak’ta ki birçok kent, Lübnan ve Suriye’nin bütün kentleri. Belki de bu yüzden ‘Süryani’ sözcüğünün ‘Suriyeli’ anlamını taşıdığı ileri sürülür. Suroyo/Suryoyo (Süryani) isminin Asur isminden türediğini savunan bir başka tez olduğu gibi, Arami kralı Suros’tan geldiği de bir başka düşünceyi oluşturur. 

Süryani sözcüğünün oluşma gerekçesi her ne olursa olsun, bütün bu tezler Süryanilerin Mezopotamya’nın kadim halklarından olduğunun göstergesidir. 

Anayurtları olan Ortadoğu coğrafyası başta olmak üzere, Dünyanın birçok yerinde yaşam süren Süryanilerin tahmini nüfusu 5 milyon olarak belirtiliyor. Ülkemizdeyse bir dönem en kalabalık Hristiyan topluluğunu oluştururken, günümüzdeyse yine tahmini 25 bin Süryani yurttaşımız bulunuyor. Yıllarca azınlıklara uygulanan planlı ya da plansız baskılar, Süryanileri Avrupa ülkelerine göçe zorlamış.  

 Anadolu’da üstelik anayurtlarını oluşturan coğrafyada var olmak, ciddi anlamda ‘direnmek’le eş anlamlı. Mardin-Nusaybin-Batman-Cizre dörtgeninde yani şu an bulunduğumuz coğrafyada yer alan Turabdin Dağı, Süryaniler için oldukça özel bir konuma sahip. Tanrıya İman Edenlerin Dağı’ anlamına gelen Turabdin Dağı’na yakın olan bu bölgedeki Süryani köylerinden Haberli Köyü’ne yöneldiğimizi, yol üzerindeki tabeladan anlıyorum. 

Ovadan ayrılan araç, hafif eğimli yoldan yükselerek köye ulaşıyor. 

Yine yörede ismi değiştirilen köylerden biri olan Haberli Köyü’nün asıl ismi ‘Basibrin’miş. Süryanice ya da Aramice olan Basibrin / Bsorino ‘Rüzgârlı yer’ anlamını taşıyormuş. 

Köyün hemen kuzey batısında ve bütün coğrafyaya hâkim bir konuma inşa edilmiş olan Mor Eşahyo Kilisesi’nin yarım silindir şeklindeki salonundayız. Taş bir yapı olan kilisenin görkemli konumuna yakışır bir şekilde, özenli bir salonun içinde olduğumuz fark ediliyor. Salonun duvarlarına işlenmiş ‘haç’ işareti, ahşap kürsünün üzerindeki kutsal kitaplar ve salonun yönünün baktığı yerdeki yüksekliğe (doğru olursa sahneye) yine özenle yerleştirilmiş kutsal figürler ilk dikkati çeken ayrıntılar benim için. İçinde bulunduğumuz bu Süryani kilisesi, ibadet mekânı olmanın ötesine giderek köy çocuklarına okul görevi de görüyor. Köyde bir ilkokul olmasına rağmen, buradaki eğitimin dini, sosyal ve hepsinden önemlisi dil yani Süryanice öğrenilmesi açısından köy çocukları için oldukça önemli.  

Bütün bu ayrıntıları, kilisede eğitmenlik görevi yapan Besim’in aktarımından öğreniyoruz. Zayıf bedenini dayadığı kürsüden, meraklı bütün sorularımızı ya da duymak istediklerimizi o kadar sakin aktarıyor ki, bir eğitmenden daha çok din adamı sanırsınız. Elbette içinde bulunduğumuz mekânın kutsallığı da, sözcüklerin boşluğa daha yumuşak düşmesini sağlıyor. 

Besim, köyde şu an 24 ailenin yaşıyor olmasının ötesinde, köyün verdiği çok fazla göçü ve buna rağmen göç edenlerin köylerine olan düşkünlüğünü, kilisenin 1951’de ciddi bir onarım gördüğünü, komşu Kürt köyleriyle ilişkilerini ve köye yerleşmek isteyen başka etnik ailelere olan bakış açılarını tek tek aktarıyor.  

Besim’in sakin aktarımından köyüne olan sevgisini hatta aidiyet duygusunu hissetmemek olanaksız. 

Haberli Köyünde şu an 24 mesken olmasına karşın 25 de kilise olduğunu öğrenince, köyün geçmişinin canlılığı anlaşılabiliyor. Öte yandan bu köy 3 patrik, 3 patrik yardımcısı ve 31 metropolit çıkarmış. Bu basit sayıların köyün sosyal, siyasal ve kültürel zenginliğini ortaya koyması açısından önemli olduğunun altını çizmeliyim.  

Kilisenin içinde yer alan vaftiz odasına doğru yöneldiğimde, tütsü için buhurdanlık ve özenle asılmış beyaz önlükler dikkati çekiyor. Beyaz önlüklere işlenmiş sırmalar, önlük sahibinin konumu ya da cinsiyetini belirliyor. Zira kilisede kız ve erkeklerden oluşturulmuş koronun giydiği bu beyaz giysiler, önemli günlerde ilahi söylerken kullanılıyormuş. Elbette Pazar ayinlerinde de. 

Vaftiz, Hristiyanlığa geçişin önemli bir ritüeli. Çocuk, Hristiyan anne babadan doğsa bile Papaz tarafından yıkanıp vaftiz edildiği an Hristiyan olabiliyor. İçinde bulunduğumuz Mor Eşahyo Kilisesi’nde vaftizin gerçekleştiği bölümden bahçeye çıkıyoruz. Keskin bir sıcağın dövdüğü bahçenin ortasındaki ağacın gölgesine sığınmış yedi-sekiz çocuğun meraklı ama bir o kadar da keyifli yüz ifadeleri ile karşılaşıyoruz. Pek misafire alışık olmadıkları için, sakin köylerini canlandıran minik grubumuz elbette ilgi alanları oluyor. Gabriel, Adar, Michael ve diğerleriyle yaptığımız küçük sohbette Süryanice üzerine sorularımızı da yanıtlıyorlar. En eski dil olan Süryanice, İsa Mesih ve havarilerinin konuştuğu bir dildir aynı zamanda.  

Konuşuyoruz, gülüşüyoruz ve hatta dertleşiyoruz. Sonrasında da köyün sokaklarına dalıyoruz. Hep beraber tabi ki. 

Öncelikle altını çizmek isterim ki, Haberli Köyü’nün sakinleri kendi inanç ve kültürlerini yaşatıyorlar. Hem de inatla. Bütün ötekileştirilmeye ya da yalnızlaştırılmaya rağmen. 

Köy sokakları altyapı çalışmaları yani su ve kanalizasyon borularının değişiminin kargaşasını yaşıyor. Bütün bu çalışmaları köy ahalisi gerçekleştiriyormuş. Elbette masrafını da. Köyün hemen girişinde yer alan kahvehane tarzı dinlenme mekânı da, yine köy ahalisinin imecesiyle yapılmış. Bitmek üzere olan ‘yaşlılar evi’ köyün en anlamlı inşalarından biri. Yine köy ahalisinin emek ve katkılarıyla gerçekleşen bu bina, köyde yalnız kalanlar için bir güvence olması düşünülmüş.  

Tarım ve az da olsa hayvancılık köyün geçim kaynaklarından. Aşağıda görülen badem ağaçları ve mercimek tarlaları tarımın en önemli nirengi noktalarını oluşturuyor. Eskisi gibi olmasa da üzüm bağları yine köy için oldukça önemli. ‘Bakari’ cinsi üzümün sadece köylerinde yetiştirildiğinin altını çiziyor, Besim. 

Köyden sessizce ayrılıyoruz.  

Haberli Köyü, sonrasında uğradığımız Sare ve Öğündük Köyleri, bölgenin bütün sıkıntılarına rağmen zengin bir kültürün mirasçıları olarak yaşıyorlar. Üstelik Süryaniliğin inanç ve kültürlerini yaşatarak. 

Tam altı bin yıl öncesine dayanan tarihleriyle, bir ‘dünya mirası’ olduklarını bilerek ayrılıyorum, coğrafyadan.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık